MHP’de iki isim daha ihraç ediliyor

Milliyetçi Hareket Partisi’nde (MHP) tek başına Meral Akşener için değil, Sinan Oğan ve Koray Aydın’ın 1 Kasım seçimlerinden bu yana verdiği demeçler, parti teşkilatlarında yaptığı konuşmalar derleniyor.

Habertürk’te yer alan habere göre Genel Merkez bu süreci disiplin ve ihraç ile tamamlayacak.

MHP’de Genel Başkan Devlet Bahçeli’ye muhaliflerin açtığı davada tüzük kurultayı yapılmasına karar verilmesinin ardından Bahçeli, temyiz başvurusunda bulunmuştu.

Olağanüstü kongre sürecinin yargıya taşınması ve partiyi kurultaya götürmek üzere 3 kayyumun atanması ile MHP yönetimine fiilen el konuldu. Muhalif kimlikleri ile tanınan kayyumlar kongre için kolları sıvasa da gözler düğümü çözecek Yargıtay’a çevrildi.

Muhalifler saldırıya geçti!

Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile Ahrar-u Şam grubu Lazkiye’de Suriye Ordusu ve destekçilerine karşı saldırı başlattı. Böylece 27 Şubat’tan bu yana yürürlükte ve sık sık ihlal edilen ateşkes son buldu.

Sabah saatlerinde ise ÖSO’ya bağlı gruplar ile Ahrar’uş Şam’ın da aralarında olduğu bazı muhalifler, ateşkesi ihlal etmekle suçladıkları Suriye ordusuna karşı ‘güçle’ karşılık vereceklerini açıklamıştı. Açıklamanın hemen ardından Lazkiye’de saldırıya geçildi.

Lazkiye’deki saldırılarda rejim güçlerinin önemli komutanlarından Tuğgeneral Hasan Ramazan’ın öldürüldüğü iddia ediliyor. Öte yandan sosyal medya ÖSO elemanlarının manpad füzeleri ile çekilmiş fotoğrafları yayınmlanıyor.

Muhalifler saldırıya geçti!

Suriye Ordusu’na bağlı savaş uçakları ise, sabah saatlerinden itibaren Humus’u yoğun bir şekilde bombalıyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) göre, bombardımanlarda 4 sivil hayatını kaybetti, ölü sayısı artabilir.

Pazar günü İnternet üzerinden Suriye’deki muhaliflere seslenen Yüksek Müzakere Heyeti Başkanı Esad Zubi, muhalifleri rejimin saldırılarına cevap vermeye çağırmıştı.

Ceyşul İslam’ın (İslam Ordusu) siyasi lideri ve başmüzakereci Muhammed Alluş da muhaliflere Suriye rejiminin sivillere yönelik saldırılarına cevap verme çağrısında bulunmuştu.

Muhaliflerin ayrıca Hama vilayetinde de ilerlemeye başladığını ve Khirbat al-Naqus kentinin neredeyse tamamını ele geçirdiği belirtiliyor. Reuters, Hama vilayetinde bulunan stratejik öneme sahip Ghab Ovası’ndaki taarruza katılan gruplar arasında 27 Şubat’taki çatışmaların sonlandırılması anlaşmasını kabul etmeyenlerin de bulunduğuna dikkat çekti.

Yerel kaynaklar, muhaliflerin Lazkiye kırsalındaki KürdDağı bölgesinde ‘Zalimleri Püskürtün’ adını verdikleri operasyonda Neşhaba, Reşa ve Mazıklı köylerini ele geçirdiğini iddia ediyor.

ÖSO VE AHRAR’UŞ ŞAM’DAN, SİLAHLI MÜCADELE YEMİNİ

Ceyş’ün Nasr grubundan Muhammed Raşid tarafından Reuters’a gönderilen açıklamada, örgütlerin ortak operasyon merkezi hazırladığı belirtilirken, yeni mücadelenin hangi bölgelerde olacağı hakkında bir detay yer almadı. Raşid, siyasi geçiş sürecine doğru ilerlendiğine dair hiçbir işaret olmadığı için BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan De Mistura öncülüğünde yürütülen görüşmelerden ayrılmaları için baskının gittikçe arttığını da eklemişti.

