‘Necip Fazıl Usta’, musikiyi zikirle buluşturuyor

1971 yılında Erzincan’da doğan, babasının devlet memuriyeti sebebiyle 1980 yılında İstanbul’a gelen Necip Fazıl Karadağ, ilk ve ortaokulu müteakiben eğitimini Kur’an Kursunda tamamlamasının ardından Klasik Türk ve Dini Musiki’yle tanıştı. Hoca çocuğu olduğu için cami ambiyansında büyüyen ve babasının da Türk musikisine olan özverisiyle Klasik Türk ve Dini musikiyle hemhal olan Karadağ, ünlü bestekâr Amir Ateş’ten özel dersler aldı. İlk albümünü Ateş’in, 14 bestesinden oluşan “Sonsuzluk Aşkına Ateşten Besteler’’ ismiyle çıkaran Necip Fazıl Karadağ’ın, ikinci albümü ise kendi bestelerinden oluşan “Özledim Seni” adıyla dinleyicisiyle buluştu. 

Musiki eğitimini Eyüp Musiki Vakfı’nda şan, solfej, ney ve kanun eğitimleri alarak geliştiren Karadağ, bu süreçte hem Kur’an hem de musiki eğitimlerine devam ederken, tesbih sanatının ilk eğitimini kuyumcu çıraklığında alarak, kısa zamanda bu mesleğin özellikle tasarım ve kalem işçiliği yönünde son derece başarılı ürünler verdi. Sanatı, geçmişten geleceğe bir köprü, bir kültür ve insanın naif taraflarını besleyen bir uğraş olarak gören Necip Fazıl Karadağ, bu anlayışla hem musiki hem de tesbih sanatına ilişkin çalışmalarına devam ediyor.

'Necip Fazıl Usta', musikiyi zikirle buluşturuyor

Eserleriyle tesbih severlerin ve koleksiyonerlerin dikkatini çeken Karadağ, birçok koleksiyonda ve konuyla ilgili basılı eserlerde “Karadağ Kardeşler” ismiyle yer aldı. Eserleri tamamen el işçiliği ve kişiye özel çalışmalardan oluşan Necip Fazıl Karadağ, ‘dünyaca ünlü Necip Fazıl Usta’ diye anılıyor. Eserlerinde özgün tasarımların yanında Türk-İslam sanatının motiflerini de icra eden Karadağ, tesbih sanatında önemli bir yer ve kendine has bir üslup oluşturdu.

 'Necip Fazıl Usta', musikiyi zikirle buluşturuyor

‘TESBİHE SANAT KATMAYA ÇALIŞIYORUM’ 

1982’ten beri tesbih sanatıyla ilgilenen Necip Fazıl Karadağ, tesbihin kendisi için vazgeçilmez bir unsur olduğunu belirterek, tesbihe bir materyal olarak bakmadığını, tam aksine tesbihe sanat katmaya çalıştığını, dünyaca ünlü tesbih ustası olmanın ayrıcalığının da bundan kaynaklandığını söylüyor.

Tesbihe, Mescid-i Haram’ın minaresini işleyerek başlayan Karadağ, ardından farklı figürlerle eserlerini zenginleştirdi. Son olarak hat, minyatür gibi geleneksel sanatlarımızda özel bir yere sahip olan Vav’ın önemini insanlara aktarmak için tesbih hitamesine işleyerek tesbihe tasavvufi bir anlam katan Karadağ, eserlerini noter tarafından onaylatıp sahipliğini tescilletti.

'Necip Fazıl Usta', musikiyi zikirle buluşturuyor

‘TESBİH SADECE MATERYAL DEĞİL’

Tesbihin sadece camilerde ya da namazlardan sonra çekilen bir materyal olmadığını vurgulayan Karadağ, tesbihin bir Müslümanın en güzel aksesuarı olduğunu kaydediyor. Bu mirası oğlu Muhammet Faruk Karadağ’a bırakacağını söyleyen Necip Fazıl Karadağ, “Kültür Bakanlığı’nda çalışmalarımız var. Eğer oradan onay alabilirsek kurs açmayı düşünüyoruz. Bizim işimiz sabır istiyor. İmameyi elinize alıp nakşetmeye başladığınız zaman belki iki-üç gün sürüyor ama oraya gönlünüzdeki sevdayı yansıtırsanız onun değerine paha biçilmiyor. Bizim arzulamış olduğumuz nokta bu.” şeklinde konuşuyor.

