Kuyruk Acısı

Sizde o iktidar olamamanın ofkesi, bizde o şerefsiz ihanetlerinizin hatıraları oldukça biz dost olamayız muhalefet!.

Sizde o jetlerin kuyruk acısı, bizde o mazlumların yürek acısı oldukça biz dost olamayız Putin!.

Sizde o One Minut’un acısı, bizde o Mescid-i Aksa’nın esaret derdi oldukça biz dost olamayız Netenyahu!.

Sizde o zulmünün yüzsüzlüğü, bizde o sığınmacıların ve katledilenlerin derdi oldukça biz dost olamayız Esad!.

Sizde o Ayasofya’nın korkusu, bizde o Ayasofya’nın intikamı oldukça biz dost olamayız Obama!.

Sizde Recep Tayyip Erdoğan’ın düşmanlığı, bizde o Abdulhamid Han Hazretleri’nin alınacak intikamı oldukça biz dost olamayız Avrupa!.

Sizde o “Dünya 5’ten Büyüktür sözünün sancısı, bizde o Müslümanlara sağır ve dilsiz kalmanızın hırsı oldukça biz dost olamayız dünya!.

Sizde o 3 maymunu oynama taktiği, bizde o vurdumduymazlığınıza olan öfke oldukça biz dost olamayız insanlık!.

Sizde o Ümmete sahip çıkmamanın sağır sessizliği, bizde o Ümmetin kulaklarımızi sağır eden feryatları oldukça biz dost olamayız sözde Müslümanlar!.

Anlayacağınız; bu kavgamız hep devam edecek ve ne gözyaşları dinecek nede yüreklerimizdeki bu yangın sönecek kıyamete kadar!!!

İt iti ısırmıyor!

İtin birisi çıkmış, arkasına kendisi gibi 3 5 iti köpeği takmış, kendisini paralarıyla destekleyen bir kaç it köpek daha bulmuş, kanallarında kendisini sevimli kucak köpeği gibi gösteren birde av köpeği bulmuş önüne gelen kameraya kaşlarını tükürüğüyle düzeltip ciks göründükten sonra başlıyor ahkâm kesmeye!.

Kafalarına göre Özerklik ilan ediyorlar, canları sıkılınca devletin başındakilere havlıyorlar, akılları esince savaş ilan ediyorlar, keyiflerine göre ortalığı yakıp yıkıyorlar, ara ara barikatlar kurup güç denemesi yapıyorlar, bazen hendekler kazıp memleketin askerine polisine kurşun sıkıyorlar, bi’ bakıyorsunuz etek fistan giyip karı gibi dolanıyorlar bi’ bakıyorsunuz maske takıp kenardan köşeden kışkırtıyorlar ama ne hikmetse sonları bir türlü gelmek bilmiyor!.

Bundan sadece 12 yıl öncesine kadar bu zevatın bırakın böyle çapsız ucuz kahramanlıklar yapmalarını, arabalarında Kürtçe bir kaset bile bulundurmalarına zerre kadar cesaretleri yokken bugün kendilerine “Höt” dedi mi “Al Sana Bir G*t” diyen devletlerine karşı böyle kabadayılık yapmaları nereden geliyor acaba!.

Bugün HDP kadrolarında asıp kesenlerin oturdukları koltukların bir önceki sahipleri ise Kürtçülük Siyaseti yapma cesaratini daha ortaya koyamadan sorgusuz sualsiz cezaevlerine atılıyor ve memus statüsündeki gardiyanların emrinde işkence dolu yıllar geçiriyorlardı!.

Anayasa aynı, Kanun aynı, Nizam aynı, Ceza Maddeleri aynı, Hükümler aynı, Cezalar aynı, Maddeler aynı, Fıkralar aynı, Sistem aynı, Merciiler aynı, Memleket aynı ama eylemler ve söylemler gibi eylem ve söylemlere muamele farklı işliyor nedense!.

Leyla Zana Yemin metninin sonuna anlaşılması bile güç olan iki Kürtçe kelime eklediği için anında kodesi boyladı, Hatip Dicle keza aynı muameleyi gördü, Zeki Başaran aynı muameleyi gördü, Ahmet Kaya be ismini sayamadığım onlarca kişi aynı muameleyi gördü ama bunlar halâ ellerini kollarını sallayarak dolaşabiliyorlar!.

Demirtaş iki kelamıyla binlerce insanı sokağa döküp 53 kişiyi vahşice katlettirdi, Suruç Belediye Başkanı 33 kişiyi kendi bünyesindeki Kültür Merkezinin bahçesinde havaya uçurdu, HDP’li büyükşehir ve ilçe belediyeleri kendi bünyelerindeki iş makineleriyle devlete tuzaklar kurup onlarca askeri polisi kancıkça Şehid ediyorlar, yüzlerce masum insanı katlediyorlar ama ne devletten nede yetkili bir ağızdan tık yok!.

Kıç kadar Sur’da günlerdir bir avuç PKK’lı koca memleketin sinir uçlarına dalga geçerek dokunuyor, Nusaybin’de 3 5 çakal askerle polisle köşe kapmaca oynuyor, Silopi’de etekli fistanlı gençler sinek avlar gibi askerimizi polisimizi paketleyip Şehitliklere yolluyor devlet erkânımız sadece terörü lanetleyip gözüyaşlı Şegid çocukları üzerinden ajitasyon yapıyor!.

Uğruna yüzyıllar boyu canla başla onur mücalesi verdiğimiz ecdadımızdan miras kalan asırlık Camiilerimizde ezanlar susturulup PKK marşları çalınıyor, mabetlerimiz ateşe veriliyor, Peygamber hatırası Kur’an-ı Kerim’lerimiz yakılıyor, Haçlıların başımıza getirmedikleri felaketler Meclisimizdeki Haçlı Tohumları tarafımdan başımıza getiriliyor ve “Terörle Mücadelemiz Sonuna Kadar Devam Edecek” sözünden başka duyduğumuz tek bir kelime yok!.

Meclise yolladığımız tam 317 milletvekilimiz var, Cumhurbaşkanı bizden, Başbakan bizden, İçişleri Bakanı bizden, Vali bizden, Emniyet Müdürü bizden, Komutanlar bizden, Askerler bizden, Devlet bizden, Millet Bizden, Halk Bizden ama mağlup olan biz galip olan onlar!.

Mecliste, Kışlada, Emniyette, Yargıda, Üniversitelerde, STK’larda bangır bangır terör propagandaları yapılıyor kimsenin verdiği zerre kadar tepki yok!.

