Hindistan’da bebek çiftliğine baskın

Özel bir hastanenin bünyesinde yeni doğanları 1500 dolara satan bebek çiftliği, tecavüz ya da istenmeyen gebelik sonucu dünyaya gelen bebekleri başka ailelere satıyor.

YETKİLİLER 2 BEBEĞİ KURTARDI, 5 KİŞİ TUTUKLANDI

Bir polis yetkilisi Russia Today’a yaptığı açıklamada ,”Çocuğu olmayan üç çifte üç bebek satıldığını öğrendik” dedi. Şu ana kadar yetkililer iki bebeği kurtardı ve olayla ilgili olarak aralarında hastane yöneticilerinin olduğu beş kişi tutuklandı.

Emzirirken hamileliğe önemli uyarı

Bebek bekleyen her kadının anne sütünün faydaları ve emzirmenin önemi ile ilgili bilgilendirilmesi gerektiğini dile getiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Aslı Alay, “Bu eğitimi alan kadınların bebeklerini daha uzun süre emzirdikleri görülmüştür. Ancak ülkemizde önemli bir sorun emziren bir kadının tekrar gebe kalması. Doğumların yaklaşık yüzde 20’si bir önceki çocuk 2 yaşını doldurmadan gerçekleşmekte. Gebe kalan bu kadınlar gebeliklerinin devamını düşünüyorlarsa ilk çocukta emzirme kesilmeli mi? Süt vermek düşüğe neden olur mu? Bebek doğduktan sonra süt paylaşımı nasıl olacak? Tüm bu sorular ve cevapları merak konusu olmuştur. Beyinden salgılanan prolaktin süt yapımını sağlayan bir hormondur. Gebelikte 5. Haftada üretimi artan prolaktin hormonu genellikle gebelik süresince sabit olup 15-25 ng/ml’dir. Gebeliğin sonunda ise yaklaşık 10 kat artış gösteririr. Doğumun ardından 100’lü değerlere inen prolaktin bebeğin anne memesine dokunması ile birlikte tekrar yükselir. Prolaktin artışı yumurtlamayı baskılar. Süt verme gebeliği önler. Yani süt korur denilmesi de bu durumdan dolayı söylenilir. İlk 6 ay bebeğini anne sütü ile besleyen kadınların bir kısmı adet görmez. Sütün koruması için annenin 6 ay sadece anne sütü vermesi ve adet görmemesi gerekir. Koruma oranı çok yüksek olup yüzde 99 dur.Yöntemin etkinliği için gündüz emzirme süreleri arasında maksimum 4 saat, gece ise 6 saati geçmemelidir. 6. aydan sonra ek gıdalara geçildiği için adet görülmese bile bu yöntem etkinliğini kaybeder” diye konuştu.

Emzirirken hamileliğe önemli uyarıHem hamile hem obez isen dikkat!

Emziren kadının gebeliği

Bir kadın hem emziriyor hem de gebe ise ihtiyacı olan kalori miktarının oldukça yüksek olduğunu belirten Dr. Alay, “Bu durum sadece kalori değil aynı zamanda vitamin ihtiyacını da artırır. Gebelikler arasında önerilen süre ortalama 24 aydır. Böyle bir sürenin belirlenmesindeki neden ise kadının bedenindeki eksiklikleri tamamlamaktır. Hem emziren hemde gebe olan kadının ihtiyacı olan kalori kesin bilinmemekle birlikte sadece gebe olan kadından daha çok olup, kalori ile beraber vitamin, omega3, mineral ihtiyacı da artmıştır. Özellikle son 3 ay ihtiyaç daha da artar. Emziren gebelere sebze, protein, meyve, kalsiyum ve tahılların karışımını içeren bir diyet hazırlanmalıdır” dedi.

Gebelikte süt veren annelerde düşük veya geri kalma riski var mı?