'Necip Fazıl Usta', musikiyi zikirle buluşturuyor 

‘HER FİGÜRE BİR MANA KATIYORUM’

Necip Fazıl Usta olarak ecdadımızdan gelen bütün motifleri tesbihe yansıtmaya çalıştığını söyleyen Necip Fazıl Karadağ, “Ay yıldızlı hilali, Allah lafzını, Peygamber Efendimizin ismini tesbihlere yazmaya çalışıyorum. Özellikle Osmanlı’dan günümüze gelen lale ve gül motifi çok önemli benim için. İmame tasarımlarında İslami motiflere çok önem veriyorum. Her yapmış olduğum figüre bir mana katıyorum ki sanatın maneviyatı ortaya çıksın. Nasıl ki bir ressam kendi gönlündekini resme yansıtır, ben de tesbihte bunu yansıtmaya çalışıyorum. Yapmış olduğum motiflerin ne manaya geldiğini gelen koleksiyonerlere de söylüyorum. Onlar da ilgiyle dinliyorlar.” diyor.

'Necip Fazıl Usta', musikiyi zikirle buluşturuyor

Karadağ, doğada işlenebilen her şeyden tesbih yapıyor. Örneğin dededen yadigâr kalan antika vazodan ya da küllükten, kırılmış bir sandık parçasından veya çok değerli bir kalemlikten… Arzu edilen nesnelerden birbirinden güzel tesbihler yaparak tesbihseverlere takdim eden Karadağ, genellikle kehribar, kuka, abanoz ağacı, fildişi, mors dişi, balina dişi ve oltu taşından tesbihler üretiyor. Bir tesbih, işlemesine göre bir haftada ya da bir ayda meydana geliyor. Fiyatlar ise 200 liradan başlayıp 15-20 bine kadar çıkabiliyor.

'Necip Fazıl Usta', musikiyi zikirle buluşturuyor 

Sık sık mezarlıkları ziyaret eden Necip Fazıl Karadağ, her mezarın bir simgesi ve bir anlamı olduğunu, o figürleri nakşetmeye çalıştığını söyleyerek şunları kaydediyor: “Önemli olan tesbih sanatındaki eserlerimizi bizden sonraki nesle nasıl verebileceğimiz. Bugün bizim tesbihimizi Dubai’ye götürdüklerinde bizi hemen kavuğumuzdan, hilalimizden, lalemizden, gül motifimizden tanıyorlar. Bu Osmanlı torunlarının tesbihi diyorlar. Güzelliklerimizi insanlara ve dünyaya yansıtıyoruz. Ben ayrıca bunun bir kültür taşımacılığı olduğuna inanıyorum.”

AKİT TV’DE FASL-I MUHABBET

Akit TV’de televizyon, Seyr FM’de radyo programlarını sürdüren Karadağ, “Hem ellerimizle hem dilimizle hem de bedenimizle Kur’an’a, İslam’a ve bizden sonraki nesle hizmet etmeye çalışıyoruz. Aslında bir ustanın yapabileceği en önemli şey de bu. Allahü Tealanın vermiş olduğu meziyetlerin hepsini Allah yoluna harcayabilmek için mücadele veriyoruz. Bu mücadele benim için en büyük mutluluk kaynağı.” sözlerine yer veriyor.

Kaynak: Hacer Türkel Arslan / 212 Haber

Çocuklar tiyatroyu sevecek

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle 19-30 Nisan tarihlerinde birçok çocuk oyununu ücretsiz sahneleyecek.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları kapsamında, söz konusu tarihlerde Devlet Tiyatrolarının 9 bölgesindeki 15 sahnesinde, 13 çocuk oyunu, yaklaşık 6 bin çocuğa ücretsiz gösterilecek.

Devlet Tiyatroları repertuarında bulunan “Horoz Adam ve Korsan”, “Lay Lay Lom”, “Sevdalı Bulut”, “Kurbağa Prens”, “Nasreddin İnadın Sonu” ve “Kırmızı Başlıklı Kurt” oyunları, çocuklara sanatın büyülü dünyasında eğlence dolu anlar yaşatacak.

Devlet Tiyatroları sergilediği oyunlarda, çocuklara tiyatro sevgisini aşılamanın yanı sıra onların kültürel ve kişisel gelişimine de katkıda bulunmayı hedefliyor.

Tiyatroseverler, ücretsiz biletlerini Devlet Tiyatroları gişelerinden ya da ilgili müdürlüklerden temin edebilecek.

Kaynak: AA

Diriliş’te Mahsun Kırmızıgül krizi!