“REJİME GÜVENMEYİN MERHAMET BEKLEMEYİN”

Çatışmalar geçtiğimiz günlerde Halep ve çevresinde şiddetlenmişti. Ortak bildiriye imza atan muhalif gruplar arasında Ceyş-ül İslam ve Ahrar’uş Şam da bulunuyor. Her iki örgüt de Halep ve çevresinde güçlü olarak biliniyor. Ceyş-ül İslam’a Cenevre’de Suriye muhalefetini temsil eden müzakerecilerden Muhammed Alluşi liderlik ediyor. Twitter hesabından Suriye ordusuna karşı misilleme çağrısında bulunan Alluşi, “Rejime güvenmeyin, merhamet beklemeyin” ifadesini kullandı.

CENEVRE’DEN MİSİLLEME ÇAĞRISI

Pazar günü İnternet üzerinden Suriye’deki muhaliflere seslenen Yüksek Müzakere Heyeti Başkanı Esad Zubi, Esed rejimini ateşkesi mevzi kazanmak için kullanmakla suçlamış, muhalifleri rejim saldırılarına cevap vermeye çağırmıştı.

Ceyşul İslam’ın (İslam Ordusu) siyasi lideri ve başmüzakereci Muhammed Alluş da muhaliflere Suriye rejiminin sivillere yönelik saldırılarına cevap verme çağrısında bulunmuştu. “Bu cevap saldırılarını artıran rejimin sivillere saldırmayı düşünmemesi için bir misilleme niteliğinde olmalı. Bu, şiddeti tırmandırmaya yönelik bir çağrı değil, kendini savunmaya yönelik bir çağrı” demişti. 

Alluş, Esad rejiminin saldırılarına karşı misilleme çağrısı yaptı ‘Onlar bir füze atıyorsa biz 10 atacağız’ ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan’dan AP’nin Türkiye raporuna sert cevap

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 24. Muhtarlar Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın gündeminde AP’nin Türkiye raporu ve dokunulmazlıklar vardı.

AP’nin Türkiye raporu hakkında çok sert ifadeler kullanan Erdoğan;

‘Bu raporun ve kararın sadece iki başlığını anladım gerisini siz zaten tahmin edersiniz. Kararın 17. maddesinde güya çevreci hassasiyetler bahanesiyle Türkiye’nin mega projelerinden kaygı duyulduğu ifade ediliyor. Size bu kaygı bir yerlerden tanıdık geldi mi? Bana geldi. Bu talep bizim önümüzde gezi olayları sırasında da getirilmişti. Aynı şekilde 17-25 Aralık hedeflerinden biri de mega projeleri geliştiren iş adamlarıydı. Savunma sanayi projelerimizi engellemek için çıkartmadık zorluk bırakmadılar. Şimdi de aynı şifreyle AP’nin Türkiye raporunda karşılaşıyoruz. Türkiye 2023 hedeflerinden vazgeçmeyecektir bunu böyle bilesiniz.’ dedi.

“CİBİLİYETLERİNİN GEREĞİNİ YAPIYORLAR”

Akkuyu Nükleer Santrali’nin durdurulması çağrısı. AB üyelerinin temsilcilerinden oluşan bir parlamento. Başkanları da garip garip açıklamalar yapmışlardır. Avrupa’da faaliyet gösteren 135 nükleer santrali ne yapacağız. Dünyada faal olan 444 nükleer santrali ne yapacağız. İnşa edilmekte olan 62 santral için aynı çağrının yapıldığını duyan var mı? O zaman Türkiye’deki santralle ilgili bu kaygı nereden geliyor? Bu kaygının sebebi Türkiye’nin enerji bağımlılığından duyulan kaygı yatıyor olmasın? Rapora bakıyorsunuz, Kıbrıs ve Ege’deki sorunlarla ilgili aynı sakat yaklaşım. Güneydoğu’daki olaylarla ilgili yine yalan yanlış bahaneler. Biz bunları çok iyi biliriz. Bunlar cibiliyetinin gereğini yapıyorlar. Hele bir de raporun 1915 olayları var ki tam evlere şenlik. Ülkemizin ne kadar hasmı varsa gönüllerindeki ve kafasındakileri rapora dökmüşler. Bu raporun hiçbir bağlayıcılığı olmadığını biliyoruz. Arkadaşlar kendilerine iade ettiler. Türkiye’nin raporu geçen yıl olduğu gibi geri iade etmesi gayet normaldir.

