Bahçeli: Hemen yargılansınlar!

MHP lideri Devlet Bahçeli grup toplantısında partililere seslendiği konuşmasında dokunulmazlıklar konusunda açıklamalarda bulundu.

Bahçeli’nin açıklamaları şöyle:

MHP, AK Parti’nin teklifine destek verecektir. Dokunulmazlıklar karma komisyona gelecek. Terörle ilişkisi kesinleşmiş vekillerin derhal dokunulmazlıkları kaldırılmalı.

Bahçeli: Hemen yargılansınlar!HDP tutuştu!

Bunları ne yapacağız? HDP’nin turşusunu mu kuracağız?

Bunların eş başkanları şimdi mi hatırlamıştır vatanı. Ne diyor bunlardan biri “Vatanımızı böldürmeyeceğiz” Bu dokunulmazlıkların kaldırılması korkusudur.

Bu hafta gelecek dosyalar bir an önce işleme konulmalı ve terörizme destek veren vekiller yargının önüne çıkarılmalıdır.

Bahçeli: Hemen yargılansınlar!Dokunulmazlıklar kaldırılıyor

Bahçeli sazı eline alıyor, ihraç edecek

Gazeteci -Yazar  Muharrem Sarıkaya bugünkü köşesinde Devlet Bahçeli’nin Sinan Oğan ve Koray Aydın hakkında soruşturma başlattığını ve ikisinin de partiden ihraç edileceğini yazdı.

Sarıkaya, Akşener’in partiden ihraç edileceğini ve kongreye alınmayacağını da ifade etti.

işte o yazı:

MHP’de tek başına Meral Akşener için değil, Sinan Oğan ve Koray Aydın hakkında da benzer soruşturma başlatıldı.

Her üçünün de 1 Kasım seçimlerinden bu yana verdiği demeçler, parti teşkilatlarında yaptığı konuşmalar derleniyor.

Bunun disiplin ve ihraç ile tamamlanacağını Genel Merkez’de herkes söylüyor.

İkinci haber de MYK toplantısına dönük.

MYK üyelerinden, yani Genel Başkan Yardımcılarından biri Akşener’e sempati cümleleri söylediği gerekçesiyle toplantıya alınmamış.

Üç kaynaktan doğrulattığım kadarıyla, Bahçeli de MYK’da muhaliflerin kurultay sürecine ilişkin değerlendirmede bulunurken Akşener için, “Gerekirse ihraç ederim, yine o kurultaya aday olarak sokmam” demiş.

MHP’de iki isim daha ihraç ediliyor

Milliyetçi Hareket Partisi’nde (MHP) tek başına Meral Akşener için değil, Sinan Oğan ve Koray Aydın’ın 1 Kasım seçimlerinden bu yana verdiği demeçler, parti teşkilatlarında yaptığı konuşmalar derleniyor.

Habertürk’te yer alan habere göre Genel Merkez bu süreci disiplin ve ihraç ile tamamlayacak.

MHP’de Genel Başkan Devlet Bahçeli’ye muhaliflerin açtığı davada tüzük kurultayı yapılmasına karar verilmesinin ardından Bahçeli, temyiz başvurusunda bulunmuştu.

Olağanüstü kongre sürecinin yargıya taşınması ve partiyi kurultaya götürmek üzere 3 kayyumun atanması ile MHP yönetimine fiilen el konuldu. Muhalif kimlikleri ile tanınan kayyumlar kongre için kolları sıvasa da gözler düğümü çözecek Yargıtay’a çevrildi.

Akşener’den soruşturmaya ilk tepki

MHP Genel Merkezi, Meral Akşener’in Devlet Bahçeli için kullandığı ‘baş paralelci’ ifadesiyle ilgili inceleme başlatmıştı. Meral Akşener’den hakkında başlatılan incelemeye ilk tepki geldi. 

‘BİRAZ ESPRİ BİRAZ SİTEM’

Habertürk ekranlarında canlı yayın konuğu olan Akşener, ‘Benim aldığım bilgilere göre ihraç mekanizmasının işletilmesine yönelik gayret mevcuttu. Ben bir iftirada bulunmadım. İçinde biraz mizahın biraz da sitemin olduğu bir tespitti. Ama elbette ki böyle bir şey söz konusu olamaz dedim. Bu sözümün arkasında duruyorum’ dedi. 

HDP neden itiraz ediyor?

Karma Komisyonda, 129 milletvekiline ait 567 dokunulmazlık dosyası bulunuyor. 129 milletvekilinin 25’i AK Parti’li, 51’i CHP,’li 45’i HDP’li, 7’si MHP’li, biri ise bağımsız. Davutoğlu dışındaki tüm liderlerin dokunulmazlık dosyası var. Demirtaş’ın 72, Kılıçdaroğlu’nun 39, Bahçeli’nin 8, Yüksekdağ’ın 11 dosyası yer alıyor.

