Son tango !.

Sakın Can Dündar denen Vatan Haininin başarılı bir gazeteci, iyi bir araştırmacı, şapka çıkartılacak bir haberci olduğunu falan düşünmeyin bugünkü Cumhuriyet Gazetesinin manşetindeki resimlere bakınca!.

Onu kusursuz bir avcı zannetmeyin!. Sadece avcının kahpece vurduğu avını sahibine getiren iyi bir av köpeği olduğunu ıspatlamış oldu bugün altına imza attığı ihenet haberiyle!.

Onun namuslu ve ilkeli bir basın mensubu olduğunu zannetmeyin!. O 90 yıllık Cumhuriyet tarihinin son 80 yılına damgasını vurmuş kan emici vampirlerin, kalpazanların, uyuşturucu ve silah tüccarı ağababalarının kendisine verdiği görevi yerine getirmiş oldu yaptığı kalleşlikle!.

Onun karakterli, onurlu bir Türk vatandaşı olduğunu zannetmeyin!. Emdiği sütün, taşıdığı kanın, bozuk mayasının kanla kazanılmış topraklarımızda mücadele ettiğimiz, savaştığımız, göğüs göğüse cenk ettiğimiz o kahpe gavurların ırkından olduğunu kanıtladı bugün Yüce Türk Milletine!.

Onun hayırlı bir evlat olduğunu zannetmeyin!. Anasına, babasına, atasına, yedi sülalesine, gelmişine, geçmişine, soyuna, sopuna ağza alınmayacak küfürler ve Arş-ı Ala’ya yükselen Beddular ettirecek kadar hayırsız ve soysuz olduğunu herkese kanıtladı bu akşam!.

Tam 1.5 yıl önce Pensilvanya’dan gelen ihanet emriyle kendi askerine silah doğrultup diz çöktürecek kadar şerefsiz birkaç cübbeli gangısterin oyununa alet olan aydın kimlikli karanlık kişilerin son tangosuydu bugün!.

Ellerinde; kullanmak için aylarca beklettikleri ihanet görüntülerini kavak ağaçlarıyla süsleyerek füze görüntüsüne büründürerek milleti salak yerine koydular Can Dündar denen karakter yoksununu kullanarak!.

Zamanlamaları da çok manidardı; Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu’nun sahneye çıkıp Diriliş bombasını patlatma anına denk getirdiler bilerek!.

Amaç; 1.5 yıl önce ellerine geçtiğini iddia ettikleri görüntüleri seçim arefesinde kullanarak AK Parti’yi itibarsızlaştırıp hayal ettikleri koalisyon hükümetini kurdurmak ve 7 Haziran sonrası bir 27 Mayıs darbesine daha Cumhurbaşkanını Başbakanı MİT Müsteşarını asarak imza atmaktı!.

Böyle bir ahanetin hazırlıklarını aylar öncesinden savcı Celal Kara ile Can Dündar’ın gizli buluşmasından tahmin etmişti zaten o görüşmeye şahit olanlar!.

Cemaat son kozunu da oynayarak kendi hakkındaki idam hükmüne karar vermiş oldu ve kalemini kendi elleriyle bizzat kırdı!.

Bir bataklıkta kurtarılmayı bekleyen masum ceylan gibi oldu artık Fethullah Gülen, kendisini kurtarmaya çalışanlar da sözümona insanlık ve demokrasi dersi vererek göz boyamaya çalışan çakallar!.

Onlar GÜlen’i bu bataklıktan kurtarıp kendilerine kahramanlık payı biçmeye çalışıyorlar, Gülen de kendisini kurtarmaya çalışanları bataklığının içine çekerek canını kurtarmaya çalışıyor!.

Yani; “Düze Çıkalım” derken herşeyi berbat edip yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar anlayacağınız!.

Kİmler mi; Cemaatin maşaları, Fethullah Gülen, Aydın Doğan, KOÇ, TÜSİAD, CHP, MHP, HDP, DHKP-C, Kemalistler, Ulusalcılar ve isminin başına kendisiyle alakası olmayan T.C. yazılı sahtekarlar!.

