Kürkçü’yü yerin dibine sokan Davutoğlu’na ilk tebrik

Başbakan Davutoğlu Strazburg’da Avrupa Konseyi üyelerine seslendi.

HDP’LİYİ YERİN DİBİNE SOKTU, İLK TEBRİK BAYKAL’DAN

Burada kendisine “Cizre’de, Sur’da çocuklar kadınlar öldürülüyor” diye kendisine seslenen ve soru soran Ertuğrul Kürkçü’ye sert bir cevap veren Davutoğlu’nu ilk tebrik eden isim Avrupa Konseyi Parlementerler Meclisi’nde üye olan CHP’li Deniz Baykal oldu. Deniz Baykal Davutoğlu’nun konuşması biter bitmez kendisine yaklaşarak onu ilk tebrik eden kişi oldu.

Kürkçü'yü yerin dibine sokan Davutoğlu'na ilk tebrikDavutoğlu, Avrupalıları gözlerinin içine baka baka eleştirdi

Kürkçü'yü yerin dibine sokan Davutoğlu'na ilk tebrikDavutoğlu’ndan HDP’li vekile müthiş kapak!

Son 3 günde yaşanan önemli askeri ve diplomatik gelişmeler

– İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü.

– Üç kez sürgün yaşayan, Ukrayna’daki savaş bölgesinden getirilen 3 bin ‘vatansız’ Ahıska Türkü Erzincan’a yerleştiriliyor. ‘Artık vatanımız var’ diyorlar.

– Resmi rakamlarla İran Suriye’de son iki haftada; dört özel kuvvetler, bir albay olmak üzere 23 askerini kaybetti.

– ‘Çek Cumhuriyeti’ ülkesinin adı karışık olduğu için ülke isminin ‘ÇEKYA’ olarak değiştirileceği açıklandı.

– BM’nin öncülüğünde Yemen’de ateşkes sağlanmıştı ancak iki tarafta çatışmaları durdurmadığı için ‘ateşkes’ planı iptal oldu.

– ”Çin’i çevrelemek” için Filipinler’de 5 askeri üs yapmayı düşünen ABD, Güney Çin Denizi’nde Filipinler ile ortak devriye görevi başlattı.

– Irak’ın başkenti Bağdat’ta İran büyükelçiliği önünde düzenlenen gösterilerde “Bağdat özgürdür, Kasım Süleymani dışarı” sloganları atıldı.

– Beyaz Saray Sözcüsü Earnest, Türkiye’nin planı ‘Güvenli Bölge’nin zor bir ihtimal olduğunu ifade etti.

– ABD ve İsrail’in vatandaşlarına ‘Türkiye’yi terk edin’ uyarısının istihbaratını Türk emniyeti ve MİT’in verdiği bildirildi.

– 7 yıl önceye kadar İranlıların en çok ziyaret ettiği ülke Dubai/BAE iken, artık birinci ülkenin Türkiye olduğu açıklandı.

Erdoğan’dan AP’nin Türkiye raporuna sert cevap

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 24. Muhtarlar Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın gündeminde AP’nin Türkiye raporu ve dokunulmazlıklar vardı.

AP’nin Türkiye raporu hakkında çok sert ifadeler kullanan Erdoğan;

‘Bu raporun ve kararın sadece iki başlığını anladım gerisini siz zaten tahmin edersiniz. Kararın 17. maddesinde güya çevreci hassasiyetler bahanesiyle Türkiye’nin mega projelerinden kaygı duyulduğu ifade ediliyor. Size bu kaygı bir yerlerden tanıdık geldi mi? Bana geldi. Bu talep bizim önümüzde gezi olayları sırasında da getirilmişti. Aynı şekilde 17-25 Aralık hedeflerinden biri de mega projeleri geliştiren iş adamlarıydı. Savunma sanayi projelerimizi engellemek için çıkartmadık zorluk bırakmadılar. Şimdi de aynı şifreyle AP’nin Türkiye raporunda karşılaşıyoruz. Türkiye 2023 hedeflerinden vazgeçmeyecektir bunu böyle bilesiniz.’ dedi.

“CİBİLİYETLERİNİN GEREĞİNİ YAPIYORLAR”

Akkuyu Nükleer Santrali’nin durdurulması çağrısı. AB üyelerinin temsilcilerinden oluşan bir parlamento. Başkanları da garip garip açıklamalar yapmışlardır. Avrupa’da faaliyet gösteren 135 nükleer santrali ne yapacağız. Dünyada faal olan 444 nükleer santrali ne yapacağız. İnşa edilmekte olan 62 santral için aynı çağrının yapıldığını duyan var mı? O zaman Türkiye’deki santralle ilgili bu kaygı nereden geliyor? Bu kaygının sebebi Türkiye’nin enerji bağımlılığından duyulan kaygı yatıyor olmasın? Rapora bakıyorsunuz, Kıbrıs ve Ege’deki sorunlarla ilgili aynı sakat yaklaşım. Güneydoğu’daki olaylarla ilgili yine yalan yanlış bahaneler. Biz bunları çok iyi biliriz. Bunlar cibiliyetinin gereğini yapıyorlar. Hele bir de raporun 1915 olayları var ki tam evlere şenlik. Ülkemizin ne kadar hasmı varsa gönüllerindeki ve kafasındakileri rapora dökmüşler. Bu raporun hiçbir bağlayıcılığı olmadığını biliyoruz. Arkadaşlar kendilerine iade ettiler. Türkiye’nin raporu geçen yıl olduğu gibi geri iade etmesi gayet normaldir.