Dokunulmazlıklarla ilgili Anayasa değişikliği, 129 milletvekilini ilgilendirecek.

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan ve hakkında dosya bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını öngören anayasa değişikliği teklifi, önümüzdeki hafta TBMM Anayasa Komisyonunda, daha sonra Genel Kurulda görüşülecek. CHP ve MHP’nin destekleyeceğini açıkladığı değişikliğin yasalaşıp yürürlüğe girmesi halinde 129 milletvekilinin dokunulmazlığı kalkacak.

AA muhabirin edindiği bilgiye göre, 129 milletvekilinin 25’i AK Parti, 51’i CHP, 45’i HDP, 7’si MHP’den, biri ise Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka.

Meclis Anayasa ve Adalet Karma Komisyonunda bulunan 567 dokunulmazlık dosyasın 44’ü AK Parti, 170’i CHP, 333’ü HDP, 16’sı MHP milletvekillerine, 5’i ise Nazlıaka’ya ait bulunuyor.

Birden fazla milletvekilinin bulunduğu dosya sayısı 41. Nazlıaka’nın dosyalarından biri, diğer parti milletvekilleriyle birlikte düzenlenmiş durumda.

HDP neden itiraz ediyor?

-DAVUTOĞLU DIŞINDAKİ LİDERLERİN DOSYASI VAR

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu dışındaki liderlerin dokunulmazlık dosyası bulunuyor.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 71 dosyayla en fazla dosyası olan milletvekili durumunda. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 39, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 8, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın ise 11 dosyası var.

Mecliste dosyası olan bakanlar ise Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Maliye Bakanı Naci Ağbal ile Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu.

TBMM Başkanvekilleri Pervin Buldan ve Akif Hamzaçebi, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, CHP Grup Başkanvekilleri Levent Gök ve Özgür Özel, HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Çağlar Demirel, dosyası olan milletvekilleri arasında yer alıyor.

-HANGİ MİLLETVEKİLLERİNİN DOKUNULMAZLIK DOSYASI VAR?

HDP‘de dosyası olan milletvekilleri ve dosya sayıları şöyle:

Abdullah Zeydan (4), Altan Tan (13), Behçet Yıldırım (3), Burcu Çelik Özkan (1), Erol Dora (2), Ertuğrul Kürkcü (7 ), Faysal Sarıyıldız (9), Feleknas Uca (2), Çağlar Demirel (6), Figen Yüksekdağ Şenoğlu (11), Gülser Yıldırım (8), İbrahim Ayhan (6), İdris Baluken (15), Leyla Zana (8), Lezgin Botan (5), Nursel Aydoğan (39), Pervin Buldan (48), Saadet Becerekli (2), Selahattin Demirtaş (71), Selma Irmak (12), Sırrı Süreyya Önder (9), Tuğba Hezer Öztürk (7), Ferhat Encu (9) Ziya Pir (3), Mizgin Irgat (2) Alican Önlü (4), Hişyar Özsoy (2), Ahmet Yıldırım (2), Ali Atalan (1) Osman Baydemir (4), Nihat Akdoğan (7), Meral Danış Beştaş (3), İmam Taşçıer (23), Kadri Yıldırım ( 3), Dirayet Taşdemir (3), Berdan Öztürk (3), Ayşe Acar Başaran (11), Mehmet Ali Aslan (3), Adem Geveri (3), Leyla Birlik (8), Nadir Yıldırım (2), Aycan İrmez (5), Bedia Özgökçe Ertan (1), Mithat Sancar (1), Mehmet Emin Adıyaman (2).

CHP‘de dosyası olan milletvekilleri ve dosya sayıları şöyle:

Haluk Koç (9), Tuncay Özkan (2), Aykut Erdoğdu (4), Aytuğ Atıcı (5), Bülent Tezcan (3), Çetin Arık (2), Deniz Baykal (3), Elif Doğan Türkmen (1), Emre Köprülü (2), Engin Özkoç (4), Eren Erdem (3), Faik Öztrak (1), Gürsel Tekin (6), Haluk Pekşen (2), İlhan Cihaner (2), Kemal Kılıçdaroğlu (39), Levent Gök (1), Mahmut Tanal (5), Akif Hamzaçebi (1), Mevlüt Dudu (1), Muhammet Rıza Yalçınkaya (2), Muharrem İnce (12), Musa Çam (3), Mustafa Akaydın (4), Mustafa Ali Balbay (2), Mustafa Hüsnü Bozkurt (1), Sezgin Tanrıkulu (3), Namık Havutça (1), Özgür Özel (2), Tanju Özcan (4), Uğur Bayraktutan (1), Veli Ağbaba (5), Cemal Okan Yüksel (2), Utku Çakırözer (9), Barış Yarkadaş (4), Niyazi Nefi Kara (2), Hayati Tekin (2), Ali Haydar Hakverdi (1), Özkan Yalım (1), Mehmet Göker (1), Orhan Sarıbal (1), Melike Basmacı (1), Yaşar Tüzün (1), Ceyhun İrgil (1), Metin Lütfi Baydar (2), Ünal Demirtaş (1), Fikri Sağlar (5), Ali Özcan (1), Atila Sertel (1), Necati Yılmaz (1), Serdal Kuyucuoğlu (1).

