“PKK, Ezidi çocukları kandırıyor”

Irak’ın Musul kentine bağlı Sincar ilçesindeki Ezidi Komutan Kasım Dırbo, terör örgütü PKK’nın Ezidi çocukları kandırıp, silah altına aldığını belirterek, terör örgütü DAEŞ ve PKK arasında herhangi bir fark olmadığını ifade etti.

Peşmerge güçlerinde görevli Komutan Dırbo, Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) resmi internet sitesine yaptığı açıklamada, “PKK, Ezidi çocukları kandırıyor. Şengal (Sincar) Dağı’nda okul açma bahanesiyle özellikle Ezidi kız çocuklarını kendi saflarına katmaya çalışıyor. Silah altına almak istedikleri çocukları bir cep telefonu alıp, kandırıyor.” dedi.

Dırbo, Sincar’daki PKK militanlarının, Ezidilerin durumundan yararlandığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Ezidiler, yerlerinden olup, iç göçmen durumuna düştü. PKK, gizli bir şekilde bundan yararlanmak istiyor. Ezidilere yaptıklarına bakılırsa, DAEŞ’ten bir farklarının olmadığı görülür.”

PKK’nın saflarına katılan Ezidi çocukların genellikle 15 yaşında olduğunu aktaran Dırbo, “Farklı yöntemler kullanarak çocukların beyinlerini yıkıyorlar. Daha sonra aileleriyle görüşmelerine izin verilmiyor. Şahsen birkaç aile yanıma gelip, çocuklarının durumunu bana izah etti.” ifadelerini kullandı.

Örgütün Sincar’da çocuklara karşı yaptıklarının önüne geçilmesi için çağrıda bulunan Dırbo, Ezidi kanaat önderlerinin en kısa sürede bir araya gelip, bu örgüte “dur” demesi gerektiğini vurguladı.

DAEŞ, 3 Ağustos 2014’te Musul’un Sincar ilçesine saldırı düzenleyip, çok sayıda Ezidi kadın ve çocuğu kaçırmıştı. Söz konusu saldırılardan kaçan birçok Ezidi, Sincar Dağı’na sığınmak zorunda kalmıştı.

Erdoğan’dan AP’nin Türkiye raporuna sert cevap

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 24. Muhtarlar Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın gündeminde AP’nin Türkiye raporu ve dokunulmazlıklar vardı.

AP’nin Türkiye raporu hakkında çok sert ifadeler kullanan Erdoğan;

‘Bu raporun ve kararın sadece iki başlığını anladım gerisini siz zaten tahmin edersiniz. Kararın 17. maddesinde güya çevreci hassasiyetler bahanesiyle Türkiye’nin mega projelerinden kaygı duyulduğu ifade ediliyor. Size bu kaygı bir yerlerden tanıdık geldi mi? Bana geldi. Bu talep bizim önümüzde gezi olayları sırasında da getirilmişti. Aynı şekilde 17-25 Aralık hedeflerinden biri de mega projeleri geliştiren iş adamlarıydı. Savunma sanayi projelerimizi engellemek için çıkartmadık zorluk bırakmadılar. Şimdi de aynı şifreyle AP’nin Türkiye raporunda karşılaşıyoruz. Türkiye 2023 hedeflerinden vazgeçmeyecektir bunu böyle bilesiniz.’ dedi.

“CİBİLİYETLERİNİN GEREĞİNİ YAPIYORLAR”