Bazı çalışmalarda daha düşük doğum ağırlığı tespit edilmiştir. Bu durum ardışık gebeliklerin ekonomik düzeyi düşük toplumlarda daha sık rastlanmasıyla da ilgili olabilir. Yapılan çalışmalar kısıtlı sayıda kadını içerdiği için şüphe ile yaklaşılmakla beraber düşük ve erken doğuma yol açtığı tespit edilmemiştir.

Sütün kalitesi değişir mi?

Gebelikte sütün tadı değişir. Gebelikle beraber süt içinde protein miktarı artar şeker oranı düşer. Biraz tadı değişen sütü çocuğunuzun nasıl bir tepki vereceği bilinmez. Süte düşkünlüğü azalabilir, artabilir veya aynı kalabilir. Aslında bebeğiniz değişik tadlara alışıktır. Çünkü anne sütü beslenmeye göre değişik tadlarda olabilir.

Gebe iken emziren bir kadının süt vermesi ne kucağındaki nede karnındaki bebeğe zararı olmadığını biliyoruz. Ancak sütün bebeğe bir yararı konusunda net bir veri yoktur. Bu kararı verirken emzirilen bebeğin kaç aylık olduğu, sütten kesildiğinde yeterli besine ulaşılabilirliği dikkate alınmalıdır. Özellikle ekonomik seviyenin düşük olduğu toplumlarda çocuğu sütten kesmek önerilmez. Ancak koşulların uygun olduğu toplumlarda anneye danışma verilir. Net bir faydadan söz edemediğimiz için anneye tüm veriler ayrıntılı anlatılır. Anne emzirmeye devam etmek istiyorsa gerekli vitamin desteği protein ve sıvı alımı sağlanmalıdır.. Önemli bir sorunda bebek doğduğunda sütün paylaşımı nasıl olacak? Süt hangi bebeğin ihtiyaçlarını karşılayacak.? Bu hassas konuda anne ile paylaşılmalı ve uygun karar aile ile beraber verilmelidir.

Bebeklerde bu hastalığa dikkat

Özellikle bebeklik döneminde göz kaymasına neden olabilecek nedenlerin başında yüksek hipermetropi geldiğini ifade eden Op.Dr.Şeyda Atabay, “İki gözü birlikte odaklamayı başaramayan gözde kayma gelişir. Bu durum göz tembelliği ile neticelenir. Bazen kayma bir gözde olurken, bazı durumlarda her iki gözde de olabilmektedir. Genelde daha iyi gören göz tercih edilendir. Yeni doğan kataraktları kayma oluşturmadan önce genelde verdiği beyaz refle sayesinde tanınabilir ancak tanı konulmadığında ileri dönemlerde kayma nedeni olabilmektedir” dedi.

Göz arkası problemlerine de dikkat çeken Op.Dr.Şeyda Atabay, “Bunlar içinde göz tümörleri önemli bir yer işgal etmektedir. Çocuklardaki göz tümörleri hızlı başlangıçlı olabilmekte ve gözde beyaz refleye neden olmaktadır. Özelikle fotoğraf çekimlerinde karşılaşılan göz bebeğindeki kırmızı refle normal iken, beyaz refle görülmesi anormal bir durum olarak kabul edilmektedir.

Bebeklerde kayma tedavilerinde ilk yapılacak olan sebebin tespitidir. Öncelikle sebebi ortadan kaldırdığımızda sorun düzelebilmektedir ancak bebeklerde bu durum sıkıntılı bir sürece de neden olabilmektedir. İlk 9 yaşa kadar göz hastalıkları açısından çocuğa yapılan yatırım çok önemlidir. Bu dönemde tedavi edilemeyen pek çok hastalık daha ileri yaşlarda tedavi edilemezken, işlevsel yetersizliklere neden olabilmektedir” diye konuştu.

Bebeğin inanılmaz görüntüsü!

Daily Mail’in haberine göre anne Catherine Long, bebeğinin 20 haftalıkken çok nadir görülen bir hastalığı olduğunu öğrendi. “Ensefalosel” ismi verilen bozukluk sebebiyle beynin bir kısmı kafatasının dışında büyüyor.