İşte Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları…

10 bine yakın muhtarımızı Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde ağırlamış oluyoruz. İnşallah 52 bine yakın muhtarımızın tamamıyla burada buluşmuş olacağız. Bunlar rahatsızlıklarını dışa vururken herhenagi bir ölçüleri olmadığı için işi muhtarlarımıza hakarete kadar vardırabiliyor. Güya bir mizah dergisi muhtarlarımızı aşağılayan bir karikatür yayınlamıştı. Bu dergi kapaktan özür dilemek zorunda kaldı. Sizler bu densizlere hadlerini bildirmek zorunda olmasanız yaptıkları yanına kar kalmıştı. Sizin birliğiniz hiçbir şeyle mukayese olmaz.

56 üyeli İİT’nin 25 ülke devlet ve hükümet düzeyinde katıldı. Gerek zirve toplantılarında, gerek zirve öncesi ve sonrası görüşmelerinde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir. İnsanoğlu hep adalet ve barışın arayışı içinde olmuştur. Bu günümüzde de devam ediyor. Biz hep hayrı anlatacak, emredecek, kötüden de men edeceğiz. Dünyada yaşanan sıkıntıları göze aldığımızda bu teşkilata çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. Dünyada 1,7 milyar Müslüman var. Bunların koordine olması lazım. Bir ümmet bilinci içinde geleceğe yürümesi lazım. Teşkilatın kurumsallaşması, faaliyet alanının genişlemesi için çalışacağız. Teşkilatı adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının terör, sefalet, cehaletle değil; medeniyetimizin parlak günlerinde olduğu gibi insanlığa hizmetle anılması en büyük temennimizdir.

Birincisi Mezhepçiliktir.  İslam dünyası içinde öyle bir virüs haline geldi ki, bu yayılma adeta bir din gibi algılanmaya başladı. Bizim bu noktada dinimiz İslam’dır, İslam’ın içinde böyle bir ayrımcılık olamaz. Buna sıcak da bakamayız. Bize sorduklarında Müslümanım deriz ve gereğini yerine getiririz. Mezhepçilik ayrımcılık olacaksa vay bu toplumun haline.

İkincisi ırkçılıktır. Bizde Romanmış, Boşnakmış, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş, Kürtmüş bizde böyle bir şey yok.

Üçüncüsü de terördür. Geldiğimiz nokta ortada. Çok kayıplar verdik. 40 bini aşkın insanımız 35 yıldır terörün kurbanı oldu. Önce demokratik açılım dedik, milli birlik kardeşlik ve çözüm süreci dedik olmadı. Hepsi bir yana, çözüm sürecini de buzdolabına koyduk. Şimdi operasyonlar dönemi. Bu dönemde bu iş bitecek. Çünkü bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur. Sonuna kadar üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Bu işi başaramazsak yazıklar olsun. Bu işi başaracağız. Bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur, kimsenin bir şeyler elde etmeye de hakkı yoktur.

“TERÖR ÖRGÜTÜ MAHVOLDUK, BİTTİK, NEREYE KAÇACAĞIZ DİYORLAR”

Yaşanan bu terör olayları terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı eylem stratejisi yok olmuştur. Battık, mahvolduk, bittik diyorlar, nereye kaçacağız diyorlar.  Bunların en önemli sebebi, bölge halkının tercihinin bölünmekten yana değil milletimizin devletimizin tek parça kalmasından yana olmasıdır. Terör örgütünün amacını bölge halkı çok iyi görmüştür. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakarca bir mücadele ile terör örgütüyle mücadele etmiştir.

56 üyeli İİT’nin 25 ülke devlet ve hükümet düzeyinde katıldı. Gerek zirve toplantılarında, gerek zirve öncesi ve sonrası görüşmelerinde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir. İnsanoğlu hep adalet ve barışın arayışı içinde olmuştur. Bu günümüzde de devam ediyor.

