Papa’nın Ermeni Yalakalığı!

Abdulhamit Han’ın idaresindeki Osmanlı İmparatorluğunun kan kaybettiği, dışarıdan aramıza ajan olarak sokulanların, birçok toprağımızın elimizden hilelerle alındığı yıllara denk gelen ve şanlı tarihimize kara bir leke olarak sürülmek istenen alçaklıkların en aklımıza gelen bir ihanettir Ermeni Soykırımı diye iddia edilen olay!.

İlk bedelini Ermeni Soykırımını kullanan İngilizlerin kurnazlıklarını sergiledikleri Lozan Masasında fazlasıyla ödemiştik zaten İsmet İnönü sayesinde!.

Daha sonra Orhan Pamuk isimli Nobel etiketi meraklısı bir yazarımızın sadece ismini dünyaya duyurmak için “Yüz Bin Ermeni Öldürdük” gibi ihanet dolu satırlarının dünya kamuoyunda yankılanmasıyla bu ihanete bir kez daha maruz kalmış olduk geçtiğimiz yıllarda!.

Kuvvetle muhtemel; Pensilvanya’daki “Takkeli Şeytan”ın da Hrant Dink cinayetini ülkemiz adına sinsice işletmesinden sonra Ermeni Soykırımını işlediğimiz tescillenmiş oldu tek taraflı olarak!.

Sonrası malumunuz; “Hepimiz Ermeniyiz”cilerin sahnelerde yerini alması, milliyetçilik denilince mangalda kül bırakmayan provokatörlerimizin de kazanın altına odun taşımasıyla iyiden iyiye bu iftira ile karşı karşıya kaldık!.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ermeni mevkiidaşına defalarca “Arşivlerimizi Karşılıklı Açalım” diye çağrılarda bulunsa da; aslı astarı olmayan Ermeni Soykırımı palavrasını kullanan muhattap taraf sadece sözlü iddialarıyla alacağı tazminatın hesaplarını yaptı sadece!.

İşin ilginç yanı ise; ülke ekonomimizi düzlüğe çıkarmaya başladığımız tarihten itibaren bu mesnetsiz söylemlerin ayyuka çıkmış olması ve 80 yıl boyunca bizlere şamaroğlanı muamelesi yapan Batı güçlerinin de bu sayede Ermenistan ile ülkemizden nemalanla muhasebesi tutması!.

Katiamın gerçek yüzüne gelince; Osmanlı askerlerinin savaşa katılmak için kadın ve çocuklarını köylerde bırakıp cepheye gittikleri sırada, kahpeliğin daniskasını yapan Ermeniler köylerimizi basarak savunmasız kadın ve çocukları çeşitli işkencelerle katletmişlerdir!.

Öylesine vahşi bir katliama imza atmışlardı ki; annesi ve kardeşleriyle duvara çiviledikleri bir kız çocuğunun sesinden rahatsız olup, duvara asılıyken işkencelere dayanamayıp can veren annenin memesini keserek ağlayan kız çocuğunun ağzına sokarak susturmuşlardır!.

Yine öldürülen annesi için ağlayan bir çocuğun kafasını keserek top oynadıkları, çarmıha gerdikleri kadınların derilerini canlı canlı yüzdükleri, hamile kadınların karnındaki çocuğun cinsiyeti için iddiaya girip oracıkta hamile kadınların karınlarını yarıp tutuştukları iddiada kazanıp kazanmadıklarını kahkahalar atarak ıspatmalışlardır!.

Zamanın insan hakları heyetleri tarafından da yaptıkları katliamlar raporlanarak savaş kurallarını ihlal ettikleri için Osmanlı devletine bugünün parasıyla trilyon dolarlara eşdeğer savaş tazminatları ödemeye mahkum edilmişler ama bu tazminatlar Lozan Barış Antlaşmasına gönderilen İsmet Paşa tarafından hibe edilmiştir!.

Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Arşivlerimizi Açalım” çağrısına kayıtsız kalmalarının sebepleri de bunlardır ve haksız çıkacaklarını iyi bildikleri için arşivlerini açmak yerine uluslararası yaptırımlara kıçlarını dayıyorlar!.

Zaten 26 Şubat 1992 yılında yaptıkları Hocalı Katliamı’ndan da ne halt yedikleri ve kuduz köpekler gibi insanlara nasıl saldırdıkları da gün gibi ortadadır bu vahşi insan müsvettelerinin!.