İşte Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları…

10 bine yakın muhtarımızı Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde ağırlamış oluyoruz. İnşallah 52 bine yakın muhtarımızın tamamıyla burada buluşmuş olacağız. Bunlar rahatsızlıklarını dışa vururken herhenagi bir ölçüleri olmadığı için işi muhtarlarımıza hakarete kadar vardırabiliyor. Güya bir mizah dergisi muhtarlarımızı aşağılayan bir karikatür yayınlamıştı. Bu dergi kapaktan özür dilemek zorunda kaldı. Sizler bu densizlere hadlerini bildirmek zorunda olmasanız yaptıkları yanına kar kalmıştı. Sizin birliğiniz hiçbir şeyle mukayese olmaz.

56 üyeli İİT’nin 25 ülke devlet ve hükümet düzeyinde katıldı. Gerek zirve toplantılarında, gerek zirve öncesi ve sonrası görüşmelerinde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir. İnsanoğlu hep adalet ve barışın arayışı içinde olmuştur. Bu günümüzde de devam ediyor. Biz hep hayrı anlatacak, emredecek, kötüden de men edeceğiz. Dünyada yaşanan sıkıntıları göze aldığımızda bu teşkilata çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. Dünyada 1,7 milyar Müslüman var. Bunların koordine olması lazım. Bir ümmet bilinci içinde geleceğe yürümesi lazım. Teşkilatın kurumsallaşması, faaliyet alanının genişlemesi için çalışacağız. Teşkilatı adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının terör, sefalet, cehaletle değil; medeniyetimizin parlak günlerinde olduğu gibi insanlığa hizmetle anılması en büyük temennimizdir.

Birincisi Mezhepçiliktir.  İslam dünyası içinde öyle bir virüs haline geldi ki, bu yayılma adeta bir din gibi algılanmaya başladı. Bizim bu noktada dinimiz İslam’dır, İslam’ın içinde böyle bir ayrımcılık olamaz. Buna sıcak da bakamayız. Bize sorduklarında Müslümanım deriz ve gereğini yerine getiririz. Mezhepçilik ayrımcılık olacaksa vay bu toplumun haline.

İkincisi ırkçılıktır. Bizde Romanmış, Boşnakmış, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş, Kürtmüş bizde böyle bir şey yok.

Üçüncüsü de terördür. Geldiğimiz nokta ortada. Çok kayıplar verdik. 40 bini aşkın insanımız 35 yıldır terörün kurbanı oldu. Önce demokratik açılım dedik, milli birlik kardeşlik ve çözüm süreci dedik olmadı. Hepsi bir yana, çözüm sürecini de buzdolabına koyduk. Şimdi operasyonlar dönemi. Bu dönemde bu iş bitecek. Çünkü bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur. Sonuna kadar üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Bu işi başaramazsak yazıklar olsun. Bu işi başaracağız. Bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur, kimsenin bir şeyler elde etmeye de hakkı yoktur.

“TERÖR ÖRGÜTÜ MAHVOLDUK, BİTTİK, NEREYE KAÇACAĞIZ DİYORLAR”

Yaşanan bu terör olayları terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı eylem stratejisi yok olmuştur. Battık, mahvolduk, bittik diyorlar, nereye kaçacağız diyorlar.  Bunların en önemli sebebi, bölge halkının tercihinin bölünmekten yana değil milletimizin devletimizin tek parça kalmasından yana olmasıdır. Terör örgütünün amacını bölge halkı çok iyi görmüştür. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakarca bir mücadele ile terör örgütüyle mücadele etmiştir.

56 üyeli İİT’nin 25 ülke devlet ve hükümet düzeyinde katıldı. Gerek zirve toplantılarında, gerek zirve öncesi ve sonrası görüşmelerinde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir. İnsanoğlu hep adalet ve barışın arayışı içinde olmuştur. Bu günümüzde de devam ediyor.

Biz hep hayrı anlatacak, emredecek, kötüden de men edeceğiz. Dünyada yaşanan sıkıntıları göze aldığımızda bu teşkilata çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. Dünyada 1,7 milyar Müslüman var. Bunların koordine olması lazım. Bir ümmet bilinci içinde geleceğe yürümesi lazım. Teşkilatın kurumsallaşması, faaliyet alanının genişlemesi için çalışacağız. Teşkilatı adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının terör, sefalet, cehaletle değil; medeniyetimizin parlak günlerinde olduğu gibi insanlığa hizmetle anılması en büyük temennimizdir.

Birincisi Mezhepçiliktir.  İslam dünyası içinde öyle bir virüs haline geldi ki, bu yayılma adeta bir din gibi algılanmaya başladı. Bizim bu noktada dinimiz İslam’dır, İslam’ın içinde böyle bir ayrımcılık olamaz. Buna sıcak da bakamayız. Bize sorduklarında Müslümanım deriz ve gereğini yerine getiririz. Mezhepçilik ayrımcılık olacaksa vay bu toplumun haline.

İkincisi ırkçılıktır. Bizde Romanmış, Boşnakmış, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş, Kürtmüş bizde böyle bir şey yok.

Üçüncüsü de terördür. Geldiğimiz nokta ortada. Çok kayıplar verdik. 40 bini aşkın insanımız 35 yıldır terörün kurbanı oldu. Önce demokratik açılım dedik, milli birlik kardeşlik ve çözüm süreci dedik olmadı. Hepsi bir yana, çözüm sürecini de buzdolabına koyduk. Şimdi operasyonlar dönemi. Bu dönemde bu iş bitecek. Çünkü bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur. Sonuna kadar üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Bu işi başaramazsak yazıklar olsun. Bu işi başaracağız. Bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur, kimsenin bir şeyler elde etmeye de hakkı yoktur.