Asker kendisine silah doğrulturken suçüstü enseliyor, asker kendisine pusu kurarken yakalıyor mahkemeye dellilerle beraber götürüyorlar savcı delil yetersizliğinden serbest bırakıyor!.

Ön kapıdan kelepçeyle giren arka kapıdan Dualarla uğurlanıyor ve sadece izlemekle yetiniyoruz!.

40 50 polisle 3 5 savcıyla kumpas kurup memleketin başbakanına ve MİT Müsteşarına kelepçe takmaya yeltenen yargı, suçu sabit olan azılı teröristlere ve onlara her türlü desteği sonuna kadar verenlere nasıl oluyorda sesini sedasını çıkaramıyor!.

İçerideki bir avuç itin köpeğin hakkından gelemeyen devletin yanıbaşımızda bizi tehdit eden ülkelere karşı nasıl başarılı olacağı ise aklımı en çok meşgul eden soruların başında geliyor!.

Meselenin özü; “Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe” sözü ile istikbalimiz için zar atmak yerine, “Hak İsteyenin Hakkını Verin, Baş Kaldıranın Başını Kesin” kararlılığı ile hareket etmemenin bize hiç birşey kazandırmayacağını sadece olduğumuz yerde sekmemize sebep olacağını kabullenme vaktimiz geldi ve geçiyor!.

Zaman bize demokrasi derleri verip ödevlerimizi kontrol eden Avrupa’nın aynı olaylara verdiği sert cezaları uzaktan izleyerek imrenme zamanı değil!.

Kendi demokrasi kurallarımızı kendimiz uygulayamıyorsak, mevcut anayasamızda varolan kuralları uygulayamıyorsak, kendi hakimlerimozle kendi savcılarımızla kendi hükümlerimizi kendimiz veremiyorsak, tabiri caizse kendi göbeğimizi kesemiyorsak biz “Büyük Bir Devletiz” diyerek kendi kendimizi kandırmanın bir manası yok!.

Sadece 90 yil önce bütün dünyaya adalet tahsis eden bir İmparatorluk iken, bugün bizim korkumuzdan komşusunun tavuğuna kış diyemeyenlerin bize dayattıkları çıkar odaklı adalet yanlızca onların istediği gibi kalmamıza neden olacak!.

İlginç olansa; onların ülkelerinde aynı suça iştirak edenler “Vatana İhanet”ten hüküm giyip hayatlarının sonuna kadar zindanlarda çürürken, bizde o hükme layık olanlar onlara sığınarak birer Demokrasi Kahramanı olarak yaşatılıyorlar!.

Hepimiz bal gibi biliyoruz ki içimizdeki Paralel Cübbeliler ve onlara masalık yapan emniyetteki uzantıları aklimızla resmen dalga geçiyorlar!.

Madem eline silah alıp hendeklerin ve barikatların arkasından “T.C.ye Karşı Savaşıyoruz” diyorlar, neden askerimiz polisimiz yetkilerini sonuna kadar kullanıp vurma yetkisini değerlendirmek yerine pisi pisine oldürülüyor!.

Dağda olunca terörist sayılıp vuruluyorda, şehirde olunca neden terörist kabul edilip vurulmuyor bu hainler!.

Ben bu saçma sapan demokrasi oyunlarından, danışıklı dövüşlerden, iyi polis kötü polis ayaklarından çok sıkıldım ve eminim benim gibi AK Parti’ye oy ve gönül veren milyonlarca insanda bıkıp uslandı artık!.

Biz namusumuz bilip verdiģimiz oylarımızın karşılığında sizlerden hizmet bekleriz efendiler; sadece yol yapmakla, köprüyle, okulla, hastaneyle bu hizmetler olmuyor!.

Şunu iyi bilin ki; sınırımızı 10 saniye ihlâl eden Rus uçağını vurup dünyaya gözdağı verdiğinizde nasıl gururlandıysak, mahallelerimizi sokaklarımızı ihlâl eden bu puştlara yüz verip şımarttığınız zamanda dünyaya karşı bir o kadar utandırıyorsunuz bizi!.

Onlara ve onları destekleyenlere oy verenler nasıl ki PKK’nın şarjörüne birer mermi olduysalar, sizi destekleyip oy veren bizlerde askerimizin polisimizin o hainlere doğrulttuğu silahlarına birer mermi olma şuuruyla sandık başna gittik!.

Yeter, gururumuzla daha fazla oynamayın ve oynayanlara göz yumarak bizi sırtımızdan vurmayın!!!

Riyakârlık ve Ajitasyon!..

Fazla edebiyat parçalamaya, ilkokul çocukları gibi kompozisyon çalışması yaparak laf ebeliği yapmaya, sözü oradan çekip buradan dolandırmaya, sağ eli kafa arkasından dolandırıp sağ kulağı tutmaya çalışmaya hiç mi hiç gerek yok!.

PKK Terör Örgütüne, PKK’yı finanse eden bir dinazora ait kanalda, ona garsonluk yapan kalemi ve karakteri kiralık bir programcısının kanalında “PKK Terör Örgütü Değildir” diyen Tahir Elçi’ye Rahmet dilemek benim nazarımda sadece katmerli bir riyakârlıktır kimse kusura bakmasın!.

Nasıl ki PKK’nın bizzat ihalesini kendi döktüğü kanla beslediği YDG-H Terör Örgütüne verip infaz ettiği ve infazından sonra kameraların karşısına çıkıp “Katil Devlet” demesi nasıl bir şerefsizlikse, “PKK Terör Örgütü Değildir” açıklamasını izlerken yuhlar çeken ama PKK tarafından infaz edilince de Tahir Elçi’ye methiyeler dizip Rahmetler dileyen güruhun yaptığıda aynı şerefsizlik!.

Hadi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu gibi devletin üstdüzey yöneticilerinin taziye yayınlamasını bir devlet geleneği olarak adlandırmak mümkün olabilir ama durumdan vazife çıkarmaya kalkanların şirin görünmek için yaptıkları rahmet dileme düzenbazlığının ismi sadece kifayetsizlikle mümkün!.

Bugün ODTÜ rektörlerinin bir çoğu, Tabipler Odasının PKK sempatizanı olan yöneticilerinin, Mimarlar Odasının devlet düşmanı yöneticilerinin, Barolar Birliği Baskanı olan Feyzioğlu isimli PKK sevicilerinin, Ahmet Hakan gibi PKK cilalayıcısı bir yalakaların, sırtını terör örgütlerine dayayan Figen Yüksekdağ gibi bir yaratıkların, devletine meydan okuyup gençleri sokaklarda PKK militanlarına katlettiren ve kendi mitinglerini patlatıp yüzlerce kişiyi öldürdükten sonra suçu devlete yıkmaya kalkan Selahattin Demirtaş gibi isimlerinde birer maşa oldukları ve PKK tarafından infaz edilecekleri ihtimaller dahilinde!.