AK Parti‘de dosyası olan milletvekilleri ve dosya sayıları şöyle:

Ali Aydınlıoğlu (1), Erol Kaya (1), Feyzullah Kıyıklık (2), Hacı Bayram Türkoğlu (1), Hilmi Bilgin (1), Hüseyin Bürge (1), İsmet Yılmaz (1), Mehmet Metiner (5), Metin Külünk (2), Necdet Ünüvar (4), Nihat Zeybekci (1), Suat Önal (1), Şamil Tayyar (10), Tülay Kaynarca (1), Vedat Demiröz (1), Veysel Eroğlu (1), Yılmaz Tunç (1), Ziya Altunyaldız (2), Mustafa Şahin (1), Naci Ağbal (1), Bülent Turan (1), Zeyid Aslan (1), Ahmet Hamdi Çamlı (1), Nihat Öztürk (1), Ayhan Sefer Üstün (1).

MHP‘de dosyası bulunan milletvekilleri ve dosya sayıları şöyle:

Seyfettin Yılmaz (2), Yusuf Halaçoğlu (2), Devlet Bahçeli (8), Edip Semih Yalçın (1), Mehmet Parsak (1), Ahmet Kenan Tanrıkulu (1), İsmail Ok (1).

Bağımsız: Aylin Nazlıaka (5).
HDP neden itiraz ediyor?Anayasa değişikliği 129 milletvekilini etkileyecek

Anayasa değişikliği 129 milletvekilini etkileyecek

Dokunulmazlıklarla ilgili Anayasa değişikliği, 129 milletvekilini ilgilendirecek.

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan ve hakkında dosya bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını öngören anayasa değişikliği teklifi, önümüzdeki hafta TBMM Anayasa Komisyonunda, daha sonra Genel Kurulda görüşülecek. CHP ve MHP’nin destekleyeceğini açıkladığı değişikliğin yasalaşıp yürürlüğe girmesi halinde 129 milletvekilinin dokunulmazlığı kalkacak.

AA muhabirin edindiği bilgiye göre, 129 milletvekilinin 25’i AK Parti, 51’i CHP, 45’i HDP, 7’si MHP’den, biri ise Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka.

Meclis Anayasa ve Adalet Karma Komisyonunda bulunan 567 dokunulmazlık dosyasın 44’ü AK Parti, 170’i CHP, 333’ü HDP, 16’sı MHP milletvekillerine, 5’i ise Nazlıaka’ya ait bulunuyor.

Birden fazla milletvekilinin bulunduğu dosya sayısı 41. Nazlıaka’nın dosyalarından biri, diğer parti milletvekilleriyle birlikte düzenlenmiş durumda.

DAVUTOĞLU DIŞINDAKİ LİDERLERİN DOSYASI VAR

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu dışındaki liderlerin dokunulmazlık dosyası bulunuyor.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 71 dosyayla en fazla dosyası olan milletvekili durumunda. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 39, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 8, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın ise 11 dosyası var.

Mecliste dosyası olan bakanlar ise Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Maliye Bakanı Naci Ağbal ile Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu.

TBMM Başkanvekilleri Pervin Buldan ve Akif Hamzaçebi, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, CHP Grup Başkanvekilleri Levent Gök ve Özgür Özel, HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Çağlar Demirel, dosyası olan milletvekilleri arasında yer alıyor.

DOKUNULMAZLIK DOSYASI OLAN MİLLETVEKİLLERİ KİMLER?