“TERÖR ÖRGÜTÜ MAHVOLDUK, BİTTİK, NEREYE KAÇACAĞIZ DİYORLAR”

Yaşanan bu terör olayları terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı eylem stratejisi yok olmuştur. Battık, mahvolduk, bittik diyorlar, nereye kaçacağız diyorlar.  Bunların en önemli sebebi, bölge halkının tercihinin bölünmekten yana değil milletimizin devletimizin tek parça kalmasından yana olmasıdır. Terör örgütünün amacını bölge halkı çok iyi görmüştür. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakarca bir mücadele ile terör örgütüyle mücadele etmiştir.

56 üyeli İİT’nin 25 ülke devlet ve hükümet düzeyinde katıldı. Gerek zirve toplantılarında, gerek zirve öncesi ve sonrası görüşmelerinde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir. İnsanoğlu hep adalet ve barışın arayışı içinde olmuştur. Bu günümüzde de devam ediyor.

Biz hep hayrı anlatacak, emredecek, kötüden de men edeceğiz. Dünyada yaşanan sıkıntıları göze aldığımızda bu teşkilata çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. Dünyada 1,7 milyar Müslüman var. Bunların koordine olması lazım. Bir ümmet bilinci içinde geleceğe yürümesi lazım. Teşkilatın kurumsallaşması, faaliyet alanının genişlemesi için çalışacağız. Teşkilatı adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının terör, sefalet, cehaletle değil; medeniyetimizin parlak günlerinde olduğu gibi insanlığa hizmetle anılması en büyük temennimizdir.

Birincisi Mezhepçiliktir.  İslam dünyası içinde öyle bir virüs haline geldi ki, bu yayılma adeta bir din gibi algılanmaya başladı. Bizim bu noktada dinimiz İslam’dır, İslam’ın içinde böyle bir ayrımcılık olamaz. Buna sıcak da bakamayız. Bize sorduklarında Müslümanım deriz ve gereğini yerine getiririz. Mezhepçilik ayrımcılık olacaksa vay bu toplumun haline.

İkincisi ırkçılıktır. Bizde Romanmış, Boşnakmış, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş, Kürtmüş bizde böyle bir şey yok.

Üçüncüsü de terördür. Geldiğimiz nokta ortada. Çok kayıplar verdik. 40 bini aşkın insanımız 35 yıldır terörün kurbanı oldu. Önce demokratik açılım dedik, milli birlik kardeşlik ve çözüm süreci dedik olmadı. Hepsi bir yana, çözüm sürecini de buzdolabına koyduk. Şimdi operasyonlar dönemi. Bu dönemde bu iş bitecek. Çünkü bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur. Sonuna kadar üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Bu işi başaramazsak yazıklar olsun. Bu işi başaracağız. Bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur, kimsenin bir şeyler elde etmeye de hakkı yoktur.

“TERÖR ÖRGÜTÜ MAHVOLDUK, BİTTİK, NEREYE KAÇACAĞIZ DİYORLAR”

Yaşanan bu terör olayları terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı eylem stratejisi yok olmuştur. Battık, mahvolduk, bittik diyorlar, nereye kaçacağız diyorlar.  Bunların en önemli sebebi, bölge halkının tercihinin bölünmekten yana değil milletimizin devletimizin tek parça kalmasından yana olmasıdır. Terör örgütünün amacını bölge halkı çok iyi görmüştür. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakarca bir mücadele ile terör örgütüyle mücadele etmiştir.

ASIL HEDEFİN BİZİ KAZIMAK OLDUĞUNUN FARKINDAYIZ”

Türkiye’nin bugünkü sınırları bizim son sınırlarımızdır. 100 yıl önce 5 milyon kilometrekareydi. Bunun ancak 780 bin kilometresini muhafaza edebildik. Asıl hedefin bizi kazımak olduğunun farkındayız. Hiç kimse kusura bakmasın artık o devir geride kaldı. Biz hem devletimizin fiziki sınırlarına sahip çıkacağız, hem de gönül sınırlarımızı açık tutacağız.

DOKUNULMAZLIK TARTIŞMASI

TBMM’de dokunulmazlık konusunda sağlanan uzlaşmayı takdirle karşılıyorum. HDP bırakın Türkiye partisi olmayı, benim vatandaşlarımın hepsine düşmanlık etmek için kurulmuş bir parti niteliğindedir. Bayraktan, ezandan, camiden, İstiklal Marşı’ndan, vatandaşımızın kılık kıyafetinden rahatsız olan bir parti bu ülkenin partisi olamaz. Nitekim dünyanın neresine gittikysek, milletimize husumet besleyen herkesin bunları desteklediklerini gördük. Şimdi paralel yapı da bunları safına katılmış durumda. ABD’de Ermenileri, PKK’lıları, Paralel devleti ve HDP’lileri bize karşı eylem yaparken gördüm.

Erdoğan'dan AP'nin Türkiye raporuna sert cevapDavutoğlu, Avrupalıları gözlerinin içine baka baka eleştirdi

Davutoğlu’ndan HDP’li vekile müthiş kapak!

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde kendisine, Güneydoğu’da terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonlarla ilgili İngilizce soru soran HDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü’ye çok sert cevap verdi.

Ertuğrul Kürkçü: 2015 Temmuz ayından beri PKK ve devletin güvenlik güçleri arasında bir çatışma yürüyor. Bu ne zaman biter?

Ertuğrul Kürkçü bir HDP vekili olarak Avrupa Konseyi’nin resmi dili olan Türkçe’yle bana soru sormasını isterim İngilizce değil.

Davutoğlu'ndan HDP'li vekile müthiş kapak!Davutoğlu, Avrupalıları gözlerinin içine baka baka eleştirdi

 Davutoğlu şöyle dedi:

“Sayın Kürkçü’nün çalışma gününün Türkçe olarak belirlendiği bugünde Türk Başbakanı’na Türkçe hitap etmesini beklerdim. Kim yaparsa yapsın eğer sokaklara mayın döşerse, keskin nişancı yerleştirirse, bomba yüklü araçlarla vatandaşlarımıza saldırırsa, onunla mücadele etmek benim görevimdir ve her Türk vatandaşı kendini güvenli hissedene kadar mücadelemiz sürecektir.”