Biz hep hayrı anlatacak, emredecek, kötüden de men edeceğiz. Dünyada yaşanan sıkıntıları göze aldığımızda bu teşkilata çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. Dünyada 1,7 milyar Müslüman var. Bunların koordine olması lazım. Bir ümmet bilinci içinde geleceğe yürümesi lazım. Teşkilatın kurumsallaşması, faaliyet alanının genişlemesi için çalışacağız. Teşkilatı adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının terör, sefalet, cehaletle değil; medeniyetimizin parlak günlerinde olduğu gibi insanlığa hizmetle anılması en büyük temennimizdir.

Birincisi Mezhepçiliktir.  İslam dünyası içinde öyle bir virüs haline geldi ki, bu yayılma adeta bir din gibi algılanmaya başladı. Bizim bu noktada dinimiz İslam’dır, İslam’ın içinde böyle bir ayrımcılık olamaz. Buna sıcak da bakamayız. Bize sorduklarında Müslümanım deriz ve gereğini yerine getiririz. Mezhepçilik ayrımcılık olacaksa vay bu toplumun haline.

İkincisi ırkçılıktır. Bizde Romanmış, Boşnakmış, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş, Kürtmüş bizde böyle bir şey yok.

Üçüncüsü de terördür. Geldiğimiz nokta ortada. Çok kayıplar verdik. 40 bini aşkın insanımız 35 yıldır terörün kurbanı oldu. Önce demokratik açılım dedik, milli birlik kardeşlik ve çözüm süreci dedik olmadı. Hepsi bir yana, çözüm sürecini de buzdolabına koyduk. Şimdi operasyonlar dönemi. Bu dönemde bu iş bitecek. Çünkü bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur. Sonuna kadar üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Bu işi başaramazsak yazıklar olsun. Bu işi başaracağız. Bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur, kimsenin bir şeyler elde etmeye de hakkı yoktur.

“TERÖR ÖRGÜTÜ MAHVOLDUK, BİTTİK, NEREYE KAÇACAĞIZ DİYORLAR”

Yaşanan bu terör olayları terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı eylem stratejisi yok olmuştur. Battık, mahvolduk, bittik diyorlar, nereye kaçacağız diyorlar.  Bunların en önemli sebebi, bölge halkının tercihinin bölünmekten yana değil milletimizin devletimizin tek parça kalmasından yana olmasıdır. Terör örgütünün amacını bölge halkı çok iyi görmüştür. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakarca bir mücadele ile terör örgütüyle mücadele etmiştir.

56 üyeli İİT’nin 25 ülke devlet ve hükümet düzeyinde katıldı. Gerek zirve toplantılarında, gerek zirve öncesi ve sonrası görüşmelerinde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir. İnsanoğlu hep adalet ve barışın arayışı içinde olmuştur. Bu günümüzde de devam ediyor.

Biz hep hayrı anlatacak, emredecek, kötüden de men edeceğiz. Dünyada yaşanan sıkıntıları göze aldığımızda bu teşkilata çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. Dünyada 1,7 milyar Müslüman var. Bunların koordine olması lazım. Bir ümmet bilinci içinde geleceğe yürümesi lazım. Teşkilatın kurumsallaşması, faaliyet alanının genişlemesi için çalışacağız. Teşkilatı adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının terör, sefalet, cehaletle değil; medeniyetimizin parlak günlerinde olduğu gibi insanlığa hizmetle anılması en büyük temennimizdir.

Birincisi Mezhepçiliktir.  İslam dünyası içinde öyle bir virüs haline geldi ki, bu yayılma adeta bir din gibi algılanmaya başladı. Bizim bu noktada dinimiz İslam’dır, İslam’ın içinde böyle bir ayrımcılık olamaz. Buna sıcak da bakamayız. Bize sorduklarında Müslümanım deriz ve gereğini yerine getiririz. Mezhepçilik ayrımcılık olacaksa vay bu toplumun haline.

İkincisi ırkçılıktır. Bizde Romanmış, Boşnakmış, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş, Kürtmüş bizde böyle bir şey yok.