İşte dokunulmazlık dosyası olan milletvekilleri listesi…

HDP’de dosyası olan milletvekilleri ve dosya sayıları şöyle:

Abdullah Zeydan (4), Altan Tan (13), Behçet Yıldırım (3), Burcu Çelik Özkan (1), Erol Dora (2), Ertuğrul Kürkcü (7 ), Faysal Sarıyıldız (9), Feleknas Uca (2), Çağlar Demirel (6), Figen Yüksekdağ Şenoğlu (11), Gülser Yıldırım (8), İbrahim Ayhan (6), İdris Baluken (15), Leyla Zana (8), Lezgin Botan (5), Nursel Aydoğan (39), Pervin Buldan (48), Saadet Becerekli (2), Selahattin Demirtaş (71), Selma Irmak (12), Sırrı Süreyya Önder (9), Tuğba Hezer Öztürk (7), Ferhat Encu (9) Ziya Pir (3), Mizgin Irgat (2) Alican Önlü (4), Hişyar Özsoy (2), Ahmet Yıldırım (2), Ali Atalan (1) Osman Baydemir (4), Nihat Akdoğan (7), Meral Danış Beştaş (3), İmam Taşçıer (23), Kadri Yıldırım ( 3), Dirayet Taşdemir (3), Berdan Öztürk (3), Ayşe Acar Başaran (11), Mehmet Ali Aslan (3), Adem Geveri (3), Leyla Birlik (8), Nadir Yıldırım (2), Aycan İrmez (5), Bedia Özgökçe Ertan (1), Mithat Sancar (1), Mehmet Emin Adıyaman (2).

CHP’de dosyası olan milletvekilleri ve dosya sayıları şöyle:

Haluk Koç (9), Tuncay Özkan (2), Aykut Erdoğdu (4), Aytuğ Atıcı (5), Bülent Tezcan (3), Çetin Arık (2), Deniz Baykal (3), Elif Doğan Türkmen (1), Emre Köprülü (2), Engin Özkoç (4), Eren Erdem (3), Faik Öztrak (1), Gürsel Tekin (6), Haluk Pekşen (2), İlhan Cihaner (2), Kemal Kılıçdaroğlu (39), Levent Gök (1), Mahmut Tanal (5), Akif Hamzaçebi (1), Mevlüt Dudu (1), Muhammet Rıza Yalçınkaya (2), Muharrem İnce (12), Musa Çam (3), Mustafa Akaydın (4), Mustafa Ali Balbay (2), Mustafa Hüsnü Bozkurt (1), Sezgin Tanrıkulu (3), Namık Havutça (1), Özgür Özel (2), Tanju Özcan (4), Uğur Bayraktutan (1), Veli Ağbaba (5), Cemal Okan Yüksel (2), Utku Çakırözer (9), Barış Yarkadaş (4), Niyazi Nefi Kara (2), Hayati Tekin (2), Ali Haydar Hakverdi (1), Özkan Yalım (1), Mehmet Göker (1), Orhan Sarıbal (1), Melike Basmacı (1), Yaşar Tüzün (1), Ceyhun İrgil (1), Metin Lütfi Baydar (2), Ünal Demirtaş (1), Fikri Sağlar (5), Ali Özcan (1), Atila Sertel (1), Necati Yılmaz (1), Serdal Kuyucuoğlu (1).

AK Parti’de dosyası olan milletvekilleri ve dosya sayıları şöyle:

Ali Aydınlıoğlu (1), Erol Kaya (1), Feyzullah Kıyıklık (2), Hacı Bayram Türkoğlu (1), Hilmi Bilgin (1), Hüseyin Bürge (1), İsmet Yılmaz (1), Mehmet Metiner (5), Metin Külünk (2), Necdet Ünüvar (4), Nihat Zeybekci (1), Suat Önal (1), Şamil Tayyar (10), Tülay Kaynarca (1), Vedat Demiröz (1), Veysel Eroğlu (1), Yılmaz Tunç (1), Ziya Altunyaldız (2), Mustafa Şahin (1), Naci Ağbal (1), Bülent Turan (1), Zeyid Aslan (1), Ahmet Hamdi Çamlı (1), Nihat Öztürk (1), Ayhan Sefer Üstün (1).

MHP’de dosyası bulunan milletvekilleri ve dosya sayıları şöyle:

Seyfettin Yılmaz (2), Yusuf Halaçoğlu (2), Devlet Bahçeli (8), Edip Semih Yalçın (1), Mehmet Parsak (1), Ahmet Kenan Tanrıkulu (1), İsmail Ok (1).

Bağımsız: Aylin Nazlıaka (5).

Bahçeli’den muhaliflerle ilgili flaş iddia!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, olağanüstü tüzük kurultayıyla ilgili tarihi açıklayanların suç işlediğini savunarak muhaliflerin ‘alttan alta partileşme çalışmaları’ yürüttüğünü öne sürdü.

CHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin partiyi kurultaya götürmesinin ardından dün partisinin Merkez Yönetim Kurulu’nu (MYK) ve il başkanlarını topladı. Bahçeli, toplantının ardından yaptığı açıklamada, muhaliflerin kanunsuz kongre tarihi açıklayarak suç işlediklerini öne sürdü.