Başbakan Davutoğlu, “Türkçe dinleyip anlamayı bilseydiniz sorunuzun cevabının bu satırlarda olduğunu anlardınız” diye ekledi.

Terör örgütü canlı bomba saldırısı düzenliyor, siz ülkenin başbakanına operasyonlar ne zaman bitecek diye soruyorsunuz. Kamu güvenliği olmadan bir ülkede yaşanması mümkün değil. Kürkçü eğer kendisi PKK’nın vurduğu hastanede tedavi görüyor olsaydı, PKK’ya gerilla değil,alçak bir terör örgütü derdi”


Davutoğlu'ndan HDP'li vekile müthiş kapak!Kürkçü’yü yerin dibine sokan Davutoğlu’na ilk tebrik

“Kim yaparsa yapsın, ister DEAŞ, ister PKK, ister DHKP-C, kim yaparsa yapsın, eğer sokaklara mayın döşerse, eğer damlara keskin nişancılar yerleştirirse, eğer bomba yüklü arabalarla vatandaşlarımın üzerine saldırırsa onu durdurmak benim asli görevimdir ve bu mücadele siz isteseniz de istemeseniz de her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kendini güvenli hissedene kadar devam edecektir.”

Diyanet 550 sözleşmeli imam hatip alımı yapacak

Diyanet İşleri Başkanlığı taşra teşkilatındaki sözleşmeli imam-hatip pozisyonlarına; 2014 yılı KPSS puan sırası esas alınarak her bir grup için tabloda belirtilen boş kadro sayısının üç (3) katına kadar çağrılacak adaylar arasından sözlü sınav sonucu başarı sırasına göre 4-B sözleşmeli imam-hatip alınacaktır.

Diyanet 550 sözleşmeli imam hatip alımı yapacak

I- BAŞVURU ŞARTLARI

 
1. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) fıkrasının 4, 5, 6 ve 7 inci bentlerinde belirtilen şartları taşımak,
 
2. Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde yer alan ortak nitelik şartını taşımak,
 
3. İmam hatip olarak görev yapmaya mani bir özrü bulunmamak,
 
4. İlahiyat Fakültesi, İlahiyat Meslek Yüksek Okulu, İlahiyat Önlisans veya imam-hatip lisesi mezunu olmak,
 
5. Halen Başkanlığımız teşkilatında kadrolu veya sözleşmeli olarak çalışıyor olmamak,
 
6. Lisans mezunları için 2014 yılı KPSS (B) grubu KPSSP124; Önlisans mezunları için 2014 yılı KPSS (B) grubu KPSSP123; Ortaöğretim mezunları için 2014 yılı KPSS (B) grubu KPSSP122 puan türünden en az 60 (altmış) puan almış olmak.
 
 Sözleşmeli bir pozisyonda görev yapmakta iken, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların Ek 1 inci maddesinde istisna edilenler hariç olmak üzere, sözleşmenin feshi sebebiyle görevinden ayrılanlardan sözleşmelerinin fesih tarihinden itibaren 1 yıl geçmeyenlerin müracaatları kabul edilmeyecektir. Bu hususun sonradan anlaşılması halinde yerleştirmeleri yapılmış olsa dahi sözleşmeleri iptal edilecektir.
 
II- BAŞVURU ŞEKLİ, YERİ VE ZAMANI
 
1. Başvuru şartlarını taşıyan adaylar, 21/04/2016 (08:00) – 02/05/2016 (16:30) tarihlerinde
(https://dibbys.diyanet.gov.tr/IKYS/Sinav/KurumDisi/) adresi üzerinden e-başvuru programı aracılığı ile 4-B Sözleşmeli İmam-Hatip Alımı (SÖZPER-2016) e-başvuru formunu doldurduktan sonra başvurularını onaylatmak üzere istenen belgelerle birlikte herhangi bir İl müftülüğüne şahsen müracaat edeceklerdir. Yurtdışından sınava müracaat edecek adaylar adına istenen belgeleri getirmeleri halinde, üçüncü şahıslar müracaat işlemini yapabileceklerdir.
 
2. İl müftülüklerindeki DİBBYS (İKYS) sorumluları, adayın e-başvuru formuna girdiği bilgiler ile ibraz ettiği belgelerdeki bilgilerin doğruluğunu tespit ettikten sonra aktivasyon işlemini gerçekleştireceklerdir. Belgeleri eksik olan adayların aktivasyon işlemi yapılmayacaktır.
 
3. Başkanlığımız (https://dibbys.diyanet.gov.tr/IKYS/Sinav/KurumDisi/) adresi üzerinden ebaşvuru formunu doldurmayan veya il müftülüklerinde aktivasyon işlemini yaptırmayan adayların talepleri dikkate alınmayacaktır.
 
4. Başvuru işlemlerinin hatasız, eksiksiz ve duyuruda belirtilen hususlara uygun olarak yapılmasından adayın kendisi sorumlu olacaktır.
 
5. Bu duyuruda belirlenen esaslara uygun olmayan başvurular kabul edilmeyecektir.
 
III- BAŞVURU İÇİN GEREKLİ BELGELER
 
1. T.C. kimlik numaralı kimlik belgesi,
 
2. Mezuniyet durumunu gösterir diploma veya mezuniyet belgesi (Diploma yabancı bir ülkeden alınmışsa YÖK’ten alınacak denklik belgesi), Adayların, başvuru yaptıkları kontenjan grubuna ilişkin KPSS mezuniyet durumlarını gösterir öğrenim belgelerinin tümünü başvuru esnasında ibraz etmeleri gerekmektedir. Adayların, ibraz ettikleri belgelerle sahip oldukları puan türlerine ait (ortaöğretim mezunları için KPSSP122, önlisans mezunları için KPSSP123 ve lisans mezunları için KPSSP124) KPSS mezuniyetlerinin aynı olması gerekmektedir.
 