Bugün sözümona Ermeni Katliamını destekleyen Papa isimli şerefsizin tarafsızlığı hakkındaki görüşlerini tartışmaya gerek bile yok!.

Köpekliğini yaptığı Fransa’nın Cezayir’de işlediği insanlık ayıbını, Amerika’nın sömürmek için girdiği ülkelerdeki insan kasaplığını, Hafız Esad’ın yaptığı kıyımları, Beşşar Esad’ın hala işlemeye devam ettiği kimyasal cinayetleri, İngiltere’nin amiralliğini yaptığı katliamları bir defa ağızlarından duydunuz mu şu bugüne kadar o bitli papakları takan Papa olacak dürzülerin!.

Kendi projeleri ve has adamları olan Selanikli Deyyusun Dersim’de Kürt halkını bombalarla “Manevi Kızım” dediği o kahpeyi kullanarak katlettiğini, silah arkadaşı olan diğer itin gizli kapaklı binlerce cana kıydığını kınayan bir tek sözlerine şahit olan var mı aramızda!.

Terörle, Faizle, kanlı darbelerle belini bükmeyi beceremedikleri Türkiye’yi Pensilvanya’daki “Kainat İmamı” lakaplı o deccalla bükmeyi denediler ama yine beceremediler ve şimdi de uluslararası yaptırım senaryolarını devreye sokarak amaçlarına ulaşma hesapları yapıyorlar anlayacağınız!.

Dışardaki Papalar ve içimizdeki Orhan Pamuk gibi gizli kardinallerin işbirlikleriyle kimseye boyun eğecek bir Türkiye yok artık, belki bundan önceki iktidarlarda bu palavralarını yutturup haklı çıkabilirlerdi ama bu saatten sonra sadece şizofrenik söylemlerde kalır bu şerefsizce iftiralar!.

Mesele soykırımların hesabını sormaksa eğer; Allah’a şükürler olsun bizden olan hiçbir devlet büyüğü şu ana kadar bir insanlık suçuna karışmamıştır ve dilini, Dinini, ırkını, mezhebini gözetmeden insan yada nesne olan herşeye “Yaradılanı yaradandan Ötürü Severiz” muhabbetiyle bakmıştır!.

Biz dünya da bu çirkin iftiraların atılabileceği son millet bile değilken; bize bu alçaklıkların reva görünmesine sebep olan Türk Kimlikli İt Soylarına da bunun hesabını sormak boynumuzun borcu olsun!.