Eylemleriyle Söylemleri tamamen zıt olan bu maşalarda infaz edildikleri zaman Rahmet dileyecek ikiyüzlü insanların, Tahir Elçi ile kabaran Rahmet duyguları bu memleket düşmanları içinde kulanılacak kelimeler olmaya şimdiden hazırlanmış duruma bakılırsa!.

Bugün Tahir Elçi’ye Rahmet dileyen, onunda yaşam hakkının kutsal olduğunu savunan, onun için üzüldüklerini ifade eden kimsenin Elçi’nin öldürüldüğünü duyana kadar onu destekleyen tek bir beyanına rastlayamadım PKK destekçilerinden başka!.

Bugün herkes Ölen Körü Badem Gözlü, Ölen Keli Sırma Saçlı yapmış ve utanmadan haya etmeden Ölüden Medet Uman birer insanlık elçisi kesilivermişler başımıza!.

Yahu hadi bizden utanmıyorsunuz anladık; aynadaki yüzdende mi utanmazsınız be kardeşim!.

Aklıma Ahmet Kaya’ya o yağmurlu gecede lanetler yağdıran, eline geçen çatal bıçağı fırlatan, manşetlerinden şerefsizce ithamlarda bulunan, arkasından atılan iftiralara avuçları patlayana kadar alkış tutan ama sonra Ahmet Kaya şarkılarıyla günah çıkaran karakter yoksunları geliyor Tahir Elçi olayına baktığımda!.

Siyasetçi siyasetçiliğini, gazeteci gazeteciliğini, adam adamlığını bir kenara bırakmış ışık gören Hamam Böcekleri gibi şuursuzca sağa sola yalakalık yapmak için kaçışıyorlar!.

Recep Tayyip Erdoğan nefreti yüzünden Tahir Elçi infazını PKK’nın yaptığını bildikleri halde “Katil Devlet” diyenlere hak veriyorum, elbette Kış Kışlığını Puşt Puştluğunu Yapacak EyvAllah!.

Lakin; memletet sevdalısı gibi görünüp puştluk yapanların, PKK sempatisiyle önüne gelen herkese yalakalık olsun diye fütursuzca açıklamalara katılıp gaza gelenlerin Kime Kışlık Kime Puşluk yapacaklarını iyi analiz etmeleri gerekiyor!.

Özellikle amca dayı kanalıyla AK Parti’ye kapağı atıp ismiyle siyasi kariyer yapma hesaplarında olanların ve Recep Tayyip Erdoğan’ın gölgesinde parlementoya girip kıç cebine milletvekili kimliği koyanların bu açıklamalarla bizim gibi karşılıksız mücadele edenlerin onurunu üç kuruşluk insanlara satmaya hakları kesinlikle yok!.

AK Parti yönetiminin bu konu hakkında Recep Tayyip Erdoğan zamanında olduğu gibi sıkı bir disiplin uygulamasına elzem bir şekilde geçmesi gerektiği kanaatindeyim!.

Zira; bu millet şerefsizlik yapanlarıda yapılan şerefsizlikleride asla unutmaz ve zamanı geldiğinde bunun hesabını en cevval bir şekilde muhakkak sorar!!!

Selam ve Dua ile

Biz var Rus olmak!

 

Şunu millet olarak çok iyi gördük ki; bu ülkede sadece Recep Tayyip Erdoğan düşmanlıkları ağır bastığı için bırakın memleketlerini satmayı, namuslarını ve şereflerini bile 78 milyonla beraber topyekün satacak kadar karakter fahişesi Yerli ve Milli şerefsizlerimiz var Türkiye’de!.

“Vatan Sana Canım Feda” nidaları atanların, her platformda nutuk okuyanların, Yerlilik ve Millilik adına Cumhuriyet tarihi boyunca yazılıp çizilmiş her satırı akıllarına kazıyarak ezberleyenlerin tamamı 2003 yılından sonra tüm bu kavramlarını ve ilkelerini bir tarafa bırakarak buldukları her bahanede sadece Recep Tayyip Erdoğan düşmanlıklarını perdeleyebilmek adına yapmadıkları alçaklık neredeyse kalmadı!.

Neler yapmadılar ki; “PKK ile El Sıkışan Şerefsizdir” sözlerini unutup PKK için oy istemelerinden tutunda Paralel bir kumpasla öldürülen Hrant Dink bahanesiyle “Hepimiz Ermeniyiz” diye sokaklarda dövizler açmalarına kadar, atalarının denize döktüklerini iddia ettikleri Yunanların beceriksiz Başbakanı Çipras’a yalakalık yapmaktan tutunda Peygamberimize dil uzatan Fransızlara salya sümük ağlamalarına kadar, “Türkiye İran’a Dönemez” diye yırtınıp “Türkiye ile İran Arasında Savaş Çıksa İran Saflarında Savaşırım” gibi ihanet diliyle kullandıkları sözleri övünerek söylemelerine kadar sadece 1 kişi için 78 milyonun şerefini 3 kuruşa satacak kadar gözlerini kan bürüdü artık!.

En son Türkiye’nin haklı olarak Rusya’nın jetini hava sahamızı ihlal etmesinden dolayı vurmamız hadisesinde gösterdikleri tepkilerde ihanetlerinin son örneği olarak geçti hafızamızdaki kayıtlara!.

Hava sahamızı işgal eden Rusya’ya verdikleri desteklere ve angajman kurallarında net bir biçimde vurgulanan ifadelerin aksine Putin’i haksız olduğu halde haklı görmeleri,Erdoğan’ı ise haklı olduğu halde haksız görmeleri ikiyüzlülüklerinin en açık ifadesi!.

Bırakın ülkelerinin hava sahasını, namuslarının haya sahasını bile işgal etseler işin içinde Recep Tayyip Erdoğan varsa biz ülke olarak o malum cenahın gözünde kesinlikle haksız bir pozisyondayız!.

Bin yıllık koca bir memleketin kaderini bir tarafa bırakmışlar, bundan 3 5 yıl sonraki kaderlerinin derdine düşmüşler, hatta olayı biraz daha abartıp önümüzdeki ay gelecek olan kış mevsiminin kaderini düşünüp Rusya’nın kesebileceği doğalgazın hesabını ülkenin kaderiyle bir tutacak kadar aptalca bir tezi savunanlar bile var!.