Üçüncüsü de terördür. Geldiğimiz nokta ortada. Çok kayıplar verdik. 40 bini aşkın insanımız 35 yıldır terörün kurbanı oldu. Önce demokratik açılım dedik, milli birlik kardeşlik ve çözüm süreci dedik olmadı. Hepsi bir yana, çözüm sürecini de buzdolabına koyduk. Şimdi operasyonlar dönemi. Bu dönemde bu iş bitecek. Çünkü bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur. Sonuna kadar üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Bu işi başaramazsak yazıklar olsun. Bu işi başaracağız. Bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur, kimsenin bir şeyler elde etmeye de hakkı yoktur.

“TERÖR ÖRGÜTÜ MAHVOLDUK, BİTTİK, NEREYE KAÇACAĞIZ DİYORLAR”

Yaşanan bu terör olayları terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı eylem stratejisi yok olmuştur. Battık, mahvolduk, bittik diyorlar, nereye kaçacağız diyorlar.  Bunların en önemli sebebi, bölge halkının tercihinin bölünmekten yana değil milletimizin devletimizin tek parça kalmasından yana olmasıdır. Terör örgütünün amacını bölge halkı çok iyi görmüştür. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakarca bir mücadele ile terör örgütüyle mücadele etmiştir.

ASIL HEDEFİN BİZİ KAZIMAK OLDUĞUNUN FARKINDAYIZ”

Türkiye’nin bugünkü sınırları bizim son sınırlarımızdır. 100 yıl önce 5 milyon kilometrekareydi. Bunun ancak 780 bin kilometresini muhafaza edebildik. Asıl hedefin bizi kazımak olduğunun farkındayız. Hiç kimse kusura bakmasın artık o devir geride kaldı. Biz hem devletimizin fiziki sınırlarına sahip çıkacağız, hem de gönül sınırlarımızı açık tutacağız.

DOKUNULMAZLIK TARTIŞMASI

TBMM’de dokunulmazlık konusunda sağlanan uzlaşmayı takdirle karşılıyorum. HDP bırakın Türkiye partisi olmayı, benim vatandaşlarımın hepsine düşmanlık etmek için kurulmuş bir parti niteliğindedir. Bayraktan, ezandan, camiden, İstiklal Marşı’ndan, vatandaşımızın kılık kıyafetinden rahatsız olan bir parti bu ülkenin partisi olamaz. Nitekim dünyanın neresine gittikysek, milletimize husumet besleyen herkesin bunları desteklediklerini gördük. Şimdi paralel yapı da bunları safına katılmış durumda. ABD’de Ermenileri, PKK’lıları, Paralel devleti ve HDP’lileri bize karşı eylem yaparken gördüm.

Erdoğan'dan AP'nin Türkiye raporuna sert cevapDavutoğlu, Avrupalıları gözlerinin içine baka baka eleştirdi

26 kamu görevlisi bugün yargılanacak

Yargılama sürecinde Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer, Engin Dinç ve Ahmet İlhan Güler gibi kamu görevlilerinin adı sık sık gündeme gelmişti.

Hatta Dink ailesi avukatları, bu isimlerin de aralarında bulunduğu birçok kamu görevlisi hakkında şikayette bulundu. Ancak 2015 yılına kadar bu isimler hakkındaki suç duyuruları ‘takipsizlikle’ sonuçlandı.
Bu süreç 17-25 Aralık soruşturmalarına kadar devam etti. Paralel Devlet Yapılanması (PDY) yönelik soruşturmalarla birlikte Dink cinayeti yeniden ele alındı.

26 KAMU GÖREVLİSİ YARGILANACAK

2015 yılında Savcı Gökalp Kökçü tarafından yürütülen soruşturma sonucu Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç, eski istihbarat müdürleri Ramazan Akyürek, Sabri Uzun, dönemin İstihbarat Dairesi C Şube Başkanı Ali Fuat Yılmazer, Trabzon İstihbarat Müdürü Faruk Sarı ve İstanbul İstihbarat Müdürü Ahmet İlhan Güler’in de aralarında bulunduğu 26 şüpheli hakkında dava açıldı.