TRT enkranlarında yayınlanan ‘Diriliş Ertuğrul’ dizisi sezon finali yaptıktan sonra başrol oyuncusu Engin Altan Düzyatan, ilk iki filminde oynadığı ‘Romantik Komedi‘ serisinin yeni projesi ‘Romantik Komedi Balayı‘ filminde rol almaya hazırlanıyordu.

DİRİLİŞ’İN YAPIMCISI KIRMIZIGÜL’ÜN FİLMİNE KARŞI

Yakışıklı oyuncu geçen günlerde Uçankuş TV kamerasına bu yaz film projesi olduğunu söylemiş ancak özellikle projesinin adını vermemişti. Bunun nedeni ise sonradan ortaya çıktı. Kulislerde konuşulan iddiaya göre TRT 1’de ekrana gelen Diriliş’in yapımcısı, Engin Altan Düzyatan’ın Mahsun Kırmızıgül ile Murat Tokat’ın yapımcılığını üstlendiği ‘Romantik Komedi‘ filminde oynamasını istemiyor.

Diriliş'te Mahsun Kırmızıgül krizi!Mahsun Kırmızıgül’den PKK ağzı!

Diriliş'te Mahsun Kırmızıgül krizi!Mahsun Kırmızıgül yine PKK’ya laf edemedi

ENGİN ALTAN İKİ YAPIMCI ARASINDA KALDI

Yapımcı, tarihi bir karakterle özdeşleşen oyuncunun romantik bir projeyle gündeme gelmesini istemiyor. Engin Altan Düzyatan, geçen yıl sözleşme yaptığı Mahsun Kırmızıgül ile yeni sezonda çalışmaya devam edeceği Diriliş’in yapımcısı arasında kaldı.

GEÇEN YIL ERTELENMİŞTİ

Yaşanan krizinin nasıl çözüleceği merak konusu… ‘Romantik Komedi Balayı’ filmi geçen yaz da Engin Altan Düzyatan’ın “Diriliş” dizisinde olmazsa olmazı olan sakallarını kesemediği için bu yıla ertelenmişti.

Diriliş'te Mahsun Kırmızıgül krizi!PKK sevici Mahsun’un yaptığına bakın!

Diriliş Ertuğrul’a davet

Iğdır’daki yetkililer Osmanlı’yı anlatan popüler “Diriliş Ertuğrul” dizisinin bir bölümünün, şehirde bulunan Ejder Kervansarayı’nda çekilmesi için davette bulundu. İl Kültür ve Turizm Müdürü Osman Engindeniz, dizinin yapımcısı ve yönetmeniyle irtibata geçerek, tarihî kervansarayda çekim yapılmasını teklif etti. “Diriliş Ertuğrul” dizisinin kervansarayın tanıtımında büyük rol oynayabileceğini ifade eden Engindeniz, şunları kaydetti: “Bizim bu önemli yapıyı her platformda tanıtmamız lazım, tek amacımız bu. Özellikle son zamanlarda çok izlenen ‘Diriliş Ertuğrul’ dizisinin böyle yapılarda geçtiğini görüyoruz. Bizim temennimiz bu dizinin bir bölümünün de Ejder Kervansarayı’nda geçmesidir. Böylece daha iyi tanıtabileceğiz ve çok daha turist çekebileceğiz. ‘Diriliş Ertuğrul’ dizisinin yapımcısı Mehmet Bozdağ ve yönetmen Metin Günay’ı buraya davet ediyoruz. Dizinin bir bölümünü burada çeksinler, hem Iğdır’a hem bölgeye hem de ülkeye büyük bir katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Çarpıcı iddia! Diriliş’ten ayrıldı mı?

Reyting rekoları kıran Diriliş Ertuğrul dizisi, çarpıcı bir iddia ile gündeme geldi. ‘Gündoğdu‘ rolünü oynayan Kaan Taşaner’in sette geçirdiği bir kaza yüzünden kolu kırılmıştı. Bir süredir dizinin çekimlerinde yatakta hasta rolünde geçiren Gündoğdu rolündeki Taşaner’in ayrıldığı ve  kendisine başrol verilen yeni bir dizide çekimlere başladığı iddia edildi.

SON BÖLÜMLERDE NELER OLMUŞTU?

Gündoğdu ölümün döşeğindedir. Öğrendikleri Gündoğdu’yu çok yaralamıştır. Özellikle de evleneceği Goncagül’ün de babası Gümüştekin Bey gibi hain çıkması Gündoğdu’yu daha da derinden etkilemiştir. Gündoğdu’nun kolunda çıkan çıban duydukları üzerine bir günde şişmiş ve davul gibi olmuştur. Gündoğdu’nun çıbanı artık kemiğe dayanmıştır ve kurutulup tedavi edilmediği takdirde kana karışıp Gündoğdu’yu ölüme kadar götürebileceği söylenmektedir. Nitekim Gündoğdu’nun babası Süleyman Şah da bir çıbandan çok çekmiş ölüm döşeğinde yatmıştır. Son olarak Gündoğdu tedavi için Erzurum’a gitmek için yola çıkmıştır.