Düne kadar “Suriye’ye Kabadayılık Yapmak Kolay, Hadi Sıkıysa Hava Sahanı İşgal Eden Rusya’yı da Vursana Tayyip” diyerek ahkam kesenler, Rus jetinin düşürülmesinden sonra “Tayyip Ülkeyi Savaşa Sürüklüyor” sözleriyle felaket tellallığına soyundular!.

Dün sosyal paylaşım hesaplarımdan “Bu Kadar Ödlek Olmayın Be Olum, Altı Üstü Savaş Çıkar Adam Gibi Ölürüz” diye bir paylaşım yaptım, inanın destekleyenlerden çok tepki gösterenler oldu!.

Sosyal medyadaki paylaşımımın tepkilerine bakılırsa bu cumhuriyet bize hiç yaramamış ve Cumhuriyetin ilanına kadar kılıç kalkanlarla destanlar yazmış, tekbirlerle kendi sayısının neredeyse 10 katını tarumar edip bozguna uğratmış Osmanlı evlatlarının yerini şamaroğlanı olmaya alışmış, kesilecek doğalgazla kışın soba yakmanın zahmetini gavura köpeklik yapmaya tercih eden bir nesil almış maalesef!.

Şunu unutmayın eyy cebinde Türkiye Cumhuriyeti Kimliği taşıyan ama gavura köpeklik yapmaya alışmış Yerli ve Milli Vatan Hainlerimiz; belki Eski Türkiye olsaydık Rusya dünkü düşürülen jet hadisesini yanımıza bırakmayabilirdi ama artık o yüksük ve kabuğuna çekilmiş Türkiye yok!.

Bunu Putin bile farkedip anında saldırmaya cesaret edemiyorsa, o da Türkiye’nin Rahat Etmediği Yerde Kimsenin İstirahat Edemiyeceğini bal gibi biliyor!.

Bundan 15 yıl önce girdiği ekonomik kriz nedeniyle ülkesindeki doktor kadınları bile Türkiye’ye fahişelik yapmaya gönderen Rusya, Türkiye ile olabilecek bir savaşta bu sefer kadınlarını fahişe olarak göndermekle işi kurtaramaz aynı zamanda Putin dahil erkeklerini bile aynı amaçla yollasa da bir daha belini doğrultamaz!.

Belki hoşunuza gitmeyecek ama benden size bir tavsiye; bir ömür elin Ruslarına köpeklik yapacağınıza bir iki kış tezek yakmak daha şerefli bir davranış olacaktır sizin için!.

Kendiniz için olamıyorsanız da 15 20 yıl sonra Rus arakadaşları olacak çocuklarınız için biraz şerefli olunda, çocuklarınızı elin Rus çocuklarına karşı rezil etmeyin bari!!!

Selam ve Dua ile

Türkmenler ve Türkmenciler!..

 

Suriye’de Osmanlı tarafindan konuşlandırılmış ve Hac Farizesi’ni yerine getirmek için kervanlarla yola çıkan Müslümanları o böllgelerde karşılaşabilecekleri haramiliklere karşı korumaları için kurulmuş atlı birliklerdirimizdir!.

Soydaşlarımız, yurttaşlarımız, onların deyimiyle gardaşlarımızdır esasında!.

Son 12 yılda Türkiye’nin çekilmek istendiği Ortadoğu bataklığındaki savaş ortamında gavurların son başvurduğu çare olarak kurban ediliyorlar son birkaç gündür!.

Hesapları Türkiye’nin sinir uçlarına dokunarak fevri hareket etmesini sağlamak ve savaşa dahil etmek istedikleri ülkemizi halâ meşru olarak gördükleri Suriye topraklarına sokmak ve ardından “Suriye’nin Toprakları Türkiye Tarafından İşgâl Edildi” bahanesiyle NATO’yu topraklarımıza hakem olarak konuşlandırdıktan sonra taktiksel kurnazlıklarla sınırlarımızda istedikleri gibi at koşturarak hergelen hergelenin elini kolunu sallayarak ülkemize girmelerini sağlayarak çikacak kargaşa, kaos ve iç savaş oyunları üzerinden topraklarımızda eski egemenliklerine kavuşmak!.

Bunun ilk hamlesi olarak da Ocak 2014 yılında Paralel Yapımın MİT TIR’larını durdurarak uluslararası arenalarda Türkiye’yi teröre destek veren ülkeler listesine sokmaya çalışarak denemişlerdi hatırlarsanız!.

Bu hamleyle başarılı olamadıklarını anladıkları anda itibarsızlaştırma politikasına giderek Cumhuriyet Gazetesi ve onun başındaki Can Dündar isimli provakatörü kullanmışlar ancak kurnazlıkları yine Recep Tayyip Erdoğan engeline takılmıştı!.

Normalde sadece jetlerini ve füzelerini kullanarak bir saatte katledebikecekleri 10 bin kişilik tüfekli insanların olduğu Türkmen Dağı’nı günlerdir göstere göstere ve ağır ağır adımlarla işgâl etmelerinin temelmsebeplerinden birisi de yine fevri davranmamızı sağlayarak ülkemizi taktiksel bir savaş kurnazlığının içine çekme umutlarından ibaret sadece!.

Düne kadar Türkmenlere giden yardım TIR’ları uzerinden DEAŞ ile ilişkilendirmeye çalıştıkları Recep Tayyip Erdoğan’ı bugün Türkmenlere kayıtsız kalmakla ve onları yüzüstü bırakmakla suçlayan “İçimizdeki Ajanları”nın göstermelik tepkilerine gözucuyla bakıldığı zaman da işin içinden gelen pos kokuları eminim sizlerde almışsınızdır!.

Gezi İhanetiyle, 17 25 Aralık Kumpaslarıyla, Terör ve Şehid Haberleri Algısıyla, Sarayin Klozet Kapağıyla, Yemek Masası Savsatasıyla, Multecilerle, HDPKK’nın Mitinglerde Patlattığı Bombalarla, Terör Operasyonlarıyla, son olarak da Paris’teki Katliamda iddia ettikleri Tekbir Sesleriyle beceremedikleri Erdoğan antipatisini bu defa da Türkmen Dağı oyunuyla perdeleyerek kullanmaya kalkıyorlar anlayacağınız!.

Ağır bedeller verdiğimiz doğru, Şehidlerimizin yürekkerimizi kanattığı doğru, kısmen de olsa elimizin kolumuzun bağlı olduğu doğru, sadece Dualarımızla destek olabildiğimiz doğru, oradaki kardeşlerimizin bedenleri Şehid olurken bizim de burada ruhlarımızın Şehid olduğu da doğru lakin kimsenin sadece kışkırtmak için kayıtsız kaldığımızı söylemesi kocaman bir yalandan ibaret!.