3. Hafızlık Belgesi (+Hafız kontenjan gruplarına başvuran adaylar için),
 
4. Adayın; sabıka kaydı, askerlik durumu ve başvuru yapılan unvanda görev yapmaya mani bir özrü bulunmadığına ilişkin yazılı beyanı,
 
* Başvuruları onaylayan personele gerekli belgeleri ibraz edemeyen adayların başvuruları kabul edilmeyecektir. Belgeler, kontrol edildikten sonra adaylara iade edilecektir.
 
* Yazılı beyan istenen hususlar tek bir dilekçede yer alacaktır.
 
* Belgeler, atanmaya hak kazanan adaylar tarafından atama sürecinde ilgili birime teslim edilecektir.
 
IV- SINAVIN YERİ VE TARİHİ
 
1. Sınav, Ankara, Antalya, Bursa, Bolu, Manisa, Diyarbakır, Erzurum, Elazığ, İzmir, Kayseri, Konya, Kastamonu, Tekirdağ, İstanbul (Avrupa), İstanbul (Anadolu), Trabzon, Samsun ve Şanlıurfa illerindeki sınav merkezlerinde yapılacaktır. Adaylar, sözlü sınava girmek istedikleri sınav merkezini e-başvuru formundaki ilgili kısımda belirteceklerdir. Başvuruların sonra ermesinden sonra adayların sınav merkezi değişiklik talepleri dikkate alınmayacaktır.
 
2. Sınav tarihi, başvuruların tamamlanmasından sonra yapılacak gerekli hazırlıkların ardından Başkanlığımız internet sitesinde ve aynı sitedeki İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü sayfasında ayrıca ilan edilecektir.
 
V- SINAV GİRİŞ BELGESİ
 
1. Sınav giriş belgeleri yapılacak gerekli hazırlıkların ardından (https://dibbys.diyanet.gov.tr/IKYS/Sinav/KurumDisi/) adresinde ilan edilecek, adaylar sınava katılacakları tarih ve sınav merkezinin belirtildiği sınav giriş belgesini aynı adresten öğrenebileceklerdir. Bu haber www.dibajans.com’dan alınmıştır.
 
2. Adaylar, sözlü sınava gelirken “Sınav Giriş Belgesi” ile birlikte T.C. Kimlik No’lu kimlik belgelerinden birini (nüfus cüzdanı, pasaport) yanlarında bulunduracaklardır.
 
VI- SINAVIN ŞEKLİ VE KONULARI
 
1. Sınav sözlü olarak yapılacaktır.
 
2. Duyuruya uygun şekilde yapılan başvuruların, başvuru yapılan kontenjan grubuna ayrılan sayıdan fazla olması halinde, KPSS puanı en yüksek olan adaydan başlamak üzere ilan edilen kontenjan sayısının üç (3) katına kadar aday sözlü sınava çağrılacaktır. KPSS puan sırasına göre bir grupta son sıradaki aday sayısının birden fazla olması halinde bu adayların tamamı sözlü sınava çağrılacaktır.
 
3. Sınava katılacaklarda Başkanlığımız web sayfasında yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Personel Yeterliklerinde belirtilen “Ortak Genel Kültür Yeterlikleri” ile “İmam-Hatip Temel ve Özel Yeterlikleri” esas alınacaktır.
 
4. Adaylar sınavda; a) Kur’an-ı Kerim, (70 puan) b) Dini bilgiler (İtikat, ibadet, siyer ve ahlâk konuları), (20 puan) c) Hitabet. (10 puan) alanlarından ayrı ayrı puan verilmek suretiyle değerlendirileceklerdir.
 
5. Sınava girmeye hak kazandığı halde ilan edilen sınav tarihlerinde sınava katılmayan adaylar sınav hakkını kaybetmiş sayılacaktır. Bu durumdaki adaylara ikinci bir sınav hakkı verilmeyecektir.
 
VII- DEĞERLENDİRME VE BAŞARI SIRALAMASI
 
1. Sınavda başarılı sayılabilmek için sınav komisyonu üyelerinin her birinin ayrı ayrı verdikleri puanların aritmetik ortalamasının en az 70 (yetmiş) puan olması gerekmektedir.
 
2. Başarı sıralaması sözlü sınav puanı esas alınarak yapılacaktır. Sözlü sınav puanların eşit olması halinde sırasıyla KPSS puanı yüksek olana, KPSS’ye katıldığı öğrenim belgesinin mezuniyet tarihi önce olana, doğum tarihi önce olana öncelik verilecektir.
 
VIII- SINAV SONUÇLARI VE İTİRAZ
 
1. Adaylar sınav sonuçlarını (https://dibbys.diyanet.gov.tr/IKYS/Sinav/KurumDisi/) adresi üzerinden öğreneceklerdir.
 
2. Sınav sonuçlarına ilişkin itirazlar sınavın sonuçlarının ilan edilmesinden itibaren 7 (yedi) gün içinde yazılı olarak Başkanlığımız İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü Personel Sistemleri Eğitim ve Sınavlar Daire Başkanlığına yapılacaktır.

3. İtirazlar, en geç 15 (on beş) gün içinde incelenerek adaya bildirilecektir. 

4. Sınav sonuçlarının ilan edilmesinden itibaren 7 (yedi) gün içinde ıslak imzalı ve yazılı olarak Başkanlığımız İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğüne ulaştırılmayan, T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, imza ve adresi olmayan dilekçeler ile e-mail ve faksla yapılan itirazlar dikkate alınmayacaktır.
 