Doktorlar bebeğin anne karnında veya doğumdan hemen sonra öleceğini aileye söylediğinde yıkılan aile, bebeklerinin sağlıklı bir kiloda doğmasıyla umutlandı.
 
Ensesindeki fazlalığın alındığı bebeğin kısmen gördüğü ve hayatı boyunca ileri derecede engelli bir birey olacağı belirtildi.

Bebeğin inanılmaz görüntüsü!

Ensefalosel, anne karnında gelişen bir tür sinir yolu kusuru olarak biliniyor ve beyni etkiliyor.
 
Sinir yolu, hamileliğin 3 ve 4. haftalarında beyin ve omuriliğin oluşmasını sağlayan dar bir kanaldır.

Bebeğin inanılmaz görüntüsü!

Ensefalosel, kafatasında bulunan bir açıklık sonucu beynin ve onu saran beyin zarının kafatası dışında büyümesiyle sonuçlanıyor. Her 10 bin doğumda 1 görülmektedir.

Ensefalosel ile doğan bebeklerde beyinde sıvı birikmesi, kollar ve bacaklarda güç kaybı, sıradışı oranlarda ufak kafatası, zayıf kordinasyon, gelişme geriliği ve görme problemleri görülmektedir.

Bebeğin inanılmaz görüntüsü!

Korucubaşı tuzağa düşülerek şehit edilmiş

Mardin’in Nusaybin ilçesinde şehit olan korucubaşı Adnan Durak’ın terör örgütü PKK mensuplarınca silahlı saldırıya uğradığı Aile Sağlığı Merkezine, “oğlunun aşısı var” denilerek çağrıldığı belirlendi.

Alınan bilgiye göre, Tepealtı Mahallesi’nde oturan korucubaşı Durak’ın (48) Girmeli Aile Sağlık Merkezi’nin girişinde PKK’lı teröristlerin saldırısı sonucu şehit olduğu olayla ilgili detaylar ortaya çıkmaya başladı. Durak’ın, telefonla gelen “oğlunun aşışı var” şeklindeki bilgi üzerine Girmeli Aile Sağlığı Merkezine gittiği tespit edildi.

Saldırı anında Durak’ın yanında eşi Peyruze, kucağında 3 aylık oğlu Bünyamin ile yanında 3 yaşındaki kızı Armin’in de bulunduğu belirtildi. Saldırısı sonrası çıkan arbedede korucubaşının eşi Peyruze Durak da yaralandı.

Durak, kaldırıldığı Nusaybin Devlet Hastanesindeki tedavisinin ardından taburcu edildi.

Durak’ın bugün doğum günü olduğu, doğum gününde teröristlerin hain saldırısı sonucu şehit edildiği öğrenildi.

Olayla ilgili soruşturma sürüdürülüyor.

Korucubaşı Adnan Durak, Girmeli Aile Sağlık Merkezi yakınında teröristlerin silahlı saldırısı sonucu ağır yaralanmış, kaldırıldığı Nusaybin Devlet Hastanesindeki müdahaleye rağmen şehit düşmüştü.

Çocuk bakımına bahar geldi

Biberon ve beslenme gereçleri temizleyicisinden, pişik kremine kadar tüm Friendly organik ürünlerinde geçerli olan 1 Mayıs tarihine kadar Civil’in Türkiye geneli 55 mağazasında devam edecek. 

Çocuk bakımına bahar geldi

Civil hesaplı ve kaliteli alışveriş misyonunu hedef edinen Civil, bebek ve çocukların sağlığına da önem veriyor.

Çocuk bakımına bahar geldi

Bebeklerin sağlığı kadar anne babalarında bütçesini düşünen Civil bu kapsamda dermatolojik testlerden geçmiş organik Friendly temizlik ürünlerinde yüzde 25 indirim başlattı.