Bahçeli, MHP’nin paralel yörüngeye sabitlenmek istendiğini ve partiyi istikrarsızlığa sokmak için faal halde bulunanların diğer yanda muhtemel partileşme çabalarını alttan alta yürüttüklerini iddia etti. Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada muhalifleri “Okyanus ötesi kaynaklı planlamalardan medet uman, vicdanını kiralayan” diye niteledi. “MHP nifak çemberine alınmak, paralel yörüngeye sabitlenmek istenmektedir” ifadesini kullanan Bahçeli şunları kaydetti:

“MHP hukukun tüm imkanlarını kullanarak hakkını arayacak, Allah’ın izniyle yanlış hesap doğru kararlarla telafi edilecektir. Üstelik bu süreçte sabır ve soğukkanlılıktan da taviz verilmeyecektir. MHP haklıdır ve hakkının yenilmesine, mütecaviz operasyonlara asla müsaade etmeyecektir. Bir yanda partimizi istikrarsızlığa sokmak için faal halde bulunan, diğer yanda muhtemel partileşme çalışmalarını alttan alta yürütenlerin gerçek yüzü çok yakında net olarak anlaşılacaktır. Ayrıca olağanüstü tüzük kurultayıyla ilgili kanunsuz tarih açıklayanlar suç işlediklerini, vebal taşıdıklarını iyi bilmelidirler. Korsan ve paralel kurultayın toplanması şöyle dursun, düşünülmesi bile akla ziyandır. Başka kapılara yüz sürüp, sonra verilen imkanları yanlışa yorarak partimizin varlığında hak iddia edenler her zaman vesayeti altına girdikleri paralel örgüt gibi lekeli olacaklardır. MHP içinde bulunduğu badireyi aşacaktır. 47 yıllık emaneti çiğnetmeyeceğiz.”

Kaynak: Yeniyüzyıl

 

‘Bahçeli’nin söyledikleri doğru’

YENİAKİT.COM.TR – MHP’de muhalifler yeterli imzayı toplamış ancak genel merkez olağanüstü kurultay yoluna gitmemişti. Bunun ardından muhalifler mahkemeden ‘kurultay’ kararı çıkarmış ve MHP’nin dizayn edilmek istendiği belirtilmişti.

Bunun üzerine MHP Lideri Devlet Bahçeli muhaliflerin mahkemenin de desteğini alarak olağanüstü kurultay kararı aldırmasıyla ilgili, “Okyanus ötesi kaynaklı planlamalardan medet uman, vicdanını kiralayanlara umut bağlayan, böylelikle MHP’yi ele geçirme ve kontrol altına alma amacına ulaşacaklarını sanan gafiller, şüphesiz yanıldıklarını göreceklerdir. Olağanüstü tüzük kurultayıyla ilgili kanunsuz tarih açıklayanlar suç işlediklerini, vebal taşıdıklarını iyi bilmelidirler. Korsan ve paralel kurultayın toplanması şöyle dursun, düşünülmesi bile akla ziyandır. Kaldı ki birliğimizi, beraberliğimizi bozmaya kimsenin gücü ve nefesi yetmeyecektir” ifadelerini kullanmıştı.

‘BAHÇELİ’NİN SÖYLEDİKLERİ DOĞRU’

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Bahçeli’nin sözleri sonrasında Twitter’dan çarpıcı bir değerlendirmede bulundu.

Gökçek, “Bahçeli’nin söyledikleri doğrudur. Mahkeme kararı sonrası medya ve sosyal medyadaki Paralel sevinç bunu doğruluyor” ifadelerini kullandı.

İşte Gökçek’in o tweeti:

'Bahçeli'nin söyledikleri doğru'

www.yeniakit.com.tr

Ensar Vakfı’ndan Kemal Kılıçdaroğlu’na cevap

Ensar Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı İsmail Cenk Dilberoğlu, Karaman’daki cinsel istismar olayına ilişkin, “Mağdur ailelere para verildiği, onları şikayetlerinden vazgeçirdiğimiz, baskı uyguladığımız gibi bir iddia var. Bu, çok açık ve net bir iftiradır. (Kılıçdaroğlu) Kendi torunu ya da çocuğu böyle bir olaya maruz kalsaydı kaç paraya acaba bu şikayetinden vazgeçebilirdi?” dedi.

Dilberoğlu, yaptığı açıklamada, vakıflarının Türkiye’de milli ve manevi değerlere bağlı bir gençliğin yetişmesi için 37 yıldır onlarca proje yürüten bir vakıf olduğunu kaydetti.