IX- YERLEŞTİRME İŞLEMLERİ
 
1. Sınav sonucu başarılı olanlardan başarı sırasına göre ilan edilen kontenjan sayısı kadar adaya tercih hakkı verilecektir.
 
2. Tercih işlemleri, Başkanlıkça belirlenecek tarihlerde (https://dibbys.diyanet.gov.tr/IKYS/Sinav/KurumDisi/) adresinden yapılacaktır.
 
3. Yerleştirmeler adayların tercih formundaki cami tercihleri ve başarı sıralaması dikkate alınarak yapılacaktır.
 
4. Tercih yapmaya hak kazanan adaylardan kontenjan sayısı 25’ten az olan gruplarda sınava katılanlar kontenjan adedince, diğer gruplarda sınava katılanlar ise en fazla 25 cami tercihinde bulunabileceklerdir.
 
5. Tercih yaptığı halde tercihlerine yerleşemeyen adaylar, ait olduğu kontenjan grubunda münhal kalan yerlere Başkanlıkça re’sen yerleştirilecektir.
 
6. Tercih yapmayan adayların yerleştirme işlemi yapılmayacaktır.
 
7. Yerleştirme sonuçları Diyanet İşleri Başkanlığının www.diyanet.gov.tr internet sitesinde ve aynı sitedeki İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü sayfasında duyurulacaktır.
 
X- DİĞER HUSUSLAR
 
1. Başkanlık sınav ve yerleştirme sürecinin her aşamasında aday tarafından beyan edilen hususlarda adaydan belge talep edebilecektir.
 
2. Sınav öncesi, sonrası ve yerleştirme sürecindeki işlemlerde gerçeğe aykırı belge verdiği ya da beyanda bulunduğu tespit edilen adayların başvuru ve sınavları geçersiz sayılacaktır.
 
3. Sınav ve sonuçları ile ilgili Başkanlığımızın internet sitesinde ve aynı sitedeki İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü sayfasında yapılan tüm duyurular tebligat sayılacaktır. Adaylara ayrıca tebligat yapılmayacaktır.
 
4. Sınavla ilgili iş ve işlemlerde faks ve e-mail ile işlem yapılmayacaktır. Adayların ıslak imzalı ve yazılı dilekçelerini Başkanlığımız İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü Personel Sistemleri Eğitim ve Sınavlar Daire Başkanlığına ulaştırmaları gerekmektedir.
 
5. Bu duyuruda yer almayan hususlarla ilgili olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı, Dinihaberler.comDiyanet İşleri Başkanlığı Vaizlik, Kur’an Kursu Öğreticiliği, İmam-Hatiplik ve MüezzinKayyımlık Kadrolarına Atama ve Bu Kadroların Kariyer Basamaklarında Yükselme Yönetmeliği ile Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik hükümleri geçerlidir.
 
XI- İLETİŞİM
 
Yazışma Adresi: Diyanet İşleri Başkanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü Personel Sistemleri Eğitim ve Sınavlar Daire Başkanlığı Üniversiteler Mah. Dumlupınar Blv. No:147/A 06800 Çankaya/ANKARA Telefon : (0312) 295 70 00 Fax : (0312) 2858572 E-mail : [email protected]/* */ Telefon : (0312) 295 70 00
 
DİB İNSAN KAYNAKLARI GENEL MÜDÜRÜLÜĞÜ

Demirtaş’tan provokatif açıklama: Gitmeyeceğiz

Partisinin grup toplantısında konuşan Selahattin Demirtaş’ın gündemi dokunulmazlıkların kaldırılması ve 1 Mayıs kutlamaları oldu. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na seslenen Demirtaş, şunları söyledi:

TEK BİR ARKADAŞIM İFADE VERMEYE GİTMEYECEK

“Sayın Kılıçdaroğlu’nun tuzağı iyi görmesi lazım. Dokunulmazlık kaldırılmak isteniyorsa CHP’nin de bizim de teklifimiz var. Gelsinler bunda uzlaşalım. Yarın bir gün AKP, HDP’nin dokunulmazlığını kaldırdı demeyecekler, CHP’nin oylarıyla kaldırıldı diyecekler. Dokunulmazlıkları kaldırabilirler, tek bir arkadaşım kendi ayağıyla ifade vermeye gitmeyecek. Siyasi faturasını ödeyeceksiniz.”

Avrupa’dan kritik Türkiye açıklaması

Jucnker ,Avrupa’ya mülteci girişini azaltması beklenen “geri kabul” anlaşmasının meyvelerini görmeye başladıklarını belirtti. Dün Türkiye tarafı, AB’nin verdiği sözleri tutmaması halinde Mart ayında varılan anlaşmayı bozacağı tehdidinde bulunmuştu.

Avrupa’nın en büyük insan hakları organizasyonu olan Avrupa Konseyi’nde konuşan Juncker, Türkiye’nin çıkışı sonrasında, “Türkiye bütün koşulları yerine getirmeli. Komisyon ancak bu şekilde sözlerini yerine getirebilir.” dedi.

VİZE SERBESTİSİ İÇİN YASALAR MECLİSE GELİYOR

Türkiye ile AB arasında izinsiz ikamet eden kişilerin geri kabulüne ilişkin anlaşmanın onaylanmasını içeren yasa tasarısı, TBMM Başkanlığına sunuldu.

Türkiye ile AB arasındaki vize serbestisi kapsamında çıkarılması gereken düzenlemeler, Meclis’e gelmeye devam ediyor.

“Türkiye Cumhuriyeti ile AB Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşma ile Oluşturulan Ortak Geri Kabul Komitesinin 2/2016 Sayılı Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı”, 16 Aralık 2013 tarihinde imzalanan ve 1 Ekim 2014 tarihinde yürürlüğe giren anlaşmayı içeriyor.