Akkuyu Nükleer Santrali’nin durdurulması çağrısı. AB üyelerinin temsilcilerinden oluşan bir parlamento. Başkanları da garip garip açıklamalar yapmışlardır. Avrupa’da faaliyet gösteren 135 nükleer santrali ne yapacağız. Dünyada faal olan 444 nükleer santrali ne yapacağız. İnşa edilmekte olan 62 santral için aynı çağrının yapıldığını duyan var mı? O zaman Türkiye’deki santralle ilgili bu kaygı nereden geliyor? Bu kaygının sebebi Türkiye’nin enerji bağımlılığından duyulan kaygı yatıyor olmasın? Rapora bakıyorsunuz, Kıbrıs ve Ege’deki sorunlarla ilgili aynı sakat yaklaşım. Güneydoğu’daki olaylarla ilgili yine yalan yanlış bahaneler. Biz bunları çok iyi biliriz. Bunlar cibiliyetinin gereğini yapıyorlar. Hele bir de raporun 1915 olayları var ki tam evlere şenlik. Ülkemizin ne kadar hasmı varsa gönüllerindeki ve kafasındakileri rapora dökmüşler. Bu raporun hiçbir bağlayıcılığı olmadığını biliyoruz. Arkadaşlar kendilerine iade ettiler. Türkiye’nin raporu geçen yıl olduğu gibi geri iade etmesi gayet normaldir.

İşte Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları…

10 bine yakın muhtarımızı Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde ağırlamış oluyoruz. İnşallah 52 bine yakın muhtarımızın tamamıyla burada buluşmuş olacağız. Bunlar rahatsızlıklarını dışa vururken herhenagi bir ölçüleri olmadığı için işi muhtarlarımıza hakarete kadar vardırabiliyor. Güya bir mizah dergisi muhtarlarımızı aşağılayan bir karikatür yayınlamıştı. Bu dergi kapaktan özür dilemek zorunda kaldı. Sizler bu densizlere hadlerini bildirmek zorunda olmasanız yaptıkları yanına kar kalmıştı. Sizin birliğiniz hiçbir şeyle mukayese olmaz.

56 üyeli İİT’nin 25 ülke devlet ve hükümet düzeyinde katıldı. Gerek zirve toplantılarında, gerek zirve öncesi ve sonrası görüşmelerinde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir. İnsanoğlu hep adalet ve barışın arayışı içinde olmuştur. Bu günümüzde de devam ediyor. Biz hep hayrı anlatacak, emredecek, kötüden de men edeceğiz. Dünyada yaşanan sıkıntıları göze aldığımızda bu teşkilata çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. Dünyada 1,7 milyar Müslüman var. Bunların koordine olması lazım. Bir ümmet bilinci içinde geleceğe yürümesi lazım. Teşkilatın kurumsallaşması, faaliyet alanının genişlemesi için çalışacağız. Teşkilatı adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının terör, sefalet, cehaletle değil; medeniyetimizin parlak günlerinde olduğu gibi insanlığa hizmetle anılması en büyük temennimizdir.

Birincisi Mezhepçiliktir.  İslam dünyası içinde öyle bir virüs haline geldi ki, bu yayılma adeta bir din gibi algılanmaya başladı. Bizim bu noktada dinimiz İslam’dır, İslam’ın içinde böyle bir ayrımcılık olamaz. Buna sıcak da bakamayız. Bize sorduklarında Müslümanım deriz ve gereğini yerine getiririz. Mezhepçilik ayrımcılık olacaksa vay bu toplumun haline.

İkincisi ırkçılıktır. Bizde Romanmış, Boşnakmış, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş, Kürtmüş bizde böyle bir şey yok.

Üçüncüsü de terördür. Geldiğimiz nokta ortada. Çok kayıplar verdik. 40 bini aşkın insanımız 35 yıldır terörün kurbanı oldu. Önce demokratik açılım dedik, milli birlik kardeşlik ve çözüm süreci dedik olmadı. Hepsi bir yana, çözüm sürecini de buzdolabına koyduk. Şimdi operasyonlar dönemi. Bu dönemde bu iş bitecek. Çünkü bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur. Sonuna kadar üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Bu işi başaramazsak yazıklar olsun. Bu işi başaracağız. Bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur, kimsenin bir şeyler elde etmeye de hakkı yoktur.

“TERÖR ÖRGÜTÜ MAHVOLDUK, BİTTİK, NEREYE KAÇACAĞIZ DİYORLAR”

Yaşanan bu terör olayları terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı eylem stratejisi yok olmuştur. Battık, mahvolduk, bittik diyorlar, nereye kaçacağız diyorlar.  Bunların en önemli sebebi, bölge halkının tercihinin bölünmekten yana değil milletimizin devletimizin tek parça kalmasından yana olmasıdır. Terör örgütünün amacını bölge halkı çok iyi görmüştür. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakarca bir mücadele ile terör örgütüyle mücadele etmiştir.