Selam ve Dua ile

Terörist bataklığını kurutmanın bir yolu: Millileşmiş Eğitim

Yaklaşan genel seçim arefesinde ülkemizde olup biten menfi hadiseler psikolojik olarak hepimizi derinden etkilemekte. Doların yükselişi, ülkemizin büyük bir bölümünde etkili olan sebebi tam olarak da açıklanmayan elektrik kesintisi, çözüm süreci bir şekilde yolunda ağır aksak devam ederken( Bu süreci terör örgütünün emir aldığı yerler istemediği için süreci örgütün ve siyasi uzantılarının sabote edeceğini daha evvel de ifade etmiştim.) terör örgütünün maşa olma durumu askıya alındığı için uzun yıllardır bekletilen ve şimdi kullanılmaya başlayan başka taşeron sol örgüt DHKP-C’nin sahneye sürülmesi ve İstanbul’da görevli Cumhuriyet Savcımızın şehit edilmesi hadisesi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne silahlı saldırı olayı bizi ziyadesiyle üzdü.
İçimizde asırlardır varlığını devam ettiren besleme hainlerin, doğum büyüdükleri vatanlarına ihanetinin temelinde, onları besleyen ve son kullanma tarihleri dolmadan ülkemiz üzerinde hesabı olanlar tarafından kullanılmaya devam edileceklerini hepimiz biliyoruz. Besleme hainleri tespit etmek, inlerinde yakalamak, militanların terör eylemini gerçekleştirdikten sonra olması kabul edebileceğimiz bir durum değil,kervan yolda düzülür mantığından vazgeçilmelidir artık.
Terör örgütü mensuplarının profili incelendiğinde eğitim sistemimizi tekrar gözden geçirmemiz gerektiğini, eğitim sistemimizi “MİLLî” hâle getirmemiz gerektiğini söylemek zorundayım. Yap-boz tahtası haline gelen eğitim sistemimizi millileştiremediğimiz için terör eylemlerine katılan militanlar, üniversite öğrencisi,üniversite mezunu olanlar. Geçenlerde okuduğum haberlerde Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi,bir polis memurumuzu şehit eden militan Suriye’de Ayn-El Arab (Kobani) şehrinde öldürülmüş. İstanbul’daki Emniyet Müdürlüğü’ne saldırıyı düzenleyenler de savcımızı şehit edenler de üniversite tahsili alan militanlar. Bütün bunlar göz önüne alındığında ilkokul sıralarından üniversiteye kadar elimizde olan öğrencilerimizi milli ve manevi hassasiyetlerle yetiştiremediğimiz ortadadır. Milli ve manevi değeri olmadan yetişen insandan her türlü kötülük beklenir,MEB yetkilileri ve devlet erkanı bu çok önemli mesele üzerinde ciddi ciddi kafa yormalıdır,bizzat sahada çalışan eğitim-öğretim mensuplarından fikir alınmalıdır ve sahadan gelen bu fikirler ciddiye alınmalıdır, öğretmen yetiştirme programı ve öğretmen atama yolu gözden geçirilmelidir. Ülkemizin her köşesine değerleri olan devlet görevlileri seçilerek görevlendirilmelidir,önemli görev ve makamlara toptancı zihniyetle “bizden olanlar,bizden olmayanlar” ayrımı yapılmamalı, liyakat ve değerler mevzuunda hassas olunmalıdır. Ülkemizdeki ihanet bataklığını milli olacak eğitim yoluyla,uzun zaman alsa da ,kurutmak mümkün.
Şer odaklarının bir nevi övgücüsü gibi tutum sergileyen bir kısım medya ve siyasi partilerin bazılarını da görmezden gelmemek gerek. Halkın değerlerinden uzak, milletine düşmanca tutum sergileyen, teröriste terörist diyemeyenleri bu millet gömüyor tozlu raflara,ülkesine kötülük tezgahlayanları alkışlayanları gömüyor seçim sandığına.
Yöneticiler geçicidir,devletmiz ve milletimiz bakidir,şer odakları hiçbir dönemde kirli emellerine ulaşamayacaklardır, Allah devletimize milletimize zeval vermesin.

Başkanlığa ramak kala!.

 

 

Türkiye’nin en büyük sınavı olan ve ayağımızdaki prangalarla boynumuzdaki paslı zincirlerden kurtulmamıza sadece 2 ay kaldı!.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tabiriyle “İki Ayyaş”ın koca bir ülkeyi parçalayarak Avrupalı Çakallara dağıttığı, önlerine gelen gavura el pençe durarak söylediklerini emir telaki ettiği, Yahudi ajanların katılımlarıyla belimizi büken imzaların atıldığı, birliğimizin beraberliğimizin bozulması için stratejik noktadaki bütün mahremlerimizi yöneten düşmanlarımızdan kurtulmanın miladı olacak bir seçim yarışındayız!.

 

Abdulhamit Han zamanından sonra kurulan düzenin tek parti fırkasıyla ülkeyi yönetmesinden sonra geçtiğimiz demokrasiyi kendi kurdukları sistem ve formata göre yöneten, istedikleri gibi at koşturan, sistemlerine aykırı olduklarını düşündükleri parti yada kurumları anında alaşağı eden sivil cuntadan kurtulmanın refahına ereceğiz bu seçimlerde!.

 

Her iktidar partisinin döneminde olduğu gibi bu dönemde de atılıp tutulan palavraları, yürütülen kampanyaları, kurulan tezgahları kah kafamız karışık izledik kah gülerek ve dalga geçerek izledik son iktidarın olduğu dönemde!.

 

Her türlü algı operasyonuna, şantaja, dublaja, montaja, ustaca kurgulanan oyunlara rağmen bugünlere kadar gelebildik çok şükür!.

 

Milleti aşağılayan, küçümseyen, olmadık lakaplar takan hatta daha ileri gidip Allah’tan gelen felaketleri bile “Müstehak” gören karaktersizlerin kinlerine, doğal afetleri hocaları olarak ilan ettikleri kolpalara bağlayan gerizekalıların saçma sapan ithamlarına,  başörtüsü düşmanlarının şirin müslüman numaralarına, Din tüccarlığı yapan sahtekarların kapı kapı dinsizler için oy topladıklarına şahit olduk zaman zaman!.

 

Velhasıl Kelam; hepsi gelip geçti ve at izi ile it izi birbirinden ayrıldı nihayet, herkes safını belli ederek düşüncelerini kısmen de olsa yapılan anketlerle ortaya koydu bir bakıma!.