Tasarının gerekçesinde, Türkiye ile AB arasında 29 Kasım 2015 tarihinde gerçekleştirilen zirvede, anlaşmanın 1 Haziran 2016 itibarıyla tüm hükümleriyle uygulanması yönünde mutabakata varıldığı belirtildi.

“Vatandaşlarımızın Schengen alanına vizesiz seyahatlerinin Haziran 2016 sonunda sağlanması, anlaşmanın 1 Haziran 2016 itibarıyla tüm hükümleriyle uygulanmasına bağlıdır.” ifadesine yer verilen gerekçede, düzenlemenin, vize muafiyeti sağlanması için Türkiye açısından önem taşıdığı kaydedildi.

TÜRGEV, EDEP, Ensar Vakfı, TÜGVA, İlim Yayma Vakfı, ÖNDER ve İlim Yayma Cemiyeti’nden ortak manifesto

HABER MERKEZİ – Hz. Peygamber’in doğumunun 1445. yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Kutlu Doğum Özel Programı düzenledi. Programda, TÜRGEV’le birlikte EDEP, Ensar Vakfı, TÜGVA, İlim Yayma Vakfı, ÖNDER ve İlim Yayma Cemiyeti, Peygamber Efendimiz’i anlamaya dair bir manifestoyu birlikte seslendirerek “Yeryüzündeki bütün Müslümanlar kardeşimizdir” mesajı verdi. 

“Gelin birlik olalım” temasıyla düzenlenen geceye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan hanımefendi ile birlikte katılırken, siyaset ve sanat dünyasından simaların da programa ilgisi yoğun oldu. TÜRGEV, Kutlu Doğum Programı öncesinde açtığı stantta katılımcılara yaptığı hizmetleri anlattı. Standa uğrayanlara ayrıca lokum ikramı ve Efendimiz’in hayatını anlatan küçük kartlar hediye edildi.

 TÜRGEV’le birlikte ÖNDER, İlim Yayma Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, Türkiye Diyanet Vakfı, Ensar Vakfı, İnsan ve Medeniyet Hareketi, KADEM ve TÜGVA gibi sivil toplum kuruluşlarının katıldığı gecede, Figen Yaman Coşar tarafından kaleme alınan, Peygamber Efendimiz’in yolunu anlamaya dair manifesto dikkati çekti. TÜRGEV, EDEP, Ensar Vakfı, TÜGVA, İlim Yayma Vakfı, ÖNDER ve İlim Yayma Cemiyeti’nin birlikte okudukları manifestoda Kâinatın Efendisi’ne seslenilerek “Mü’minler kardeştir düsturundan hareketle hiçbir sun’i ayrımı kabul etmeyen bir muhabbetle, yeryüzündeki bütün Müslümanlar evet kardeşimizdir. Hangimizin ayağına taş değse, diğerimizin ruhu incinir. Biz yollardaki taşları kaldıran bir ümmetiz. Kimi zaman ensar, kimi zaman muhaciriz” denildi. 

 

Kemalistler acıya kulak asmadı

Şehitleresaygı için iptal edilen resepsiyona adeta misilleme yapan Cumhuriyet gazetesi 23 Nisan resepsiyonu düzenleme kararı aldı. Kemalist çevreler şehit olan vatan evlatlarına kulak asmayarak Cumhuriyet gazetesine destek verdi. Cumhuriyet’e konuşan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Aysel Çelik, “23 Nisan gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun başlangıcı olan bir tarihi, şehit cenazeleri ile engellemek ancak o olaya ilgi göstermemek demektir” dedi. CHP’li Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen ise, “Duyduk ki 23 Nisan resepsiyonu iptal edilmiş. Karar aldık, Cumhuriyet gazetesi ile bilikte 23 Nisan resepsiyonu yapıyoruz” şeklinde konuştu. Bununla da kalmayan Taşdelen, Çankaya Belediyesi’nin bin kişilik koroyla konser vereceğini duyurdu.

Müslümanlar dünyaya meydan okuyor!

İŞTE O YAZI:

Bu analizde, NATO’nun Müslümanlara yönelik “terör oyunları”na karşı, Müslümanların yeni hamlelerini ele alacağız.

NATO ve Varşova Paktı, kuruluşlarından itibaren hiçbir zaman birbirlerine karşı düzenli ordu savaşı yapmadılar. Tarihleri boyunca, istila etmek veya yönetimlerini ele geçirmek için hedef ülkelerdeki terör örgütlerini dirilterek veya terör örgütleri kurarak karşılıklı savaştılar… Yeraltı dünyasında savaştılar, halkları ve yönetimleri korkutarak, sindirerek yönettiler, yönlendirdiler. NATO ve Varşova Paktı arasındaki göstermelik rekabet, dünyayı iki kutuplu olarak yönetmek için bir oyun stratejisiydi; büyük ölçüde mizansendi. Türkiye’de, 1956’dan itibaren ortaya çıkan hareketlere bakılacak olursa, bu konu çok net anlaşılacaktır.

Halkları, ideolojileri, mezhepleri, etnik grupları savaştırdılar; acımasızca kan döktüler, insanları katlettiler..

Sovyetler Birliği, son savaş alanı Afganistan’ı mahvederek kendini de sonlandırdı. Varşova Paktı çöktü, Sovyetler Birliği dağıldı.. Ama NATO devam etti, ediyor.. Sovyetler’in saldırdığı Afganistan’a bu defa Sovyetler’in sözde düşmanı NATO girdi.. Sovyetler gibi onlar da Afgan Müslümanları katlettiler, ülkeyi yerle bir ettiler. Bunlar ayrı iki “çatışan paktlar” gibi görünseler de temelde aynı sevda ve aynı dava ile hareket ediyorlardı.