Türkiye’de 165 şubeleri bulunduğunu aktaran Dilberoğlu, binlerce öğrenciye burs vermiş, onları yurtlarında barındırmış, ülkesine, vatanına bağlı insanlar yetiştirmek amacıyla gayret sarf etmiş bir vakıf olduklarını dile getirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Karaman’daki olaya ilişkin yaptığı açıklamalarda vakıflarına yönelttiği suçlamaların hepsinin gerçek dışı olduğunu kaydeden Dilberoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Öncelikle mağdur ailelere para verildiği, onları şikayetlerinden vazgeçirdiğimiz, baskı uyguladığımız gibi bir iddia var. Bu, çok açık ve net bir iftiradır. Kendi torunu ya da çocuğu böyle bir olaya maruz kalsaydı kaç paraya acaba bu şikayetinden vazgeçebilirdi? Bu kadar ağır bir sonucu olan bir soruyu soruyorum kendisine. Asla böyle bir şeyi kendisine yakıştırmayacağından eminim. Kendisine yakıştıramadığı böyle bir şeyi, Karaman’daki mağdur ailelere, mağdur çocuklarımıza nasıl yakıştırabilir? Bunu nasıl kürsüden, canlı yayınlarda ekranlardan dillendirebilir? Çocukların ve ailelerin hukukunu koruduğunu iddia eden bir insan, asla ispatlayamayacağı böyle bir şeyi nasıl gönül rahatlığıyla söyleyebilir ve bu ailelere iftira atabilir? Ben bunu hayretle karşılıyorum ve bu fiilinden dolayı, bu iftirasından dolayı, yalanından dolayı kendisini kınıyorum. Asla ve kat’a böyle bir şey söz konusu değil. Aileler, onuruyla, gururuyla bu davanın takipçisi, şikayetçisi oldular, sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasıyla ilgili ifadelerini verdiler, dosyada resmi beyanları var ve bu davanın takipçisidirler. Sanığın cezalandırılmasıyla ilgili avukatlara vekaletlerini verdiler ve bu davayı takip edecekler. Hiçbir şekilde Kılıçdaroğlu’nun iftirası gibi ailelerin para alması, şikayetlerinden vazgeçmesi ya da bir kişi ya da kurum tarafından baskıya maruz kalmaları söz konusu değildir.”

Aileler şikayetten vazgeçse dahi olayın kamu adına kovuşturulacağını kaydeden Dilberoğlu, “Kılıçdaroğlu’nun bilmemesi mümkün değil ama maalesef günlük siyasete malzeme yapmak amacıyla dillendirdiği için bu argümanı çok rahat kullandı. Az çok hukuktan anlayan herkes bu söyleminin boşa çıkacağını bilir.” diye konuştu.

“Çocuklar için cübbemi giyeceğim”

Ensar Vakfı’nın da ailelerin yanında, sanığın en ağır şekilde cezalandırılması için davaya müdahillik dilekçesi verdiğini dile getiren Dilberoğlu, “Çocuklarımızın ve ailelerin yanında olmakla ilgili Ensar Vakfı olarak bir somut eylem geliştiriyoruz. Öncelikle dilekçe vererek, sanığın en ağır cezayla cezalandırılması talebiyle ve çocuklarımızın ve ailelerinin yanında olduğumuzu bildirerek, Karaman’da duruşma günü olmak istediğimizle ilgili dosyaya resmi beyanda bulunduk. Çocuklarımızdan bazılarının vekaletlerini üstlenerek, o gün orada ben bizzat cübbemi giyerek hazır olacağım ve çocuklarımızın hukukunu savunmak için orada yer alacağız. Bazı avukat arkadaşlarımız da gönüllü avukatlarımızla birlikte o gün ailelerin ve çocukların hukukunu korumak için hazır bulunacaklar.” diye konuştu.

“Varsa bir eksiklik yüzleşmeye hazırız”

Ensar Vakfı’nın binlerce lise ve üniversite öğrencisine barınma imkanı sağladığını vurgulayan Dilberoğlu, şöyle devam etti:

“Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi kaçak ev, kaçak yurt ya da 10 bine yakın öğrenci evinin olması tamamen yalandır. 10 bin rakamının nereden çıktığıyla ilgili çok ciddi sorular sorulması lazım Kılıçdaroğlu’na. Benim kanaatim, manipülasyon için böyle bir rakam ifade ediyor ve bu konuda kamuoyunda infial uyandıracak, gerçeğin değil algının peşinde koşacak bir çalışma niyetinde. Ensar Vakfı, genel olarak ortaokul öğrencilerine yönelik yurt ve ev hizmeti sunmamaktadır. Biz lise ve üniversiteler üzerine yurt hizmeti sunan bir vakıfız. Karaman özelinde konuşmamız gerekirse, Karaman’da bizim kaçak bir yurdumuz ya da kaçak evimiz yok. Karaman’da bizim 4 katlı bir şube merkezimiz var. Karaman şube merkezinde, şube yönetiminin kontrol ve denetiminde bir misafirhanemiz var. Bu şube merkezimizde misafirhane olarak kullandığımız, bazı öğrencilerimizin, bazı misafirlerimizin ikamet ettiği yerde bu suça konu olayla ilgili 2 öğrencimizin mağdur olma durumu iddiası söz konusu. Bu konuyla ilgili gerek savcılık gerekse Vakıflar Genel Müdürlüğü bir kovuşturma, bir teftiş süreci başlattı. Süreç sonunda şube yönetiminin de ifadelerine başvurulacak. Gerekli araştırmalar yapılacak. Biz, varsa bir suç, bu konuyla ilgili bir eksiklik, bir aksaklık bununla yüzleşmeye de hazırız. Gerekli beyanları vereceğiz, kaçmıyoruz, buradayız. Gönüllü olarak hizmet etmeye gayret ediyoruz. Ensar Vakfı’nda kimsenin bu işlerden bir ücret ya da menfaat beklediği ya da aldığı yok. Bu konuyla ilgili yapmamız gereken ne varsa yapılacak, zaten şu an itibarıyla şube faaliyetlerimiz de askıya alınmış durumda. Bizim de gereğini yapacağımızdan kamuoyunun hiçbir şekilde şüphesi olmasın.”

“İlkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik bir yurdumuz yok”

Ensar Vakfı’nın ortaokul ve ilkokula yönelik hiçbir yurdu bulunmadığını aktaran Dilberoğlu, “Hiçbir yerde ilköğretim ve ortaokula yönelik ne bir evimiz ne de bir yurdumuz bulunmaktadır. Bütün faaliyetlerimiz yasal imkanlar dahilinde üniversite öğrencilerine ve lise öğrencilerine yönelik yurt ve ev hizmetleri anlamında devam etmektedir. Bunun dışında Türkiye genelinde başkaca hiçbir yerde, ilkokul ve ortaokul için evimiz, misafirhanemiz ya da yurdumuz bulunmamaktadır. Kaldı ki burası da bir yurt değil, bahsettiğimiz şube merkezimiz. Şube merkezimizde misafirhane olarak hizmet üretmekte olan bir yer. Bunun haricinde İlköğretim öğrencilerinin, ortaokul öğrencilerinin misafir edildiği, kaldığı, herhangi bir şubemiz de bir başka örneğimiz de bulunmamaktadır.” dedi.

“2-3 yıl çalışmadı”

Kılıçdaroğlu’nun Karaman’daki şüphelinin Ensar Vakfı’nda yıllarca çalıştığı şeklindeki iddiasının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını kaydeden Dilberoğlu, “Bu şahıs 2012’nin son ayında Ensar Vakfı’yla irtibata geçerek gönüllü etüt öğretmenliği yapmayı talep ediyor. Biz de bir şekilde olumlu referanslarla bu kişiyi vakfımız bünyesinde görevlendirmişiz. 2013 Mayıs’a kadar yaklaşık 5 aylık bir süreçte vakfımızla bir irtibatı var. Öğrencilerimize gönüllü etüt öğretmenliği görevini ifa ediyor. 2013’ün Mayısından sonra Ensar Vakfı şubesiyle, genel merkeziyle, benimle, oradaki şube başkanımızla ya da bir başka kişiyle herhangi bir şekilde irtibatı yok. Zaten kendisi vakfımızın üyesi değil, vakfımızın gönüllüsü değil. Böyle bir şeyin gerçekleşmesini istemezdik ama Sayın Kılıçdaroğlu’nun iddia ettiği gibi 2-3 yıl boyunca vakfımızda çalıştığı bilgisi doğru değil.” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Ensar Vakfı bünyesindeki başka yerlerde daha önceki yıllarda da benzeri olayların yaşandığı yönündeki iddiasının da gerçek dışı olduğunu belirten Dilberoğlu, şöyle konuştu:

“Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Sistematik tecavüzler gerçekleşiyor’ gibi birtakım liste oluşturmuş kendince. Kamuoyunu maniple etmek adına tek tek saydı. ‘Sinop’ta şu olmuş, Artvin’de bu olmuş, Marmaris’te bu olmuş’ şeklinde. Bunların hepsine verilecek cevaplarımız var. Öncelikle şunu belirtmek isterim; bu iddialar gazetelerin üçüncü sayfasındaki dedikodudan başka bir şey ifade etmeyen gazete iddiaları. Kesinleşmiş, mahkemeyle ilgili sonuç alınmış değil ve söylediği şeylerle bir hakikat ifade etmiyor. Sinop’la ilgili olayın vakfımızla hiçbir alakası yok. Bildiğim kadarıyla Sinop’ta bu olayı ortaya çıkaran gazeteci bile bir açıklamada bulundu, ‘Ben bir gazeteci olarak bu olayı ortaya çıkardım ama bu kişinin uzaktan yakından Ensar Vakfı’yla alakası yok’ şeklinde. Ortaya çıkan her tecavüz olayının Ensar Vakfı’yla ilişkilendirilmesi en büyük iftiradır. Bu da çok büyük suçtur’ şeklinde bir açıklaması oldu. Sayın Kılıçdaroğlu pervasızca bunları Ensar Vakfımızla ilişkilendirerek bir algı oluşturmaya çalışıyor. Bunun dışında Edirne’yle ilgili bir iddiası var. Edirne’de bir profesörümüzün çocuk pornosu indirdiğini ve bu kişinin Ensar Vakfıyla irtibatta olduğunu iddia ediyor. Gazetede bununla ilgili bir sürü haber yapıldı. Bu şahıs açıklamalarda bulundu. Böyle bir iddia, böyle bir soruşturma, böyle bir takip, böyle bir suç kesinlikle söz konusu değil. Buna yönelik bir ihbar var ve bu ihbar neticesinde emniyetin yaptığı inceleme ve savcılığın takipsizlik kararı var. Bu kişi bir profesör ve rektör adayı. Bunu yıpratmak için yapılmış adice bir iftira. Bu kişi de Ensar Vakfı’yla irtibatlandırılmaya çalışılıyor ki bu kesinlikle doğru değil.”

Kılıçdaroğlu’nun, Marmaris’te benzeri olayların vuku bulduğu yönündeki iddialarının da gerçek dışı olduğunu vurgulayan Dilberoğlu, “Vermiş oldukları örnekte, maaşından cezayla ilgili kesinti kesinlikle bu olaya yönelik değil. İdari bir soruşturmada, öğretmenlerle ilgili kullanılmış olan tasarrufa yönelik bir olaya ilişkin, bunlarla ilgili de resmi açıklama yapıldı. Kesinlikle bir taciz olayına istinaden bir soruşturma, bir kovuşturma, maaşından ceza kesintisi gibi bir şey söz konusu değil. Bütün bunların amacının Ensar Vakfı’nı yıpratmaya yönelik bir algı operasyonu oluşturmaya çalışmak olduğunu görüyoruz. Bu örnekleri sıralamak ve cevap vermek çok kolay.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun, çocukların haklarını savunmaktan ziyade demagoji ve siyaset yaptığını kaydeden Dilberoğlu, “Bunu da şuna dayandırıyorum, bu kadar hassas bir olayda, Türkiye’nin üzerine titizlikle eğilmesi gereken bir olayda, ailelerin ve çocukların bu kadar kürsülerde, siyaset meydanında ve canlı yayınlarda, televizyon programlarında konu edilmesini, malzeme edilmesini, bu çocukların ve ailelerin yanında olmak söylemiyle bağdaştıramıyorum. Bu, onlara zarar veren bir süreç. Aileleri ve çocukları düşünen bir siyasetçi bunları kesinlikle siyaset malzemesi yapmaz. Ben isim vererek örnek vermek istiyorum. Bir Sayın Kılıçdaroğlu’nun yaptığına, bir de Devlet Bahçeli’nin yapmış olduğu eylemlere bakın. Sayın Devlet Bahçeli bir devlet adamı kimliğiyle bu konuda gerçekten sorumlu davrandı. Çünkü tahmin ediyorum kendi siyasetinden daha öte burada ailelerin hassasiyeti ve de şüphelinin hak ettiği cezayı almasıyla ilgili bir arayışın içinde. Kılıçdaroğlu gibi bir basitlik göstererek günlük siyasetin malzemesi yapmıyor. Sorumlu siyasetçi, aileleri ve çocukları düşünen bir siyasetçi bu konuyu günlük siyasetin sakızı haline getirmez. Kılıçdaroğlu adeta burada bir tecavüz siyaseti yapıyor. Kendi zaaflarını, söylem geliştirmedeki yeteneksizliğini kullanarak, Ensar Vakfı üzerinden, bu menfur olay üzerinden bir tecavüz siyaseti geliştirerek algı operasyonu yapıyor.” dedi.

Eğitim ile ilgili bütün sivil toplum kuruluşlarının el birliği yaparak pedofiliyle mücadele etmesi gerektiğini ifade eden Dilberoğlu, “Kılıçdaroğlu’ndan şunu beklerdim, kamu yararı olan, 165 tane şubesiyle 37 yıldır Türkiye’ye hizmet etmeye çalışan bir vakfın, bu konuyla ilgili muhataplığı noktasında ne oluyor, ne bitiyor, bu nasıl bir olaydır diyerek bizimle hiç konuşmadan, bizim konuyla ilgili duygu ve düşüncelerimizi anlamadan, dinlemeden direkt bir düşmanlık içinde bu tarz açıklamaları yapmasını da açıkçası çok yadırgıyorum” ifadelerini kullandı.