Cumhurbaşkanına “Malezya’ya Kaçacak” diyenlerin çoğu kaçtı ve son kalanlar da 7 Haziran seçimlerini bekliyor, inanın seçimlerden sonra bir çoğu tekrar kaçacak ve yaptıkları bu şerefsizlikler sacece yanlarına kar kalacak!.

Deyim yerindeyse; “Bir Zamanlar Buralar Hep Dutluktu” diyen amcalarımız gibi “Bir Zamanlar Buralar Hep Vatan Haini Doluydu” diyeceğiz kaçmaları engellenemezse!.

Selam ve Dua ile..

Onlar konuşur Biz yaparız

Recep Tayyip Erdoğan’ın sadece İmanı, Ahlakı ve Allah’a olan inancı Muhammed Mursi’ye benziyor!.

Recep Tayyip Erdoğan’ın kaderini Muhammed Mursiye benzetmek gibi bir aptallık yapmayın sakın!.

Zira; bu zaman Recep Tayyip Erdoğan gibi yüzde 52 halk oyuyla seçilip düzmece mahkemelerle asılan Adnan Menderes zamanı değil!.

Bu insanlar da; yüzde 52 halk oylarıyla Cumhurun başına getirilen Recep Tayyip Erdoğan’a sahip çıkmayacak kadar sündürülmüş ve kandırılmış yüreksiz insanlar değil!.

Bu devir; CIA’nın, MOSSAD’ın, FBI’nin, Gülen Cemaati’nin, Postallı Ueşil Kurbağaların, Osmanlı Darbecisi CHP’nin, İnönü Maşası Türkeş’in devri hiç değil!.

Bu dava adamları; emri Avrupa Birliği Çakallarından, Amerika’dan, Türk Kılıklı Vatan Hainleri’nden, Para Babaları’ndan, Faizci Kalpazanlar’dan, Sadık Gavur Köpekleri’nden alan dava adamları değil!.

Bu gençler; Üniversitelere başkaları tarafından atanan satın alınmış dekanların beynini yıkayıp meydanlarda maymun gibi oynattığı gençler değil!.

Bu Müslümanlar; emanet sarık takıp cemaati galeyana getiren sünnetsiz fitnecilerin birbirine düşürdüğü o aptal Müslümanlar değil!.

Kısacası Bu Halk; Laikçilikle, Halkçılıkla, Milliyetçilikle, Cumhuriyetçilikle, Ulusalcılıkla, Çakma Devrimlerle, İki Yüzlü Sahtekâr Kahramanlarla bir asır sonra uyanan Osmanlı’ya ihanet edecek kadar şerefsiz ve aptal bir halk değil!.

Aklınızı başınıza alın; sizin vurduğunuz yere birkaç dikiş atarlar, biz vurduk mu üzerinize toprak atarlar Vesselam!!!

Selam ve Dua ile..

İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun!!!

“Senden Geldik, Dönüş Ancak Sanadır” anlamına gelen Bakara Suresi’ndeki bir Ayet-i Kerime’nin ayeti hasıl oldu din gece!.

Kenan Evren; “İki Ayyaş”ın çakma devrimlerine ayak uydurmayanları en kanlı şekilde cezalandırdıkları cezalandıranlardan sonra Türkiye’nin gördüğü 3. eli kanlı Kanlı Darbecisi olarak tarihe geçti dün akşam ölümünden sonra!.

“Neden Türkiye Kaosun Koynunda İnim İnim İnlerken, Binlerce İnsan Gece Yarıları Evlerinden Sapasağlam Çıkıp Sabah Bir Çöplükte Ölü Bulunurken Yönetime El Koyup Ülke Selahiyetini Sağlamadınız” diye soran gazeteciye niyetini belli eden o tarihi “Darbenin Oluşması İçin Gerekli Şartların Oluşmasını Bekledik” cevabını vermişti!.

Yani; kimlerin maşası olduğunu, insanların birbirlerini öldürmesi için kimlerden emir alıp sustuğunu, kardeş kavgalarına kimlerin talimatıyla göz yumduğunu verdiği cevapla dile getirmişti Evren!.