YARGITAY’DAN BİRLİKTE YARGILANSINLAR KARARI

Savcı Kökçü, kamu görevlileri ile diğer 20 sanığın birlikte yargılanmasını talep etti. Ancak İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi kabul etmedi. Son sözü Yargıtay söyledi. Yargıtay kamu görevlileri ile cinayetin ardından yakalandıktan sonra ‘polis ve askerlerle birlikte Türk bayrağı ile fotoğraf çektiren tetikçi Ogün Samast’ın da aralarında bulunduğu 20 sanıklı eski davanın bir arada görülmesine karar verdi.

İLK DURUŞMA BUGÜN

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davada kamu görevlileri ‘ihmali davranış ile ölüme sebebiyet vermek’, ‘örgüt kurmak ve yönetmek’, ‘tasarlayarak adam öldürme’, ‘resmi belgede sahtecilik’ gibi suçlardan yargılanacak.
Polis müdürleri ile tetikçi Ogün Samast aynı mahkeme salonunda, yan yana sanık sandalyesine oturacak. Davanın ilk oturumu üç gün sürecek.

26 kamu görevlisi bugün yargılanacak

İDDİANAME: GÜLEN YAPILANMASI CİNAYETİ BİLİYORDU 

Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer, Faruk Sarı, Sabri Uzun, Engin Dinç gibi polis müdürlerinin sanık olduğu kamu görevlileri ile ilgili hazırlanan Dink iddianamesinde, şüphelilerden Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ve Coşkun Çakar’ın emniyet teşkilatı içinde Fethullah Gülen Cemaati olarak adlandırılan bir grubun yapılanmasını amaç edinen “Silahlı Terör Örgütü’nün” yöneticilerinden olduğu belirtildi.
İddianamede ‘Gülen Örgütünün’ cinayetten önce bütün detayları bildiği ancak işlenmesini beklediği ifade edildi.

SORUŞTURMAYI BAŞSAVCI VEKİLİ YÜRÜTECEK

Soruşturmayı son sekiz yılda en ileri aşamaya taşıyan Cumhuriyet savcısı Gökalp Kökçü Ocak ayı başında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının kararı ile bu dosyadan alındı. Bu durum, adliyedeki ‘görev değişikliği’ kapsamında gerçekleşmişti. Ocak 2016’dan beri de Hrant Dink dosyası terör bürodan sorumlu başsavcı vekilliğinde bekliyor. Dosyaya yeni bir savcı ataması yapılmadı. Soruşturma dosyasına Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturmalarından sorumlu başsavcı vekili İrfan Fidan’ın bakacağı belirtildi.

Moody’s Türk bankalarını analiz etti

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türk bankalarının varlık teminatlı menkul kıymet (VTMK) ihraçlarının önümüzdeki aylarda artmasının muhtemel olduğunu ve bunun da toptan fonlama maliyetlerini, euro piyasasındaki olumlu şartlardan dolayı düşüreceğini belirtti.

Moody’s Başkan Yardımcısı Simone Zampa, Türk bankaları hakkında hazırlanan raporda, “Daha likit bir VTMK (covered bond) piyasası Türk bankalarının vade uyumsuzluğunu azaltmasına, fonlama kaynaklarını çeşitlendirmesine ve toptan fonlama maliyetlerini azaltılmasına yardımcı olur” dedi.

Moody’s raporunda Türk bankalarının kaynaklarını geçmişten bu yana yatırımcı güvenindeki değişimlere karşı hassas kısa vadeli piyasa fonlamasından sağladıklarına dikkat çekerek uzun vadeli VTMK ihraçlarının fonlama profillerinin iyileşmesine sağlayacağını belirtti.

Diğer bir Moody’s Başkan Yardımcısı Jose de Leon, “Konut mortgage’ları Türk bankalarının kredi itibarı en yüksek varlıkları ve VTMK’lar için ana teminat kaynağı. Sağlam mortgage taahhüt standartları ve Türkiye’nin elverişli demografik yapısı da bu kredi tipinin ekonomideki daralmaya karşı direncini artırıyor” dedi. 