TÜRDEB Nisan ayı toplantısı gerçekleştirildi

Asım Gültekin’in başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda 10-15 Mayıs tarihleri arasında yapılacak Uluslararası 7’nci dergi fuarı ayrıntılı şekilde ele alındı. Fatih Mercan Büyük Valide Han’ında Yazar Hüseyin Rahmi Göktaş’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya onlarca dergi temsilcisi katıldı. Açık havada yapılan toplantı üç saate yakın sürdü.

Toplantıya katılanlar

Nisan ayı toplantısına; TÜRDEB Başkanı Asım Gültekin, ev sahibi Yazar Hüseyin Rahmi Göktaş, İnzar, Nisanur, Kelhaaamed, Nur Çocuk, Söz ve Kalem dergileri adına Sayim Yüksek ile Nurettin Bilgiç, Din ve Hayat Dergisi adına Kamil Büyüker, Furkan Dergisi adına Ümit Elönü, Haksöz Dergisi adına Murat Ayar, Lacivert Dergisi adına Remzi Kopar, Vuslat Dergisi adına Ziya Gündüz, Umran ve Gençöncüler dergileri adına Furkan Gençoğlu ile Muhammed Salih Demirtaş, Yedi İklim Dergisi adına Müstakim Haksal, Kur’anî Hayat Dergisi adına Muharrem Baykul, Genç Dergi adına Muhammed Murat Tutar, Nesli Cedid Dergisi adına Abdulbaki Tekeş, Parantez Dergisi adına Hasan Hüseyin Çaçan ile Abdulhamid Dindar, Ayraç Dergisi adına Fatih Yazıcı, İlkadım Dergisi adına Mehmet Erturan ile Ramazan Yıldız, Reyhan Dergisi adına Ahmet Er, Havsala Dergisi adına Gürsel Tanrıverdi, Es Samra Dergisi adına Hakkı Erçetin, İktibas Dergisi adına Cesur Karagenç, Okur Yazar, Keşkül ve Adı Yok dergileri adına İslam Daci ile İbrahim Şamil Köroğlu, Fosforlu Elma Dergisi adına Hüseyin Dikmen, Halk Edebiyatı Dergisi adına Mehmet Ballı, Temrin ve Acemi dergileri adına Hasan Parlak, Medine Dergisi adına Mahmut Balcı, Aşıkane Dergisi adına Faruk Bilal, Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi Dergi Grubu (Seher, Mavi Elma, Azade, Yansıma, Sedef, Kültür Mantarı, Çekirdeksiz Karpuz ve Kalem Gazetesi) adına Helin Yaren Ekmen, Seyyide Dergisi adına Fatma Toksoy, Barbar Dergisi adına Ahmet Demir, TÜRDEB 2016 fuar koordinasyon ekibinden Ferdinaz Koyuncu, Murat Avşar ve Feride Tekin katıldı. 

Doğru Haber

Bir kitap bir boğaz

Esenler Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü ve Esenler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ortaklığı ile hayata geçirilen “Bir Kitap Bir Dünya” projesi kapsamında Esenlerli öğrenciler Boğaz Turu’na katılıp doğayla iç içe kitaplarını okudular.

BOĞAZ’DA ‘GENÇLERLE BAŞ BAŞA’

Güzel havanın ve İstanbul Boğazı’nın tadını çıkaran öğrenciler; Ali Fuat Başgil’in ‘Gençlerle Baş Başa’ kitabını okuduktan sonra bol bol da fotoğraf çekindiler. Öğrenciler 15 Nisan Cuma günü, saat 14.00’te, Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde Yazar Mehmet Nuri Yardım’ın Ali Fuat Başgil’i anlatacağı program için de notlarını alıp sorularını hazırladılar.

Bir kitap bir boğaz

Da Vinci’nin yaşayan akrabaları bulundu

BBC’nin haberine göre, Leonardo da Vinci’nin soyundan gelen kişilerin kimliğini araştıran İtalyan tarihçiler, ünlü sanatçı ve bilginin 35 yaşayan akrabasının kimliğini tespit etti.

Tarihçiler, hiç evlenmediği ve çocuğu olmadığından Da Vinci’nin akrabalarını bulabilmek için kardeşlerinin soyundan gelenleri araştırdı.