Oradaki kardeşlerimize birebir silah ve mühimmat yardımı gönderemiyor olsak da, onlara yardıma ve onlarla giden diğer Müslüman gurupların kullandıkları ve onlara ulaştırdıkları silah ve mühimmatlar bizzat Erdoğan tarafından yemin edilmektedir!.

Fakat kimse şunu unutmasın ki; bir avuç Çeçen Mücahite teslim olup anlaşmak zorunda kalan Putin, Özgür Suriye Ordusu karşısında karısı Esma’nın eteğinin altından burnunu dahi çıkaramayan Esad ve bu iki şerefsizin askerlerine ait kıyafetlerle kendilerini kamufle ederek Türkmen kardeşlerimize ihanet eden PKK’ya ait birlikler amaçlarına hiçbir zaman ulasamayacaklar!.

Neden mi; çünkü onlar sadece efendikerinden aldıkları emirlerle savaşırken, oradaki Müslümanlar onurları için mücadele ediyor!.

Yazdıklarım belki içinizdeki hüznü dağıtmaya yetmeyecek ama; Türkmen Dağı halâ düşmedi ve zafer muhakkak inananların olacaktır!.

Unutmayın; Bosna Hersek Necmettin Erbakan’ın Aliyya İzzet Begoviç’e elaltından gönderdiği sadece 50 adet silahla kazanılmıştı ve bağımsızlığını ilan etmişti!!!

Selam ve Dua ile

Son tango !.

Sakın Can Dündar denen Vatan Haininin başarılı bir gazeteci, iyi bir araştırmacı, şapka çıkartılacak bir haberci olduğunu falan düşünmeyin bugünkü Cumhuriyet Gazetesinin manşetindeki resimlere bakınca!.

Onu kusursuz bir avcı zannetmeyin!. Sadece avcının kahpece vurduğu avını sahibine getiren iyi bir av köpeği olduğunu ıspatlamış oldu bugün altına imza attığı ihenet haberiyle!.

Onun namuslu ve ilkeli bir basın mensubu olduğunu zannetmeyin!. O 90 yıllık Cumhuriyet tarihinin son 80 yılına damgasını vurmuş kan emici vampirlerin, kalpazanların, uyuşturucu ve silah tüccarı ağababalarının kendisine verdiği görevi yerine getirmiş oldu yaptığı kalleşlikle!.

Onun karakterli, onurlu bir Türk vatandaşı olduğunu zannetmeyin!. Emdiği sütün, taşıdığı kanın, bozuk mayasının kanla kazanılmış topraklarımızda mücadele ettiğimiz, savaştığımız, göğüs göğüse cenk ettiğimiz o kahpe gavurların ırkından olduğunu kanıtladı bugün Yüce Türk Milletine!.

Onun hayırlı bir evlat olduğunu zannetmeyin!. Anasına, babasına, atasına, yedi sülalesine, gelmişine, geçmişine, soyuna, sopuna ağza alınmayacak küfürler ve Arş-ı Ala’ya yükselen Beddular ettirecek kadar hayırsız ve soysuz olduğunu herkese kanıtladı bu akşam!.

Tam 1.5 yıl önce Pensilvanya’dan gelen ihanet emriyle kendi askerine silah doğrultup diz çöktürecek kadar şerefsiz birkaç cübbeli gangısterin oyununa alet olan aydın kimlikli karanlık kişilerin son tangosuydu bugün!.

Ellerinde; kullanmak için aylarca beklettikleri ihanet görüntülerini kavak ağaçlarıyla süsleyerek füze görüntüsüne büründürerek milleti salak yerine koydular Can Dündar denen karakter yoksununu kullanarak!.

Zamanlamaları da çok manidardı; Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu’nun sahneye çıkıp Diriliş bombasını patlatma anına denk getirdiler bilerek!.

Amaç; 1.5 yıl önce ellerine geçtiğini iddia ettikleri görüntüleri seçim arefesinde kullanarak AK Parti’yi itibarsızlaştırıp hayal ettikleri koalisyon hükümetini kurdurmak ve 7 Haziran sonrası bir 27 Mayıs darbesine daha Cumhurbaşkanını Başbakanı MİT Müsteşarını asarak imza atmaktı!.

Böyle bir ahanetin hazırlıklarını aylar öncesinden savcı Celal Kara ile Can Dündar’ın gizli buluşmasından tahmin etmişti zaten o görüşmeye şahit olanlar!.

Cemaat son kozunu da oynayarak kendi hakkındaki idam hükmüne karar vermiş oldu ve kalemini kendi elleriyle bizzat kırdı!.

Bir bataklıkta kurtarılmayı bekleyen masum ceylan gibi oldu artık Fethullah Gülen, kendisini kurtarmaya çalışanlar da sözümona insanlık ve demokrasi dersi vererek göz boyamaya çalışan çakallar!.

Onlar GÜlen’i bu bataklıktan kurtarıp kendilerine kahramanlık payı biçmeye çalışıyorlar, Gülen de kendisini kurtarmaya çalışanları bataklığının içine çekerek canını kurtarmaya çalışıyor!.

Yani; “Düze Çıkalım” derken herşeyi berbat edip yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar anlayacağınız!.

Kİmler mi; Cemaatin maşaları, Fethullah Gülen, Aydın Doğan, KOÇ, TÜSİAD, CHP, MHP, HDP, DHKP-C, Kemalistler, Ulusalcılar ve isminin başına kendisiyle alakası olmayan T.C. yazılı sahtekarlar!.

Cumhurbaşkanına “Malezya’ya Kaçacak” diyenlerin çoğu kaçtı ve son kalanlar da 7 Haziran seçimlerini bekliyor, inanın seçimlerden sonra bir çoğu tekrar kaçacak ve yaptıkları bu şerefsizlikler sacece yanlarına kar kalacak!.

Deyim yerindeyse; “Bir Zamanlar Buralar Hep Dutluktu” diyen amcalarımız gibi “Bir Zamanlar Buralar Hep Vatan Haini Doluydu” diyeceğiz kaçmaları engellenemezse!.

Selam ve Dua ile..

Onlar konuşur Biz yaparız

Recep Tayyip Erdoğan’ın sadece İmanı, Ahlakı ve Allah’a olan inancı Muhammed Mursi’ye benziyor!.

Recep Tayyip Erdoğan’ın kaderini Muhammed Mursiye benzetmek gibi bir aptallık yapmayın sakın!.

