İnsan

İnsanların çoğu kendi doğal arzuların peşindedir. İnsanlar farkında olmadan bazı şeyleri yüceltmektedir, onun kölesi olur. İnsanın kendine verdiği zarar ve yıkım başka hiç kimse kendisine o kadar zarar veremez. İnsanlar kendi hayatın doğal akışı içerisinde yaşamaktadır. Hiç bir reçete almadan tamamen heva ve kendi hayatın güdülerin peşindedir. İnsanî tabiat bir çok kusurlarla eksiklerle mualleldir. Nefs son derece yanlı son derece bireycidir….Günümüzde insan eskiye nazaran daha mutsuzdur. Eskiden ortak değerler vardı. Herkes için doğru ve yanlış şeyler aynı idi. Şimdi ise doğruluk ve yanlışlık bireyseldir. Kişiden kişiye değişiyor. İyilik ve kötülük kavramı kişisel menfaatler ve beklentilere göre şekillenmektedir. Şüphesiz ki bu çok tehlikeli bir durumdur. Böyle bir durumda birey toplum tarafından kınanmayacağını ve herhangi bir şekilde bunun için cezalandırılmayacağını bildiği için her türlü kötülükten sakınmaz. Bu mantığa göre, rüşvet, hırsızlık, fuhuş, devlete itaatsizlik gibi kötülükler makul karşılanır. Bir milletin fertlerini bir arada tutan en güçlü bağ olan ortak manevi değerlerdir. Aile ahlak ve devlet müessesinin devamını sağlayan en önemli unsurlardır. Din ahlakın var olmadığı veya dini değerlerden eksik olan bir toplumun çöküşü kaçınılmazdır. Biz artık, herkesin kendi tutkuları, duyguları ve beklentileri ile yaşadığı bir dönemde yaşıyoruz. İnsan hep kendi ihtirasları ile meşgul olmuştur artık. Böyle bir toplumda yaşayıp da sıkıntı çekmeden mümkün değildir. Bu zenginlikle alakalı bir şey değildir… Yeni neslimiz ahlak ve değerler eğitiminden tamamen yoksundur. Günümüzde ahlak ve değerlerden başka bireye her şey veriliyor. Fakat ne yazık ki insanın ruhunu unuttular. Ruhun beden gibi şekli yoktur. Onun için ruh kendi cinsiyle tedavi edilmelidir.