Davutoğlu, AKPM Genel Kurulu’na hitap edecek

Başbakan Ahmet Davutoğlu‘nun, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Genel Kuruluna hitap etmek üzere yarın Avrupa Konseyi‘ni ziyaret edeceği bildirildi.

Başbakanlık Basın Merkezinden yapılan açıklamada, bugün gece saatlerinde Fransa’nın Strazburg kentine gidecek Davutoğlu’nun, AKPM Başkanı Pedro Agramunt’un daveti üzerine gerçekleştireceği ziyaret kapsamında, yarın AKPM Genel Kuruluna hitap edeceği belirtildi.

Davutoğlu’nun, AKPM Genel Kurulu’na hitabının yanı sıra Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, AKPM Başkanı Pedro Agramunt ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Guido Raimondi’yle temaslarda bulunmasının öngörüldüğü ifade edildi.

Türkiye’nin, Kasım 2010-Mayıs 2011 döneminde, örgütün karar alma mekanizması olan Bakanlar Komitesi’nin Dönem Başkanlığını üstlendiği, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da 25 Ocak 2010 – 23 Ocak 2012 tarihlerinde, iki yıl süreyle AKPM Başkanlığını yürüttüğü anımsatılan açıklamada şunlar kaydedildi:

“Türkiye, son dönemde Avrupa Konseyi’nin çalışmalarına katkısını daha da güçlendirmiş, 2016 itibarıyla Avrupa Konseyi bütçesine en fazla katkı sağlayan (grand payeur) ülkeler arasına girmiştir. Eş-zamanlı bir diğer girişimle, ülkemizin Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi ile Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’ndeki üye sayısı 12’den 18’e yükseltilmiştir. Ülkemiz, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanında Avrupa’nın en kapsayıcı platformu olan Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olarak, Konsey ve kurumlarıyla yapıcı ve güvene dayalı işbirliğini sürdürmeye devam edecektir.”

Kaynak: AA

Afganistan’da sel: 30 ölü

Tahar Valisi Muhammad Yasin Zia, Tahar’ın çeşitli bölgelerinde 4 gündür devam eden şiddetli yağış nedeniyle oluşan sellerde çok sayıda evin su altında kaldığını söyledi.

Vali, selde 13 kişinin yaşamını yitirdiğini, 5 kişinin de yaralandığını, hasar tespit çalışmalarının başladığını bildirdi.

Baglan Doğal Afetlerle Mücadele Kurumu Başkanı Muhammad Nasir Kohzad da Baglan’ın farklı bölgelerindeki sellerde 12 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Selde çok sayıda evin hasar gördüğünü dile getiren Kohzad, felaketen etkilenen bölgelerin bir kısmına henüz ulaşılamadığını ifade etti.

Öte yandan Samangan Valiliğinden yapılan açıklamada ise vilayetin Dere-i Suf ve Hazret Sultan ilçelerindeki sellerde 5 kişinin öldüğü bildirildi.

İki gün önce de ülkenin batısındaki Herat vilayetinde sel nedeniyle 4 kişi ölmüştü.

Davutoğlu’ndan HDP’li vekile müthiş kapak!

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde kendisine, Güneydoğu’da terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonlarla ilgili İngilizce soru soran HDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü’ye çok sert cevap verdi.

Ertuğrul Kürkçü: 2015 Temmuz ayından beri PKK ve devletin güvenlik güçleri arasında bir çatışma yürüyor. Bu ne zaman biter?

Ertuğrul Kürkçü bir HDP vekili olarak Avrupa Konseyi’nin resmi dili olan Türkçe’yle bana soru sormasını isterim İngilizce değil.

Davutoğlu'ndan HDP'li vekile müthiş kapak!Davutoğlu, Avrupalıları gözlerinin içine baka baka eleştirdi

 Davutoğlu şöyle dedi:

“Sayın Kürkçü’nün çalışma gününün Türkçe olarak belirlendiği bugünde Türk Başbakanı’na Türkçe hitap etmesini beklerdim. Kim yaparsa yapsın eğer sokaklara mayın döşerse, keskin nişancı yerleştirirse, bomba yüklü araçlarla vatandaşlarımıza saldırırsa, onunla mücadele etmek benim görevimdir ve her Türk vatandaşı kendini güvenli hissedene kadar mücadelemiz sürecektir.”