Kimlerin kanı yoktu ki ellerinde, kimlerin ahı kalmadı ki boynunda ve kimlerin Arş-ı Ala’yı titreten Beddulalarına muhattap olmadı ki Kenan Evren!.

Berfo Nine ömrünün son 30 yılını oğlunun kemiklerine kavuşma hasretiyle geçirdi, nişanlısına ölümünden sonra başkasıyla saadet dileyen gencin sözleri düğümledi boğazları, yaşı tutmayan gençler için kurulan darağaçları yürekleri yakıp kavurdu adeta!.

Kendi Acısını Hisseden Canlı, Başkasının Acısını Hisseden İnsandı fıtrat üzerine ama; yıllarca yaptığıyla övünür gibi insanların gözlerine baka baka “Ellerim Hiç Titremedi İdam Kararlarını İmzalarken” sözleriyle insanlıktan alamadığı nasibinin eksikliğini itiraf eder gibiydi!.

Koca Türkiye Cumhuriyeti’nin 18. Genelkurmay Başkanlığını, 7. Cumhurbaşkanlığını yapmasına rağmen, 80 milyonluk Türkiye nüfusu içinde kendisine rahmet okuyacak bir Allah’ın kulu bile çıkmadı henüz!.

Kendisine verilen darbe emrini yaptıktan sonra hiçbir hizmetin kumuna çimento karmayan, sadece çıplak kadın resimleriyle aklını bozmuş, çizdiği resimlerle sergiler açmış, “Ol” dediği olmuş “Öl” dediği ölmüş, kanlı postallarıyla sadece diktatör bir lider görüntüsü vermişti görev yaptığı süre boyunca!.

Bugün hala kullanmakta olduğumuz “Darbe Anayası”nı millete dayatmış, korkudan oy verenlerin kabul ettiği anayasa oylamasını da halkın iradesiyle verdiğini savunmuştu!.

Açtığı resim sergilerinin müdavimleri kendisine yalakalık yapan işadamlarından ibaretti ve hiç bir b*ka benzetemedikleri resimleri sadece isimlerini Evren Paşaları duysun diye milyonlar vererek alıyorlardı!.

İşgal ettiği Türkiye’de her kurumun başına bir Albay atayıp Kurumlardan gelen haraçları damadına ve kendisiyle beraber darbeyi yapan gangıster arkadaşlarının yakınlarına toplatırken, hiç bir denetim mekanizması yanından yamacından geçemiyordu!.

En nefret ettiği varlıklar Kürtlerdi ve Ankara’dan ötesini memleketten bile saymıyordu, sadece Doğu ve Güneydoğu illerindeki cezaevlerine canını sıkan her kim olursa olsun kayıtsız şartsız gönderiyordu!.

Osmanlı’ya kendisi gibi darbe yapan atatürke de vefa borcunu unutmamıştı ve Yeşilköy Havalimanın adını da kendisi o dönemde atatürk Hava Alanı olarak değiştirmişti!.

Hep hakkındaki olumsuzlukları yazdığımın farkındayım ama; inanın memleketin hayrına yaptığı zerre kadar iyilik gelmedi aklıma!.

Ağabey ve kardeşi babalarının bostandan toplayıp eşeğe yükleyerek kendilerine verdiği sebzeleri satmak için kasabaya gitmişler ve mallarını bitirdikten sonra evlerine dönmek üzere yola koyulmuşlar..

Kardeş eşek sırtında ağabey ise eşeğin yuları elinde yaya olarak köye yaklaştıklarında ağabey “Neden Hiç Beni Eşeğe Bindirmedin” diye sorunca kardeş “Yol Boyunca Sadece Yaptığın Kötülükler Geçiyordu Aklımdan, Bi’ de Baktım Köye Gelmişiz” diye cevap vermiş!.

Dilerim; Narın, Azabın, Ateşin Bol Olsun, Berfo Nine ve Canını Yaktığın İnsanların Gazabı Cehennem Çukurlarından Çıkarmasın Seni Kenan Evren!.

Selam ve Dua ile..