56 üyeli İİT’nin 25 ülke devlet ve hükümet düzeyinde katıldı. Gerek zirve toplantılarında, gerek zirve öncesi ve sonrası görüşmelerinde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir. İnsanoğlu hep adalet ve barışın arayışı içinde olmuştur. Bu günümüzde de devam ediyor.

Biz hep hayrı anlatacak, emredecek, kötüden de men edeceğiz. Dünyada yaşanan sıkıntıları göze aldığımızda bu teşkilata çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. Dünyada 1,7 milyar Müslüman var. Bunların koordine olması lazım. Bir ümmet bilinci içinde geleceğe yürümesi lazım. Teşkilatın kurumsallaşması, faaliyet alanının genişlemesi için çalışacağız. Teşkilatı adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının terör, sefalet, cehaletle değil; medeniyetimizin parlak günlerinde olduğu gibi insanlığa hizmetle anılması en büyük temennimizdir.

Birincisi Mezhepçiliktir.  İslam dünyası içinde öyle bir virüs haline geldi ki, bu yayılma adeta bir din gibi algılanmaya başladı. Bizim bu noktada dinimiz İslam’dır, İslam’ın içinde böyle bir ayrımcılık olamaz. Buna sıcak da bakamayız. Bize sorduklarında Müslümanım deriz ve gereğini yerine getiririz. Mezhepçilik ayrımcılık olacaksa vay bu toplumun haline.

İkincisi ırkçılıktır. Bizde Romanmış, Boşnakmış, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş, Kürtmüş bizde böyle bir şey yok.

Üçüncüsü de terördür. Geldiğimiz nokta ortada. Çok kayıplar verdik. 40 bini aşkın insanımız 35 yıldır terörün kurbanı oldu. Önce demokratik açılım dedik, milli birlik kardeşlik ve çözüm süreci dedik olmadı. Hepsi bir yana, çözüm sürecini de buzdolabına koyduk. Şimdi operasyonlar dönemi. Bu dönemde bu iş bitecek. Çünkü bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur. Sonuna kadar üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Bu işi başaramazsak yazıklar olsun. Bu işi başaracağız. Bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur, kimsenin bir şeyler elde etmeye de hakkı yoktur.

“TERÖR ÖRGÜTÜ MAHVOLDUK, BİTTİK, NEREYE KAÇACAĞIZ DİYORLAR”

Yaşanan bu terör olayları terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı eylem stratejisi yok olmuştur. Battık, mahvolduk, bittik diyorlar, nereye kaçacağız diyorlar.  Bunların en önemli sebebi, bölge halkının tercihinin bölünmekten yana değil milletimizin devletimizin tek parça kalmasından yana olmasıdır. Terör örgütünün amacını bölge halkı çok iyi görmüştür. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakarca bir mücadele ile terör örgütüyle mücadele etmiştir.

56 üyeli İİT’nin 25 ülke devlet ve hükümet düzeyinde katıldı. Gerek zirve toplantılarında, gerek zirve öncesi ve sonrası görüşmelerinde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir. İnsanoğlu hep adalet ve barışın arayışı içinde olmuştur. Bu günümüzde de devam ediyor.

Biz hep hayrı anlatacak, emredecek, kötüden de men edeceğiz. Dünyada yaşanan sıkıntıları göze aldığımızda bu teşkilata çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. Dünyada 1,7 milyar Müslüman var. Bunların koordine olması lazım. Bir ümmet bilinci içinde geleceğe yürümesi lazım. Teşkilatın kurumsallaşması, faaliyet alanının genişlemesi için çalışacağız. Teşkilatı adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının terör, sefalet, cehaletle değil; medeniyetimizin parlak günlerinde olduğu gibi insanlığa hizmetle anılması en büyük temennimizdir.