 

Sıralamalarını ve puanlarını bizzat kendilerinin yazarak servis ettiği anket sonuçlarıyla halk üzerinde algı etkisi yapmaya yeltenselerde, Haziran’da çıkacak sonuçlardan kendilerinin de memnun olmadığı ve aba altından sopa göstererek açıktan veya imalı olarak milleti tehdit yoluyla kanalize etmeye başladılar bile!.

 

Kimisi baraj altında kalma enişesini gizleme gayretinden yorularak “Zorunlu Din Dersleri Kaldırılsın” açıklamaları yaparak talip olduğu Kürt vatandaşın oylarından umudunu yitirip Alevi vatandaşların oylarını devşirme telaşına düştü, kimisi zorunlu aslerlik eğitimini yaz aylarına denk getirerek öürencileri kandırma hesapları yaparken siyaset arenasını komedi sahnelerine çevirdi, kimisi de felaketlere sürükleyip 3.5 yıl zor dayandıktan sonra kaçtığı hükümetin Başbakan yardımcısı olduğunu unutup felakete doğru gittiğimiz yönünde deli saçması açıklamalarla bizleri hayertler içinde bıraktı!.

 

Devraldıkları 80 yıllık enkaz ülkeyi nerelere getirdiği her birey tarafından çok iyi bilinen AK Parti seçim propagandasını ürettiği ve hizmete sunduğu hizmetlerle yaparken; Pensilvanya’daki “Takkeli Şeytan”ı Kainat İmamı ilan edenler, ulu orta memleketin savcısını odasında rehin alıp kafasına kurşun sıkanlara “Terörist” diyemeyenler, nihayete ermek üzere olan “Çözüm Süreci”ni akamete uğratmak isteyenler gördükleri her kameranın karşısına geçip şovmenlik yapma derdine düşmüşler!.

 

Kendi aralarında yaptıkları önseçimlerde bile bir birlerine manik atanlar, seçim sonrası alacakları kesin olan hezimetli sonuçlardan dolayı başkanlık koltuğunu tehlikeye atmamak için genel kurul tarihlerini çakallık yaparak seçim öncesine alanlar, sırf Recep Tayyip Erdoğan’ın mimarı olduğu Çözüm projesine destek verdikleri için dava arkadaşlarını satanlar topyekün bir araya gelip yapabildikleri en iyi siyasetin “İhanet” olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiler!.

 

Bırakın siyaset ve politika anlamında bir araya gelmelerini; bir terör örgütünün şerefsizce katlettiği savcı Mehmet Selim Kiraz’ın cenaze merasiminde bile milletin acısına ortak olmayı becemedi soysuzlar!.

 

Anlayacağınız; Yunanların denize dökülmesi, İngilizlerin Çanakkale’den püskürtülmesi, Ermenilerin kovalanması falan kuyruklu bir palavradan ibaret!.

 

Kimseyi Dininden, etnik kökeninden, coğrafyasından, İnancından, bakış açısından dolayı dışladığımız yok ama; bu seçimler vatanını sevenlerin ve vatanına ihanet edenlerle işbirliğinde olanların seçimi olacak!.

 

Tabiri Caizse; Olimpos Dağı’nın çocuklarıyla Hira Dağı’nın çocukları seçime gidecek!.

 

Selam ve Dua ile..

Lanet olsun insanlığınıza!

 

 

Aslen Siirtli, İmam Hatip Mezunu hayatın hemen hemen bütün zorluklarını çekerek savcı olmuş, katip olan babasına layık bir evlat olmak için hem okumuş hem de terzilik yaparak hayatını kazanmış bir Anadolu çocuğuydu Merhum Savcı Mehmet Selim Kiraz!.

 

Ne işadamlarını haraca bağlayarak Dubai’de 5 yıldızlı tatiller yaparken duymuştuk  adını, ne adliye önlerinde terör örgütlerine hizmet etmek için bildiriler dağıtırken kameralara pozlar vermişti, ne 28 Şubat gibi sancılı dönemlerde Kudretli Paşalara yalakalık olsun diye görevinden istifa edip Paralel medyanın maşası olduğuna şahit olmuştuk, nede maaşını devletten emri Pensilvanya’dan alarak kendi ülkesine kumpaslar kurmaya çalışmasına şahit olmuştuk!.