Çocuk bakımına bahar geldi

 

‘Fenerbahçe’ye dava açılması lazımdı’

Galatasaray mali genel kurulunda açıklamalarda bulunan sarı-kırmızılı kulübün eski İkinci Başkanı Hamdi Yasaman, mevcut yönetimin kulübü iyi yönetemediğini belirterek, “Kamuoyunda ve Galatasaray camiasındaki görüntü bu yeni yönetimin Galatasaray’ı iyi yönetmediği kanaatindedir. Ben de aynı görüşteyim. Çok fazla hata yapıp Galatasaray yönetiminde zafiyetler meydana getirmiştir. Buradaki sunumda siyasal bir konuşma gibi yeni yatırımları anlattı. Bunların hepsi çok güzel projeler, bunlar yapılsın. Galatasaray çok büyük bir tarih, büyük bir kulüp. İlk önce bu yönetim kurulunun bunları koruması lazım. Bunların başında da bazı demeçlerin, söylemlerin korunması lazım. Benim en çok gücüme giden, bir Fenerbahçe Başkanı, Galatasaray’a karşı büyük bir hakarette bulundu. ‘Şikeyi Türkiye’ye getiren kulüptür dedi.’ Galatasaray’ın tarihine baktığınız zaman Türkiye’nin en önemli kurumudur. Buna başkanın cevabı olmadı, neredeyse özür dileyecekti. Biz bunu çok iyi cevaplamamız lazım. Ben hukukçu olarak yönetimde olsaydım bunun çok büyük bir tazminat davası olması lazımdı. Galatasaray’ın markası değeri o kadar büyüktür ki Fenerbahçe bunun altından kalkamazdı. Bunun aksine Galatasaray’ın marka değerini düşüren bir olay. Trabzon maçında Trabzonspor Başkanı’nın verdiği demeç de bunun devamı oluyor. Galatasaray’ı suçlamışlardır yine. Maçı veren kendileridir. Maçı zorla bize vermişlerdir. Çok önemli bir davanın açılması şarttır. Galatasaray’ın haklarının savunulmadığını düşünüyorum” diye konuştu.

‘İstifa etmesi lazım’
Galatasaray’ın önemli bir camia olduğunu belirterek, “Biz bununla övünüyoruz. Diğer gruplar bize ulaşmak için çalışıyorlar. Böyle bir camiada bizim yönetim kurulundan bir arkadaşımız tutup, bazıları zenginleşiyor bazıları fakirleşiyor diyor. Galatasaray’da hiç kimsenin usulsüz bir iş yaptığını ben ne gördüm ne de duydum. Böyle bir şey düşünemem bile. Ben birçok yönetim kurulu üyelerinin fakirleştiğini gördüm ama zenginleştiğini görmedim. Elinde ne varsa verir. Bu böyledir. Galatasaray bir aşktır. Aşkla çalışılır. Başkanın özür dilemesi ve bunu söyleyen arkadaşın da istifa etmesi lazım” ifadelerini kullandı.

‘Zayıf yönetim diye bir algı var’
Yönetimin gelir arttırıcı şeyler yapması gerektiğini savunan Yasaman, “Biz kredi bulacağız denilmiş ve yapılmamıştır. Her yerde en zayıf yönetim diye bir algı var. Yönetimde başkanın inisiyatifi ile bu işler yürümez. Neticeler kötü. Yapılan transferle panikle yapılmıştır. Şuan gol atacak adamımız yok. 8 milyon aldık diyorlar. İkisi Trabzon’un biri de masraflar, beş kalıyor elimize. Şimdi antrenörsüz kaldık. Yarın Fenerbahçe maçına çıkacağız antrenörsüz. Yönetim tam bir panik halindedir” şeklinde konuştu.

Çocuklar için açık hava daha iyi

Gün ışığının kemik ve doku gelişimi için gerekli olduğunu söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Çenesiz “Bebek yeterince D vitamini alırsa rahitis denilen hastalığın ortaya çıkması önlenmiş olur. Bebek güneşe ilk defa çıkıyorsa önceleri birkaç dakika kalmalı, bu süre zamanla artırılmalıdır. Yazın güneş ışınlarının dik olmadığı saatler (11. 00 -15.00 dışındaki saatler) tercih edilmelidir” diyor.