Leonardo da Vinci’nin hayattaki akrabaları arasında ünlü yönetmen Franco Zeffirelli’nin de bulunduğu, akrabalarının büyük bölümünün, Toskana’da yaşadığı kaydedildi.

Rönesans sanatını doruğa ulaştıran, çeşitli alanlardaki araştırmaları ve buluşlarıyla tanınan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından ve dehalarından biri kabul eden Leonardo da Vinci, 1452 yılında İtalya’nın Anchiano kabasında dünyaya geldi.

O dönemde genç bir hukukçu olan Piero da Vinci’nin bir çiftçi kızı olan Caterina ile evlilik dışı ilişkisinden dünyaya gelen Leonardo da Vinci’nin en en tanınmış yapıtları arasında Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği bulunuyor.

Kusay’ın Mekke Devrimi

İslam tarihi profesörü Mehmet Azimli’nin atölye çalışmalarında Cahiliye Kuru okuma listesinde de yer alan bu roman, Peygamberimizin atalarından Kusay b. Kilab’ın ilginç hayatından yola çıkarak, sürükleyici ve etkileyici bir anlatım tarzı ile, Cahiliye dönemine dair tam bir panorama sunuyor.

Arka Kapak Yazısından:

“Bu roman sadece hikâyenin başkahramanı Kusay’ın hayatından ve Mekke devrimini nasıl yaptığından ibaret değil kuşkusuz…
Romanın insan kahramanı “Kusay”dır; ama mekân kahramanı “Mekke”dir. Mekke’deki tarihi değişimin arka yüzüdür.
Romandaki kutsal kahraman “Kâbe”dir. Kâbe’nin kutsallığı ve dini değerinin siyasi ve ticari arka plana bağlı olarak gösterdiği başkalaşımdır.
Ve hikâyenin geçtiği zaman “Cahiliye Dönemi”dir. Bir kısmı reddedilen, bir kısmı da İslam’a devreden yönleriyle ayrıntılı bir “Cahiliye Dönemi” betimlemesi yapılmaktadır romanda.”

Kitaptan başka bir fragman…

Kusay…
Kilab’ın oğlu Zeyd olarak başladığı hayatını, Arapların İsmail Peygamberden sonraki en büyük atası Kusay olarak tamamladı…
O, Muhammed Peygamberin babası Abdullah’ın dedesinin dedesiydi.
Mekke’den ve kabilesi Kureyş’ten uzaklarda büyüdüğü için, yurtsuzluk ve kabilesinin korumasından uzak olmanın şifa bulmaz acısı ruhunun derinliklerine kök saldı.
Gasp edildiğini düşündüğü Mekke’sini bir devrimle geri aldı ve Kureyş’i sürgünden kurtararak Arapların en şerefli kabilesi haline getirdi. Onlara “ehlullah” payesini kazandırdı. Kâbe’yi de Hicaz’da yüzlerce örneği olan basit bir tapınak merkezi olmaktan Allah’ın evi mertebesine çıkardı. Onun zamanında Mekke yükseldi ve o bu şehri torunlarına armağan etti. Onlara büyük hedefler gösterdi.

Tebeşir Yayınları’ndan çıkan Hamdi Tayfur’un kitabını hararetle tavisiye etmek boynumuzun borcudur.

Kusay’ın Mekke Devrimi

İslam tarihi profesörü Mehmet Azimli’nin atölye çalışmalarında Cahiliye Kuru okuma listesinde de yer alan bu roman, Peygamberimizin atalarından Kusay b. Kilab’ın ilginç hayatından yola çıkarak, sürükleyici ve etkileyici bir anlatım tarzı ile, Cahiliye dönemine dair tam bir panorama sunuyor.
Arka Kapak Yazısından:
“Bu roman sadece hikâyenin başkahramanı Kusay’ın hayatından ve Mekke devrimini nasıl yaptığından ibaret değil kuşkusuz…
Romanın insan kahramanı “Kusay”dır; ama mekân kahramanı “Mekke”dir. Mekke’deki tarihi değişimin arka yüzüdür.
Romandaki kutsal kahraman “Kâbe”dir. Kâbe’nin kutsallığı ve dini değerinin siyasi ve ticari arka plana bağlı olarak gösterdiği başkalaşımdır.
Ve hikâyenin geçtiği zaman “Cahiliye Dönemi”dir. Bir kısmı reddedilen, bir kısmı da İslam’a devreden yönleriyle ayrıntılı bir “Cahiliye Dönemi” betimlemesi yapılmaktadır romanda.”