Zira; bu zaman Recep Tayyip Erdoğan gibi yüzde 52 halk oyuyla seçilip düzmece mahkemelerle asılan Adnan Menderes zamanı değil!.

Bu insanlar da; yüzde 52 halk oylarıyla Cumhurun başına getirilen Recep Tayyip Erdoğan’a sahip çıkmayacak kadar sündürülmüş ve kandırılmış yüreksiz insanlar değil!.

Bu devir; CIA’nın, MOSSAD’ın, FBI’nin, Gülen Cemaati’nin, Postallı Ueşil Kurbağaların, Osmanlı Darbecisi CHP’nin, İnönü Maşası Türkeş’in devri hiç değil!.

Bu dava adamları; emri Avrupa Birliği Çakallarından, Amerika’dan, Türk Kılıklı Vatan Hainleri’nden, Para Babaları’ndan, Faizci Kalpazanlar’dan, Sadık Gavur Köpekleri’nden alan dava adamları değil!.

Bu gençler; Üniversitelere başkaları tarafından atanan satın alınmış dekanların beynini yıkayıp meydanlarda maymun gibi oynattığı gençler değil!.

Bu Müslümanlar; emanet sarık takıp cemaati galeyana getiren sünnetsiz fitnecilerin birbirine düşürdüğü o aptal Müslümanlar değil!.

Kısacası Bu Halk; Laikçilikle, Halkçılıkla, Milliyetçilikle, Cumhuriyetçilikle, Ulusalcılıkla, Çakma Devrimlerle, İki Yüzlü Sahtekâr Kahramanlarla bir asır sonra uyanan Osmanlı’ya ihanet edecek kadar şerefsiz ve aptal bir halk değil!.

Aklınızı başınıza alın; sizin vurduğunuz yere birkaç dikiş atarlar, biz vurduk mu üzerinize toprak atarlar Vesselam!!!

Selam ve Dua ile..

İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun!!!

“Senden Geldik, Dönüş Ancak Sanadır” anlamına gelen Bakara Suresi’ndeki bir Ayet-i Kerime’nin ayeti hasıl oldu din gece!.

Kenan Evren; “İki Ayyaş”ın çakma devrimlerine ayak uydurmayanları en kanlı şekilde cezalandırdıkları cezalandıranlardan sonra Türkiye’nin gördüğü 3. eli kanlı Kanlı Darbecisi olarak tarihe geçti dün akşam ölümünden sonra!.

“Neden Türkiye Kaosun Koynunda İnim İnim İnlerken, Binlerce İnsan Gece Yarıları Evlerinden Sapasağlam Çıkıp Sabah Bir Çöplükte Ölü Bulunurken Yönetime El Koyup Ülke Selahiyetini Sağlamadınız” diye soran gazeteciye niyetini belli eden o tarihi “Darbenin Oluşması İçin Gerekli Şartların Oluşmasını Bekledik” cevabını vermişti!.

Yani; kimlerin maşası olduğunu, insanların birbirlerini öldürmesi için kimlerden emir alıp sustuğunu, kardeş kavgalarına kimlerin talimatıyla göz yumduğunu verdiği cevapla dile getirmişti Evren!.

Kimlerin kanı yoktu ki ellerinde, kimlerin ahı kalmadı ki boynunda ve kimlerin Arş-ı Ala’yı titreten Beddulalarına muhattap olmadı ki Kenan Evren!.

Berfo Nine ömrünün son 30 yılını oğlunun kemiklerine kavuşma hasretiyle geçirdi, nişanlısına ölümünden sonra başkasıyla saadet dileyen gencin sözleri düğümledi boğazları, yaşı tutmayan gençler için kurulan darağaçları yürekleri yakıp kavurdu adeta!.

Kendi Acısını Hisseden Canlı, Başkasının Acısını Hisseden İnsandı fıtrat üzerine ama; yıllarca yaptığıyla övünür gibi insanların gözlerine baka baka “Ellerim Hiç Titremedi İdam Kararlarını İmzalarken” sözleriyle insanlıktan alamadığı nasibinin eksikliğini itiraf eder gibiydi!.

Koca Türkiye Cumhuriyeti’nin 18. Genelkurmay Başkanlığını, 7. Cumhurbaşkanlığını yapmasına rağmen, 80 milyonluk Türkiye nüfusu içinde kendisine rahmet okuyacak bir Allah’ın kulu bile çıkmadı henüz!.

Kendisine verilen darbe emrini yaptıktan sonra hiçbir hizmetin kumuna çimento karmayan, sadece çıplak kadın resimleriyle aklını bozmuş, çizdiği resimlerle sergiler açmış, “Ol” dediği olmuş “Öl” dediği ölmüş, kanlı postallarıyla sadece diktatör bir lider görüntüsü vermişti görev yaptığı süre boyunca!.

Bugün hala kullanmakta olduğumuz “Darbe Anayası”nı millete dayatmış, korkudan oy verenlerin kabul ettiği anayasa oylamasını da halkın iradesiyle verdiğini savunmuştu!.

Açtığı resim sergilerinin müdavimleri kendisine yalakalık yapan işadamlarından ibaretti ve hiç bir b*ka benzetemedikleri resimleri sadece isimlerini Evren Paşaları duysun diye milyonlar vererek alıyorlardı!.

İşgal ettiği Türkiye’de her kurumun başına bir Albay atayıp Kurumlardan gelen haraçları damadına ve kendisiyle beraber darbeyi yapan gangıster arkadaşlarının yakınlarına toplatırken, hiç bir denetim mekanizması yanından yamacından geçemiyordu!.

En nefret ettiği varlıklar Kürtlerdi ve Ankara’dan ötesini memleketten bile saymıyordu, sadece Doğu ve Güneydoğu illerindeki cezaevlerine canını sıkan her kim olursa olsun kayıtsız şartsız gönderiyordu!.

Osmanlı’ya kendisi gibi darbe yapan atatürke de vefa borcunu unutmamıştı ve Yeşilköy Havalimanın adını da kendisi o dönemde atatürk Hava Alanı olarak değiştirmişti!.

Hep hakkındaki olumsuzlukları yazdığımın farkındayım ama; inanın memleketin hayrına yaptığı zerre kadar iyilik gelmedi aklıma!.

Ağabey ve kardeşi babalarının bostandan toplayıp eşeğe yükleyerek kendilerine verdiği sebzeleri satmak için kasabaya gitmişler ve mallarını bitirdikten sonra evlerine dönmek üzere yola koyulmuşlar..