Açık havada parklara, bahçelere

Çocuklar en rahat açık havada oyun oynar. Onlar için açık havada oyun oynamak büyük bir ihtiyaçtır. İlkbaharda açık havada oynamaya can atarlar. Parklara, bahçelere koşarlar. Tabii ki açık hava oyun yerlerinin trafiğe kapalı alanlar olmasına dikkat edilmelidir.

İlk günler çok önemli
0-1 ay, yeni doğan bebeğin özellikle ilk günlerinde, ortam ısısı normal sınırlarının (22-24 c derece) üzerine çıktığında terleme fonksiyonu yeterli olmadığında bebek olumsuz etkilenir. Vücut ısısı arttığında bebeğin yaşamsal fonksiyonları olumsuz etkilenir. Bu nedenle bebeklerin yaz aylarında güneşin dik olduğu saatlerde (11.00-15.00) serin ortamlarda kalması ve oda sıcaklığının 23-24 dereceyi geçmemesi gerekir.


D vitamini alması gerekiyor

1-12 ay kemik gelişimi için gerekli olan D vitamini güneş ışınlarının yardımıyla vücutta sentez edilir. D vitamini aynı zamanda bağışıklık sistemimiz için de gerekli vitamindir. Bu vitamin özellikle hayatın ilk yıllarında sağlıklı gelişim için gereklidir. Her gün yarım saat baş, kol ve bacakları çıplak güneş alan bebek yeteri kadar D vitamini edinmiş olur. Cam arkasından güneşlendirmek faydasızdır.

Zararlı güneş ışınlarından bebek ve çocuklar nasıl korunmalıdır?

Açık renk kıyafet seçimi güneş ışınlarını yansıtır ve emilimini önler, özellikle bu tür giysiler seçilmeye özen gösterilmelidir.

Çocuğunuz güneşli havada dışarıda olacaksa güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı koruyucu kremlerden sürmek gerekir. Bu kremler har yaştaki çocuk için kullanılabilir, çocuğun yaşı ne kadar küçükse o kadar yüksek faktör koruyuculu krem tercih edilmelidir.

Açık havanın faydaları
– Çocukların temiz hava alabilmelerini sağlar.
– Çocuklara istedikleri gibi hareket etme imkanı sağlar. Özgüven gelişimini pekiştirir.
– Kendi seslerini kullanma konusunda özgür olurlar, kısıtlanma hissetmezler.
– Bazı doğa olaylarının farkına varır, gözlem yapar ve araştırırlar. Karıncaların yuvalarına yiyecek taşımalarını, rüzgarı yağmuru ve karı deneyimleyip farklarını görerek ve yaşayarak öğrenirler.
– Doğada bulunan canlı ve cansız varlıkları oyunlarına katarlar. Ağaçlardaki kuşlar gökyüzündeki güneş ve bulutlar gibi. Hayal dünyalarının gelişimi için gerekli ve faydalıdır.

Topaçoğlu: Her bin bebekten 3’ünde işitme kaybı görülüyor

Kastamonu Özel Anadolu Hastanelerinde kullanılmak üzere yeni doğan işitme tarama programı kapsamında yeni “ABR” cihazı satın alındı. Her bin bebekten 3’ünde işitme kaybının görüldüğünü ifade eden Özel Kastamonu Anadolu Hastaneleri Özel İsfendiyar Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Işıl Topaçoğlu, “İşitme kaybı gözle görülebilen bir sorun olmadığından özellikle bebeklik döneminde fark edilmesi güç bir sorundur. Bu durum olası bir işitme kaybının fark edilip bir uzmana başvurulma sürecini geciktirmekte ve dolayısı ile erken tanının konmasına engel olmaktadır. Ülkemizde 1000 bebekten 3’ünde doğumsal işitme kaybı görülmektedir. Bu amaçla günümüzde ulusal yeni doğan işitme taraması programının da yaygınlaşması sebebi ile birçok bebek taburcu olmadan ya da doğumundan sonraki ilk bir ay içerisinde işitme tarama testleri yapılmaktadır. Tarama testlerinde hedeflenen bebeklerin olası işitme kayıplarının bir an önce belirlenerek 6 aydan önce işitme cihazı kullanmaya başlamasını sağlamaktır” dedi.
Tarama amaçlı kullanılan iki farklı cihaz bulunduğunu açıklayan Dr. Işıl Topaçoğlu, “Otoakustik emisyon testinde ( TEOAE) bebeğin kulağına yerleştirilen bir prob ile kulağa gönderilen sesin, iç kulaktan yansımasını kaydetmeye dayalı, kısa sürede tamamlanabilen bir test yöntemidir. Tarama amaçlı kullanılan bir diğer cihaz ise tarama ABR (işitsel beyin sapı cevabı)’dir. Tarama ABR testinde işitsel sinir ve beyin sapı tarafından oluşturulan elektriksel aktivite kafa cildi üzerine yerleştirilen elektrot ile kaydedilmektedir” diye konuştu.