Başbakan Davutoğlu, “Türkçe dinleyip anlamayı bilseydiniz sorunuzun cevabının bu satırlarda olduğunu anlardınız” diye ekledi.

Terör örgütü canlı bomba saldırısı düzenliyor, siz ülkenin başbakanına operasyonlar ne zaman bitecek diye soruyorsunuz. Kamu güvenliği olmadan bir ülkede yaşanması mümkün değil. Kürkçü eğer kendisi PKK’nın vurduğu hastanede tedavi görüyor olsaydı, PKK’ya gerilla değil,alçak bir terör örgütü derdi”


Davutoğlu'ndan HDP'li vekile müthiş kapak!Kürkçü’yü yerin dibine sokan Davutoğlu’na ilk tebrik

“Kim yaparsa yapsın, ister DEAŞ, ister PKK, ister DHKP-C, kim yaparsa yapsın, eğer sokaklara mayın döşerse, eğer damlara keskin nişancılar yerleştirirse, eğer bomba yüklü arabalarla vatandaşlarımın üzerine saldırırsa onu durdurmak benim asli görevimdir ve bu mücadele siz isteseniz de istemeseniz de her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kendini güvenli hissedene kadar devam edecektir.”

Van şehidi Delibaş’ın cenazesi memleketi Kilis’e uğurlandı

Van’ın İpekyolu ilçesinde terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonda şehit edilen polis memuru Abdullah Delibaş, düzenlenen törenin ardından, memleketi Kilis’e uğurlandı.

VAN ŞEHİDİ İÇİN ASKERİ TÖREN

Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Helikopter Filo Komutanlığında düzenlenen törene, Vali İbrahim Taşyapan, İl Emniyet Müdürü Mehmet Suat Ekici, 6. Hudut Alay Komutanı Albay Ali Yalçın, askeri erkan, kurum amirleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

Van şehidi Delibaş'ın cenazesi memleketi Kilis'e uğurlandı

Şehit polis memuru Delibaş’ın Türk bayrağına sarılı cenazesi, tören alanına getirilerek öz geçmişi okundu. Şehidin yakınları bu sırada Kürtçe ağıtlar yaktı.

Van şehidi Delibaş'ın cenazesi memleketi Kilis'e uğurlandı

ŞEHİDİN ÇOCUKLARI YÜREKLERİ BURKTU

Şehidin babası Süleyman, eşi Özlem, çocukları Süleyman ve Efe Delibaş’a törene katılanlar destek oldu. Saygı duruşunda bulunulması ve İl Müftüsü Nimetullah Arvas’ın okuduğu duanın ardından, şehit Delibaş’ın cenazesi, mesai arkadaşlarının omuzlarında tekbir getirilerek, askeri uçağa taşındı. Şehidin cenazesi uçakla, memleketi Kilis’e uğurlandı.

Van şehidi Delibaş'ın cenazesi memleketi Kilis'e uğurlandı

İpekyolu ilçesi Hacıbekir Mahallesi’nde dün bir evde terör örgütü mensuplarının bulunduğu yönündeki ihbar üzerine İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekiplerince başlatılan operasyonda, teröristlerce açılan ateş sonucu Abdullah Delibaş şehit düşmüş, bir polis memuru da yaralanmıştı.

Van şehidi Delibaş'ın cenazesi memleketi Kilis'e uğurlandı

Aynı operasyonda bir terörist etkisiz hale getirilmiş, bir terörist yaralı yakalanmıştı. Evde silah, el bombası ve patlayıcı yapımında kullanılan malzeme ele geçirilmişti.

Dolar bugün kaçtan işlem görüyor

İstanbul serbest piyasada dolar 2,8320, avro 3,2080 liradan güne başladı.
Kapalıçarşı’da 2,8300 liradan alınan dolar 2,8320 liradan satılıyor. 3,2060 liradan alınan avronun satış fiyatı ise 3,2080 lira olarak belirlendi.

Önceki kapanışta doların satış fiyatı 2,8480 lira, avronun satış fiyatı ise 3,2210 lira olmuştu.