 

Birkaç ay önce Berkin Elvan davasına bakması, Berkin Elvan üzerinden devletin mi yoksa devleti yokmaya çalışanların mı haksız olduğunu aydınlatmak için müdahil olmuştu bu reklam malzemesi yapılan davaya!.

 

Dün odasında iki yüzü maskeli DHKP-c’linin kancıkça saldırısı sonucu şehit oldu Savcı Mehmet Selim Kiraz!.

 

Hani şu meclisi yüzü maskeli terörüstler için kilitleyen, yüzü maskeli teröristleri alınlarından öpen, onları ekranlarında ve sayfalarında çarşaf çarşaf meşru göstermeye kalkan şerefsizlerin savundukları it soyları tarafından Şehit edildi!.

 

Rehin alındığı andan itibaren kimlerin memleketin yanında olduklarına, kimlerin dış destekli bu azılı teröristlere arka çıkarak devleti yerle yeksan etmelerine hep beraber şahit olduk!.

 

CHP lideri her zaman ki gibi buradan bir rant çıkarmanın hesaplarını yaparken, MHP lideri de kendisine yakışanı yapıp CHP’nin kuyruğuna takılarak önümüzdeki Haziran seçimleri için baraj altında kalmama hesaplarına girişerek devletini ateda sattı!.

 

HDP’yi konuşmaya yada yazmaya gerek bile yok, zira DHKP-C denen örgüt kendilerinin şehir yapılanması olmakla beraber, PKK’ya taşeronluk görevi yapmaktadır zaten!.

 

Doğan Medyası ve Paralel Yapı aldıkları talimatlarla ateşe benzin dökerek amacına ulaşma konusunda yine sınıfta kaldı maalesef, zaten yaptıkları kin ve öfke dolu haberleriyle savcı Mehmet Selim Kİraz’ı rehin alanları haklı gibi göstermekle gerçek yüzlerini ortaya ziyadesiyle koydular!.

 

Dün memleket olarak ağır bir sınavdan daha geçtik; her seçim öncesi olduğu gibi yine herkes gerçek yüzlerini, karakterlerini, devlet anlayışını, vatam millet sevdasını halka en iyi şekilde yansıttı!.

 

Bugün Eyüp Sultan Camii’sinden savcı Mehmet Selim Kİraz’ın naaşı kaldırıldı ve Belçika’daki üslerinden aldıkları emirle koca devletin savcısını infaz eden DHKP-C’lilerin suç ortakları olan, devleti hedef gösteren, hırsından adeta köpekleşen karaktersiz kişiliklerden hiç birisi savcısını uğurlamaya gelmedi!.

 

Savcı Mehmet Kiraz’ı katlederek, Vatan Caddesindeki Emniyet Müdürlüğüne kuduz köpekler gibi saldırarak, Kamu görevlilerini tehdit ederek bu devleti yıkmaya çalışanlar; biz bu memleketin bir Başbakan’ı darağacına yolladık, bir Cumhurbaşkanını zehirlerle feda ettik ve binlerce gencimizi dağlarda kurban verdik!.

 

Karşınızda zoru görünce başında olduğu devleti ağababalara satan devlet büyükleri yok, atılan palavralara kanıp devletini peşkeş çeken vatandaşlar yok artık, o eski Türkiye’yi geride bıraktık ve sonuna kadar devletimizin yanındayız!.

 

İki tarafta eteğindeki taşları döksün ortaya; bir tarafta devletine savaş açan kanı ve sütü bozuklar, diğer tarafta Recep Tayyip Erdoğan’ı Abdulhamid Han’ın yalnızlığına bırakmamaya and içmiş Osmanlı evlatları var!.

 

Savunmasız bir insanın kafasına 3 mermi sıkmakla, koynunda sakladığın kaleşnikof silahı verdiğin selamı almak için tebessüm edene doğrultmakla, kahpeler gibi yüzünü paçavra parçalarıyla kamufle ederek, çoluk çocuğu kobay gibi kullanmakla Devrimci olunmaz!.

 

Devrimci dediğin; mertçe haksızlığa baş kaldırmaktır, hakkı istila edilene sahip çıkmaktır, halkına milletine, devletine sahip çıkmaktır, sizin o alçakça pusularınıza EyvAllah diyecek şerefsizleri bir ne adamdan sayarız nede göz yumarız!.

 

Hodri Meydan; sizin vurduğunuz yere belki birkaç dikiş atarlar ama bizim vurduk mu üzerinize toprak atarlar!.

 

Bu Böyle Bilinsin!!!