“ABR” TESTİ NASIL YAPILIR?
Dr. Işıl Topaçoğlu, “Bu test doğal uykuda ya da uyku hali sağlanarak yapılabilmektedir. Kişinin kafasının belirli bölgelerine elektrotlar yardımıyla kulaktan gönderilen ses karşı beyin sapında oluşan aktiviteler kaydedilir. Bebeklerin yüzde 30-40 ilk işitme testinden kalır. Bebeklerin birinci testte kalma nedenleri arasında orta kulakta sıvı bulunması veya dış kulak yolunun dar olması sayılabilir. Bebek ilk testten geçemez ise, 10 günlük süre sonunda tarama testi tekrarlanır. Yine geçemez ise, iki hafta sonra bir kez daha tekrarlanır. Bebek tarama testinden üç kez kalırsa, ileri bir odyolojik tetkik olan tarama “ABR” ile ayrıntılı işitme değerlendirmesi yapılır” şeklinde konuştu.

“ABR” taramasının ailede kalıtsal, çocuklukta başlayan işitme kaybı hikayesinin olması durumunda yapılmasının büyük önem kazandığını vurgulayan Dr. Topaçoğlu, şunları kaydetti:  “35. haftadan erken doğan bebekler, bin 500 gramdan daha düşük doğum kilosu olan bebekler, annenin hamileliği sırasında geçirilen kızamık, kızamıkçık, frengi, CMV, toksoplazma gibi enfeksiyonlar, bebeğin yüz ve kafasında, kulak kepçesi ve kulak kanalında gelişimsel anormallikler, kandaki sarılık değerlerinin kan değişimi gerektirecek kadar yükselmesi, 5 günden fazla akciğer solunum makinesine bağlı kalınması, bir sendromu düşündürecek diğer bulgularla birlikte işitme kaybı, tip 2 nörofibromatozis ve nörodejeneratif rahatsızlıklar, yarık damak, yarık dudak deformiteleri ve ilk iki TEOAE testinden kalması durumunda yapılması gerekiyor.”

Bebeklerin yeni doğan döneminde işitme testini geçseler bile, özellikle risk faktörü olanlarda, ileriki dönemde işitme kaybının gelişebileceğine dikkat çeken Dr. Topaçoğlu, “Bu nedenle anne babaların çocuklarının işitme ve konuşma gelişimini yakından takip etmeleri ve eğer endişeleri varsa doktora başvurmaları faydalıdır” dedi. 

Kanseri bebeğinin sevgisiyle yendi

Kepez ilçesinde yaşayan bir çocuk annesi 26 yaşındaki Kırmızı, hamileliğinin 7’nci ayında ağız tabanında yara olduğunu farketti. Önce bu durumun hamilelerde olabilecek bir şey olduğunu düşünen Sevgi Kırmızı, bir kaç gün sonra yaranın büyümesi üzerine bir polikliniğe başvurdu.

Burada ilaç tedavisi yapılan, ancak yarasının büyümesi üzerine 2 hafta sonra kentteki özel bir hastaneye giden Kırmızı’ya, burada yapılan tetkiklerin ardından “ağız tabanı kanseri” teşhisi konuldu.