Kardeş eşek sırtında ağabey ise eşeğin yuları elinde yaya olarak köye yaklaştıklarında ağabey “Neden Hiç Beni Eşeğe Bindirmedin” diye sorunca kardeş “Yol Boyunca Sadece Yaptığın Kötülükler Geçiyordu Aklımdan, Bi’ de Baktım Köye Gelmişiz” diye cevap vermiş!.

Dilerim; Narın, Azabın, Ateşin Bol Olsun, Berfo Nine ve Canını Yaktığın İnsanların Gazabı Cehennem Çukurlarından Çıkarmasın Seni Kenan Evren!.

Selam ve Dua ile..

Papa’nın Ermeni Yalakalığı!

Abdulhamit Han’ın idaresindeki Osmanlı İmparatorluğunun kan kaybettiği, dışarıdan aramıza ajan olarak sokulanların, birçok toprağımızın elimizden hilelerle alındığı yıllara denk gelen ve şanlı tarihimize kara bir leke olarak sürülmek istenen alçaklıkların en aklımıza gelen bir ihanettir Ermeni Soykırımı diye iddia edilen olay!.

İlk bedelini Ermeni Soykırımını kullanan İngilizlerin kurnazlıklarını sergiledikleri Lozan Masasında fazlasıyla ödemiştik zaten İsmet İnönü sayesinde!.

Daha sonra Orhan Pamuk isimli Nobel etiketi meraklısı bir yazarımızın sadece ismini dünyaya duyurmak için “Yüz Bin Ermeni Öldürdük” gibi ihanet dolu satırlarının dünya kamuoyunda yankılanmasıyla bu ihanete bir kez daha maruz kalmış olduk geçtiğimiz yıllarda!.

Kuvvetle muhtemel; Pensilvanya’daki “Takkeli Şeytan”ın da Hrant Dink cinayetini ülkemiz adına sinsice işletmesinden sonra Ermeni Soykırımını işlediğimiz tescillenmiş oldu tek taraflı olarak!.

Sonrası malumunuz; “Hepimiz Ermeniyiz”cilerin sahnelerde yerini alması, milliyetçilik denilince mangalda kül bırakmayan provokatörlerimizin de kazanın altına odun taşımasıyla iyiden iyiye bu iftira ile karşı karşıya kaldık!.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ermeni mevkiidaşına defalarca “Arşivlerimizi Karşılıklı Açalım” diye çağrılarda bulunsa da; aslı astarı olmayan Ermeni Soykırımı palavrasını kullanan muhattap taraf sadece sözlü iddialarıyla alacağı tazminatın hesaplarını yaptı sadece!.

İşin ilginç yanı ise; ülke ekonomimizi düzlüğe çıkarmaya başladığımız tarihten itibaren bu mesnetsiz söylemlerin ayyuka çıkmış olması ve 80 yıl boyunca bizlere şamaroğlanı muamelesi yapan Batı güçlerinin de bu sayede Ermenistan ile ülkemizden nemalanla muhasebesi tutması!.

Katiamın gerçek yüzüne gelince; Osmanlı askerlerinin savaşa katılmak için kadın ve çocuklarını köylerde bırakıp cepheye gittikleri sırada, kahpeliğin daniskasını yapan Ermeniler köylerimizi basarak savunmasız kadın ve çocukları çeşitli işkencelerle katletmişlerdir!.

Öylesine vahşi bir katliama imza atmışlardı ki; annesi ve kardeşleriyle duvara çiviledikleri bir kız çocuğunun sesinden rahatsız olup, duvara asılıyken işkencelere dayanamayıp can veren annenin memesini keserek ağlayan kız çocuğunun ağzına sokarak susturmuşlardır!.

Yine öldürülen annesi için ağlayan bir çocuğun kafasını keserek top oynadıkları, çarmıha gerdikleri kadınların derilerini canlı canlı yüzdükleri, hamile kadınların karnındaki çocuğun cinsiyeti için iddiaya girip oracıkta hamile kadınların karınlarını yarıp tutuştukları iddiada kazanıp kazanmadıklarını kahkahalar atarak ıspatmalışlardır!.

Zamanın insan hakları heyetleri tarafından da yaptıkları katliamlar raporlanarak savaş kurallarını ihlal ettikleri için Osmanlı devletine bugünün parasıyla trilyon dolarlara eşdeğer savaş tazminatları ödemeye mahkum edilmişler ama bu tazminatlar Lozan Barış Antlaşmasına gönderilen İsmet Paşa tarafından hibe edilmiştir!.

Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Arşivlerimizi Açalım” çağrısına kayıtsız kalmalarının sebepleri de bunlardır ve haksız çıkacaklarını iyi bildikleri için arşivlerini açmak yerine uluslararası yaptırımlara kıçlarını dayıyorlar!.

Zaten 26 Şubat 1992 yılında yaptıkları Hocalı Katliamı’ndan da ne halt yedikleri ve kuduz köpekler gibi insanlara nasıl saldırdıkları da gün gibi ortadadır bu vahşi insan müsvettelerinin!.

Bugün sözümona Ermeni Katliamını destekleyen Papa isimli şerefsizin tarafsızlığı hakkındaki görüşlerini tartışmaya gerek bile yok!.

Köpekliğini yaptığı Fransa’nın Cezayir’de işlediği insanlık ayıbını, Amerika’nın sömürmek için girdiği ülkelerdeki insan kasaplığını, Hafız Esad’ın yaptığı kıyımları, Beşşar Esad’ın hala işlemeye devam ettiği kimyasal cinayetleri, İngiltere’nin amiralliğini yaptığı katliamları bir defa ağızlarından duydunuz mu şu bugüne kadar o bitli papakları takan Papa olacak dürzülerin!.

Kendi projeleri ve has adamları olan Selanikli Deyyusun Dersim’de Kürt halkını bombalarla “Manevi Kızım” dediği o kahpeyi kullanarak katlettiğini, silah arkadaşı olan diğer itin gizli kapaklı binlerce cana kıydığını kınayan bir tek sözlerine şahit olan var mı aramızda!.

Terörle, Faizle, kanlı darbelerle belini bükmeyi beceremedikleri Türkiye’yi Pensilvanya’daki “Kainat İmamı” lakaplı o deccalla bükmeyi denediler ama yine beceremediler ve şimdi de uluslararası yaptırım senaryolarını devreye sokarak amaçlarına ulaşma hesapları yapıyorlar anlayacağınız!.