İşte bütün bu acılardan sonra İslam dünyası gerçekleri görmeye başladı.. Müslümanlar, yeniden güçlü yapılar kurmaya çalışıyor ve dünyada hak ettikleri yeri almak istiyor.. Müslümanlarda, bir uyanış bir başkaldırı başlamış durumda ve bu süreç, kurumsallaşarak adım adım ilerliyor.

İİT’nin İstanbul’da yapılan 13. Zirvesi bunun göstergesi oldu.. İİT tarihinde ilk defa bu çapta yüksek düzeyli ve yoğun bir katılım oldu.. Bu da gösteriyor ki uyanış ve başkaldırı artık yönetimleri de harekete geçirmiştir..

Bu tarihi zirvede; ordu, istihbarat, İslam polisi, İslam İnterpolü, çatı Kızılay ve sosyal yapıların kurulması hayata geçirilmesi kararları alındı.. Bu yapılardan çoğu zaten kurulmuş durumdaydı..

Müslümanlar dünyaya meydan okuyor!‘Erdoğan gücünü imanından alıyor’
İİT ZİRVE SONRASI YAPILACAK İŞLER

Şimdi İslam ülkelerinin kurduğu yapıların ilk işi, Batı’nın daha doğrusu NATO’nun İslam coğrafyasında oluşturduğu, kurdurduğu, halkları birbirine düşürme, çatıştırma ve düşman etme maksatlı tüm terör örgütlerini temizlemek, yok etmek olacaktır. Bu terör örgütlerini coğrafyamızdan silmek için mücadele başlayacaktır. İslam coğrafyasında, Türkiye’de var olan NATO-Batı konseptli tüm örgütlerle büyük mücadele başlamış olup, bu mücadele hızla genişleyecek ve derinleşecektir. PKK, PYD, YPG, FETÖ, DHKP-C gibi örgütlerle mücadele devam ediyor. Terör örgütlerine karşı mücadele devam ederken içeriden gelen itirazlar ve bağırıp çağırmaların arkasında da yine Batı var. İslam dünyasının yeni oluşumlarına karşı çıkanlar, “yapamazlar, beceremezler” diyenlerin arkasında da Batı var. Bu coğrafyalarda artık Batılıların saltanatlarının biteceğini görmüş ve anlamış durumdalar.

Ortadoğu’da, Afrika’da, Pakistan’da, Myanmar’da tüm İslam coğrafyasında kurulmuş olup halkları katleden, görünüşte Müslüman kimlikli ama gerçekte Batı orijinli tüm terör örgütlerine karşı tıpkı Türkiye’deki gibi büyük operasyonlar geliyor, gelecek.. İslam Ordusu’nun ilk hedefi ve ilk icraatları, bu örgütlere karşı olacak.. Irak’ta, Suriye’de bulunan tüm İslam düşmanı ve halk düşmanı örgütlerle savaşılacak.. Belki bu mücadele düzenli ordularla olmayabilir, belki Batılıların taktikleri veya yöntemleri ile yapılacak. Ama ciddi bir süreç geliyor.. Er-geç bu örgütler temizlenecek..

Büyük İslam birliği için atılan ve atılacak olan önemli adımları da hatırlayalım…

* İslam Ordusu.. Yüzde yüz tam teşkilatlı, tam teçhizatlı, günün savaş şartlarına uygun olarak donatılacak. Terörizmle mücadele ayrı, düzenli ordularla mücadele farklı değerlendirilecek.. İslam Ordusu buna göre yapılandırılıyor.

* İslam Ülkeleri İstihbarat Koordinasyonu.. İslam ülkeleri arasında istihbarat koordinasyonu, İslam Ordusu ile birlikte zaten kurulmuş ve adım adım icra edilmeye başlanmış durumda..

* İslam Polis Gücü.. oluşturuluyor. Ülkelerdeki iç asayişi bunlar sağlayacaklar.. İstenen bölge veya devletlerde asayişi sağlama amaçlı bu güçten istifade edilecek..

* İslam İnterpolü.. Dünyada var olan İnterpol teşkilatına paralel hareket edecek, gerektiğinde ortak çalışacak.. Üye ülkeler arasındaki sanık değişimi ve takibini esas alacak..

* İslam Kızılayı.. İslam ülkelerindeki tüm Kızılaylar tek çatı altına alınacak.. Gerektiğinde her ülke Kızılayı bağımsız da çalışabilecek.. Ancak, bir “çatı” “İslami Kızılay” teşkilatı oluşturularak, koordinasyon misyonu verilecek.

* İslam Merkez Bankası.. Önümüzdeki üç yıl içinde üye ülkeler arasında “İslam Merkez Bankası” kurulacak. Ortak para birimine geçilecek, Dolar ve Euro’ya rakip gelecek.

* İslami finans kuruluşları.. Devletlerin ihtiyaçları için çalışacak, faizsiz bir para fonu oluşturulacak.. İslam Merkez Bankası ve finans kuruluşlarının üç yıl içinde faaliyete geçirilmesi öngörülüyor. Ortak para biriminin de 5 yıl içinde dolaşıma girmesi hedefleniyor.

* Sivil toplum yapıları teşvik edilecek.. Var olanlar desteklenecek, güçlendirilecek..

Bunların yanında daha birçok ekonomik ve sosyal proje yapılandırılıp inşallah hızla siyasi bir birliğe doğru taşınacak. 

Kervan yola çıktı.. Buna ister “İSLAM BİRLİĞİ” deyin isterseniz “HİLAFET” deyin.. Ne derseniz deyin; Müslümanlar, dünyaya artık bayrak açmış ve hızla özüne dönmeye başlamış durumda.

Yolumuz açık olsun..