Hastanenin kulak burun boğaz bölümünde görevli Prof. Dr. Harun Doğru, Sevgi Kırmızı’ya acil ameliyat olması gerektiğini, olmaması halinde kanserli hücrelerin boynuna ve ciğerlerine sıçrayabileceğini de aktardı.

Bebeği için ameliyat olmayı ilk etapta kabul etmeyen ve 1,5 ay daha beklemeyi düşünen Kırmızı, 2 hafta sonra yaranın boynuna da sıçraması üzerine yeniden hastaneye başvurdu.

– Ameliyat 9 saat sürdü

Acil olarak ameliyata alınan Sevgi Kırmızı’nın anesteziden etkilenmemesi amacıyla bebeği sezaryenle alındı. Sağlıklı bir şekilde 2 kilo 650 gram ağırlığında dünyaya gelen erkek bebek kuvöze konulurken, anne Kırmızı’nın ise ağız tabanı ve boynundaki kanserli dokular da aynı operasyonda temizlendi. Sevgi Kırmızı’nın ağız tabanında oluşan boşluğa ise göğüs altından alınan doku nakledildi.

Ameliyatın ardından yoğun bakım servisine alınan Sevgi Kırmızı’nın 15 gün süreyle sağılan sütü kuvözdeki bebeğine verildi. Yoğun bakımda kaldığı sürece oğlunun fotoğrafına bakarak hayata tutunan Kırmızı, ameliyattan 17 gün sonra bebeğini görebildi.

Bebeği sayesinde hastalıkla bu denli mücadele ettiğini bildiren Kırmızı, “Abdullah Ali” adını verdiği bebeğinin sevgisiyle bir yılın ardından kanseri yenmeyi başararak sağlığına kavuştu.

– “Onun varlığı bana güç verdi”

Bir yaşındaki bebeğiyle mutlu bir hayat süren Sevgi Kırmızı, gazetecilere yaptığı açıklamada, zorlu bir ameliyat ve tedavi sürecini atlattığını anlatarak, bir çok kişinin imkansız gibi gördüğü sağlığına kavuşmayı başardığını kaydetti.

Hastalıkla mücadelede moralin çok önemli olduğuna dikkati çeken Kırmızı, “Doktorlarımın desteğiyle bu sürecin üstesinden geldim. Yoğun bakımda bebeğimi düşünerek, o zorlu günleri atlattım. Hamile olmamış olsaydım, belki hastalığım bu kadar ilerlemeden ameliyat olacaktım ama bebeğim olmasaydı bu kadar mücadele edemeyecektim” dedi.

Bebeğiyle birlikte mutlu olduğunu dile getiren anne Kırmızı, “Ameliyattan sonra gözlerimi açtığımda ‘bebeğim yaşıyor mu’ diye sordum. Onun varlığı bana güç verdi. Her şeyi onun sayesinde atlattım. Toparlandım ve hayata döndüm” diye konuştu.

– “Ameliyat olmasaydı hayatını kaybedebilirdi”

Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Harun Doğru ise hekimlik kariyerinde ilk defa böyle bir ameliyat gerçekleştirdiğini belirtti.

Annenin hayatını kurtarmak adına gerekirse gebeliğin de sonlandırılabileceğini anlatan Doğru, şöyle konuştu:

“Bebek, 4-5-6 aylık olsaydı yaşama şansı az olacaktı, belki hiç olmayacaktı. Annenin, bebeğin sağlığıyla ilgili endişeleri vardı. Anneye 7,5-8 aylık bir bebeğin yaşayabileceğini söyledim. Annenin hayatı önemliydi. Ameliyat olmasaydı hastalık hızla ilerleyecek, 6 ay ile 2 yıl arasında hayatını kaybedebilirdi.”

Harun Doğru, ameliyatın ardından bebeğin de verdiği moralle hayata sarılan Sevgi Kırmızı’nın bu şekilde hastalığı hızlıca yenerek sağlığına kavuştuğunu ifade etti.