Dışardaki Papalar ve içimizdeki Orhan Pamuk gibi gizli kardinallerin işbirlikleriyle kimseye boyun eğecek bir Türkiye yok artık, belki bundan önceki iktidarlarda bu palavralarını yutturup haklı çıkabilirlerdi ama bu saatten sonra sadece şizofrenik söylemlerde kalır bu şerefsizce iftiralar!.

Mesele soykırımların hesabını sormaksa eğer; Allah’a şükürler olsun bizden olan hiçbir devlet büyüğü şu ana kadar bir insanlık suçuna karışmamıştır ve dilini, Dinini, ırkını, mezhebini gözetmeden insan yada nesne olan herşeye “Yaradılanı yaradandan Ötürü Severiz” muhabbetiyle bakmıştır!.

Biz dünya da bu çirkin iftiraların atılabileceği son millet bile değilken; bize bu alçaklıkların reva görünmesine sebep olan Türk Kimlikli İt Soylarına da bunun hesabını sormak boynumuzun borcu olsun!.

Selam ve Dua ile

Başkanlığa ramak kala!.

 

 

Türkiye’nin en büyük sınavı olan ve ayağımızdaki prangalarla boynumuzdaki paslı zincirlerden kurtulmamıza sadece 2 ay kaldı!.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tabiriyle “İki Ayyaş”ın koca bir ülkeyi parçalayarak Avrupalı Çakallara dağıttığı, önlerine gelen gavura el pençe durarak söylediklerini emir telaki ettiği, Yahudi ajanların katılımlarıyla belimizi büken imzaların atıldığı, birliğimizin beraberliğimizin bozulması için stratejik noktadaki bütün mahremlerimizi yöneten düşmanlarımızdan kurtulmanın miladı olacak bir seçim yarışındayız!.

 

Abdulhamit Han zamanından sonra kurulan düzenin tek parti fırkasıyla ülkeyi yönetmesinden sonra geçtiğimiz demokrasiyi kendi kurdukları sistem ve formata göre yöneten, istedikleri gibi at koşturan, sistemlerine aykırı olduklarını düşündükleri parti yada kurumları anında alaşağı eden sivil cuntadan kurtulmanın refahına ereceğiz bu seçimlerde!.

 

Her iktidar partisinin döneminde olduğu gibi bu dönemde de atılıp tutulan palavraları, yürütülen kampanyaları, kurulan tezgahları kah kafamız karışık izledik kah gülerek ve dalga geçerek izledik son iktidarın olduğu dönemde!.

 

Her türlü algı operasyonuna, şantaja, dublaja, montaja, ustaca kurgulanan oyunlara rağmen bugünlere kadar gelebildik çok şükür!.

 

Milleti aşağılayan, küçümseyen, olmadık lakaplar takan hatta daha ileri gidip Allah’tan gelen felaketleri bile “Müstehak” gören karaktersizlerin kinlerine, doğal afetleri hocaları olarak ilan ettikleri kolpalara bağlayan gerizekalıların saçma sapan ithamlarına,  başörtüsü düşmanlarının şirin müslüman numaralarına, Din tüccarlığı yapan sahtekarların kapı kapı dinsizler için oy topladıklarına şahit olduk zaman zaman!.

 

Velhasıl Kelam; hepsi gelip geçti ve at izi ile it izi birbirinden ayrıldı nihayet, herkes safını belli ederek düşüncelerini kısmen de olsa yapılan anketlerle ortaya koydu bir bakıma!.

 

Sıralamalarını ve puanlarını bizzat kendilerinin yazarak servis ettiği anket sonuçlarıyla halk üzerinde algı etkisi yapmaya yeltenselerde, Haziran’da çıkacak sonuçlardan kendilerinin de memnun olmadığı ve aba altından sopa göstererek açıktan veya imalı olarak milleti tehdit yoluyla kanalize etmeye başladılar bile!.

 

Kimisi baraj altında kalma enişesini gizleme gayretinden yorularak “Zorunlu Din Dersleri Kaldırılsın” açıklamaları yaparak talip olduğu Kürt vatandaşın oylarından umudunu yitirip Alevi vatandaşların oylarını devşirme telaşına düştü, kimisi zorunlu aslerlik eğitimini yaz aylarına denk getirerek öürencileri kandırma hesapları yaparken siyaset arenasını komedi sahnelerine çevirdi, kimisi de felaketlere sürükleyip 3.5 yıl zor dayandıktan sonra kaçtığı hükümetin Başbakan yardımcısı olduğunu unutup felakete doğru gittiğimiz yönünde deli saçması açıklamalarla bizleri hayertler içinde bıraktı!.

 

Devraldıkları 80 yıllık enkaz ülkeyi nerelere getirdiği her birey tarafından çok iyi bilinen AK Parti seçim propagandasını ürettiği ve hizmete sunduğu hizmetlerle yaparken; Pensilvanya’daki “Takkeli Şeytan”ı Kainat İmamı ilan edenler, ulu orta memleketin savcısını odasında rehin alıp kafasına kurşun sıkanlara “Terörist” diyemeyenler, nihayete ermek üzere olan “Çözüm Süreci”ni akamete uğratmak isteyenler gördükleri her kameranın karşısına geçip şovmenlik yapma derdine düşmüşler!.

 

Kendi aralarında yaptıkları önseçimlerde bile bir birlerine manik atanlar, seçim sonrası alacakları kesin olan hezimetli sonuçlardan dolayı başkanlık koltuğunu tehlikeye atmamak için genel kurul tarihlerini çakallık yaparak seçim öncesine alanlar, sırf Recep Tayyip Erdoğan’ın mimarı olduğu Çözüm projesine destek verdikleri için dava arkadaşlarını satanlar topyekün bir araya gelip yapabildikleri en iyi siyasetin “İhanet” olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiler!.

 

Bırakın siyaset ve politika anlamında bir araya gelmelerini; bir terör örgütünün şerefsizce katlettiği savcı Mehmet Selim Kiraz’ın cenaze merasiminde bile milletin acısına ortak olmayı becemedi soysuzlar!.

 

Anlayacağınız; Yunanların denize dökülmesi, İngilizlerin Çanakkale’den püskürtülmesi, Ermenilerin kovalanması falan kuyruklu bir palavradan ibaret!.

 

Kimseyi Dininden, etnik kökeninden, coğrafyasından, İnancından, bakış açısından dolayı dışladığımız yok ama; bu seçimler vatanını sevenlerin ve vatanına ihanet edenlerle işbirliğinde olanların seçimi olacak!.

 

Tabiri Caizse; Olimpos Dağı’nın çocuklarıyla Hira Dağı’nın çocukları seçime gidecek!.

 

Selam ve Dua ile..