Birincisi Mezhepçiliktir.  İslam dünyası içinde öyle bir virüs haline geldi ki, bu yayılma adeta bir din gibi algılanmaya başladı. Bizim bu noktada dinimiz İslam’dır, İslam’ın içinde böyle bir ayrımcılık olamaz. Buna sıcak da bakamayız. Bize sorduklarında Müslümanım deriz ve gereğini yerine getiririz. Mezhepçilik ayrımcılık olacaksa vay bu toplumun haline.

İkincisi ırkçılıktır. Bizde Romanmış, Boşnakmış, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş, Kürtmüş bizde böyle bir şey yok.

Üçüncüsü de terördür. Geldiğimiz nokta ortada. Çok kayıplar verdik. 40 bini aşkın insanımız 35 yıldır terörün kurbanı oldu. Önce demokratik açılım dedik, milli birlik kardeşlik ve çözüm süreci dedik olmadı. Hepsi bir yana, çözüm sürecini de buzdolabına koyduk. Şimdi operasyonlar dönemi. Bu dönemde bu iş bitecek. Çünkü bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur. Sonuna kadar üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Bu işi başaramazsak yazıklar olsun. Bu işi başaracağız. Bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur, kimsenin bir şeyler elde etmeye de hakkı yoktur.

“TERÖR ÖRGÜTÜ MAHVOLDUK, BİTTİK, NEREYE KAÇACAĞIZ DİYORLAR”

Yaşanan bu terör olayları terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı eylem stratejisi yok olmuştur. Battık, mahvolduk, bittik diyorlar, nereye kaçacağız diyorlar.  Bunların en önemli sebebi, bölge halkının tercihinin bölünmekten yana değil milletimizin devletimizin tek parça kalmasından yana olmasıdır. Terör örgütünün amacını bölge halkı çok iyi görmüştür. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakarca bir mücadele ile terör örgütüyle mücadele etmiştir.

ASIL HEDEFİN BİZİ KAZIMAK OLDUĞUNUN FARKINDAYIZ”

Türkiye’nin bugünkü sınırları bizim son sınırlarımızdır. 100 yıl önce 5 milyon kilometrekareydi. Bunun ancak 780 bin kilometresini muhafaza edebildik. Asıl hedefin bizi kazımak olduğunun farkındayız. Hiç kimse kusura bakmasın artık o devir geride kaldı. Biz hem devletimizin fiziki sınırlarına sahip çıkacağız, hem de gönül sınırlarımızı açık tutacağız.

DOKUNULMAZLIK TARTIŞMASI

TBMM’de dokunulmazlık konusunda sağlanan uzlaşmayı takdirle karşılıyorum. HDP bırakın Türkiye partisi olmayı, benim vatandaşlarımın hepsine düşmanlık etmek için kurulmuş bir parti niteliğindedir. Bayraktan, ezandan, camiden, İstiklal Marşı’ndan, vatandaşımızın kılık kıyafetinden rahatsız olan bir parti bu ülkenin partisi olamaz. Nitekim dünyanın neresine gittikysek, milletimize husumet besleyen herkesin bunları desteklediklerini gördük. Şimdi paralel yapı da bunları safına katılmış durumda. ABD’de Ermenileri, PKK’lıları, Paralel devleti ve HDP’lileri bize karşı eylem yaparken gördüm.

Erdoğan'dan AP'nin Türkiye raporuna sert cevapDavutoğlu, Avrupalıları gözlerinin içine baka baka eleştirdi

Teröristler PKK’nın halka zulmünü anlattılar

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde teslim olan 7 teröristten üçünün daha itiraf görüntülerine ulaşıldı. Teslim olan teröristler, bölücü terör örgütünün sözde yöneticilerinden aldıkları emirler doğrultusunda vatandaşların evlerini yaktıklarını, genç yaştaki çocukların kandırılmalarını ve yaralı oldukları halde terör örgütü tarafından nasıl ölüme terk edildiklerini anlattı.
Teröristler PKK'nın halka zulmünü anlattılarPKK’dan büyük binaları yakın talimatı
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde teslim olan 7 teröristten üçünün daha itiraf görüntülerine ulaşıldı. Teröristler, hainlerin genç yaştaki çocukları nasıl ölüme sürüklediğini, Kürt vatandaşların evlerini tahrip etmeleri için aldıkları talimatları, terör örgütü tarafından insan canının nasıl hiçe sayıldığını ve uğradıkları ihanetleri tek tek sıraladı.

“GİTTİKLERİ YOL İYİ BİR YOL DEĞİL, BU YOL KÜRT DAVASI DEĞİL”

15 yaşındaki çocukların, bölücü terör örgütü tarafından acımadan ölüme sürüklendiğini dile getiren itirafçı bir terörist, “Halk bizden kaçtı, evlerini terk edip gittiler. Evlerin duvarlarını deldik, evlerin altlarında tüneller kazdık. Kaçtığımız evleri yaktık, çok fazla zarar verdik Kürt halkına ve bölge halkına. Milletin göç etmesine sebep olduk. Milletin evlerini talan ettiler, millete zarar verdiler. Bize vaat ettikleri hiçbir şeyi yapmadılar. Bizi direkt ölüme sürdüler. Bize ‘değerli olan eşyaları alın, duvarları delin, işiniz bittiğinde evleri yakın’ dediler. Pişmanım, ben devletin adaletine sığındım. Teslim olmaya geldik, bizi aldılar, bize direkt yemek ve içecek verdiler. Bizi iyi ağırladılar. 16,17 yaşında, 15 yaşındaki genç çocuklar vardı, hepsi telef oldu. En kısa zamanda gelip devlete sığınsınlar, bunun başka bir çaresi yok. Gittikleri yol iyi bir yol değil, bu yol Kürt davası değil. Bunlar kin kusuyor, gencecik çocukları resmen ölüme sürüklüyorlar” diye konuştu.

“EĞER BU BARİKATLARIN HALKA BİR FAYDASI OLSAYDI, HALK BURADA OLURDU”

Teslim olmadan önce tereddütleri olduğunu belirten bir terörist, teslim olduktan sonra çok iyi muamele gördüğünü belirtti. Halkın terör örgütüne destek vermediğini, aksine terör yüzünden memleketlerini terk ettiğini anlatan itirafçı, “Eğer bu barikatların halka bir faydası olsaydı, halk burada olurdu, hendekleri, barikatları bırakıp gitmezdi. Teslim olmaya karar vermiştim ama korkum vardı. Yanlış anlaşılıp vurulma korkum vardı, biraz tereddütlerim vardı. Bir evden diğer bir eve geçmek için duvarlar deliniyordu, bir nevi tüneller açılıyordu. Mevziler yapılmıştı önceden. Önceden örgütün yerleştirdiği patlayıcılar vardı, evlerde patlama sonucu yıkım oluyordu” ifadelerini kullandı.

“YARALANDIĞIM GÜN BENİ BIRAKIP GİTTİLER AMA BU HASTANEDE BANA ÇOK İYİ DAVRANDILAR”

Terör örgütünün kendisini yaralı olduğu halde ölüme terk ettiğini, devletin ise kendisine kucak açıp tedavi ettiğini anlatan bir itirafçı ise, şunları kaydetti:

“Yanımda bir patlama oldu. Oradaki doktor sözde beni muayene etti ama herhalde etim çürüdü. Doğru dürüst muayene etmediği için gittikçe kötüleşmeye başladım. Beni tek başıma bir evde bıraktılar, orada epey zorlandım, epey kan kaybettim. Bu yüzden şimdi buradayım, arkadaşlar yardımcı oluyor, beni tedavi ettiler. Gençleri, cahil çocukları, yaşları küçük olan bütün insanları kandırıp bu hale getiriyorlar. Benim yaralandığım gün beni bırakıp gittiler ama burada hastanede bana çok iyi davrandılar, hiçbir şekilde sorun yaşamadım. Bana her türlü yardımda bulundular.”

Kaymakam​’dan Jirki aşiretine ziyaret

Beytüşşebap ilçesinden Ayvalık köyünde bulunan evine aracıyla seyir halinde olan Jirki aşireti lideri Tahir Adıyaman’ın aracına Hisarkapı mevkiinde yol kesen bir grup terörist tarafından uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi. Saldırıya Tahir Adıyaman’ın adamlarının karşılık vermesiyle çatışma çıktı. Çıkan çatışmada yaralanan Adıyaman, Ayvalık Jandarma Karakol Komutanlığı’na kaldırılarak askeri helikopterle Şırnak’a gönderildi.

Beytüşşebap Kaymakamı Kadir Güntepe, saldırıda yaralanan aşiret lideri Tahir Adıyaman’a geçmiş olsun ziyaretinde bulundu.

Güntepe, görüşmeye dair fotoğraf paylaşarak, “PKK Saldırısı sonucu yaralan Jirki aşireti lideri Tahir ADIYAMAN’a geçmiş olsun ziyaretinde bulunduk” notunu düştü.

Terör örgütüne malzeme taşırken yakalandılar

Bir ihbarı değerlendiren Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Van-Başkale karayolunda durdurdukları araçta arama yaptı. Araçta, terör örgütü PKK’ya götürülmek üzere hazırlandığı belirlenen bol miktarda gıda, teröristlerin patlayıcı yerleştirmek için kullandığı tencere ve çaydanlık ile çivi, kablo ve koli bandı ele geçirildi.

Olayla ilgili Ş.Y, H.K. ve S.A. gözaltına alındı.

Emniyetteki ifade işlemlerin ardından H.K. serbest bırakıldı, adliyeye sevk edilen şüpheliler Ş.Y. ve S.A, terör örgütüne malzeme temin etme suçundan tutuklandı.

Yol kesen terörist öldürüldü

13 Mart 2016 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağıyla birlikte start verilen terörle mücadele kapsamındaki “Şehit Jandarma Uzman Çavuş Ramazan Gülle Operasyonu” devam ediyor. Bu çalışmalar kapsamında güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada etkisiz hale getirilen Armanc Azadî kod adlı PKK’lı terörist Selman Akın’ın, geçmiş zamanlarda yol kesip vatandaştan kimlik sorgusu yaptığı ifade edildi.

HAKKARİ’DE 3 TERÖRİST TESLİM OLDU

Hakkari’de terör örgütü PKK’dan kaçan 3 terörist güvenlik güçlerine teslim oldu.Valilikten yapılan açıklamada, Yüksekova’da iki, Çukurca’da da bir terör örgütü mensubunun güvenlik güçlerine teslim olduğu belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
”Bölücü terör örgütünün faaliyet gösterdiği kırsal alandan kaçan 2 erkek bölücü terör örgütü mensubu 15-17 Nisan 2016 tarihlerinde Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı Merkez Jandarma Karakol Komutanlığı görevlilerimizce icra edilen yol kontrol faaliyeti esnasında silahsız ve teçhizatsız olarak teslim olmuştur. Bir erkek bölücü terör örgütü mensubu da 17 Nisan 2016 günü Çukurca 2’nci Hudut Tugay Komutanlığına bağlı Serbest Üs Bölgesine teslim olmuştur. Bölücü terör örgütü mensubu üzerinde yapılan kontrollerde, 1 tabanca, 1 şarjör, 5 fişek, 2 bıçak ele geçirilmiştir. Olaylar ile ilgili adli tahkikat devam etmektedir.”

Çok sayıda el yapımı patlayıcı imha edildi

Şırnak’ta terör örgütü PKK mensuplarını etkisiz hale getirmek için yürütülen operasyonlar kararlılıkla devam ediyor.

Şırnak’ta  terör örgütüne yönelik yürütülen operasyonlar kapsamında 16-17 Nisan’da evlerde yapılan aramalarda teröristlerce tuzaklanan çok sayıda el yapımı patlayıcı tespit edilerek imha edildi.

El yapımı patlayıcıların, evlerdeki lavaboların alt tarafına, televizyon dolabının kapak arkasına görülmeyecek şekilde yerleştirildiği tespit edilen operasyonlarda, bölücü terör örgütü mensubu teröristlerin terk ettikleri binalarda yapılan aramalarda da bol miktarda silah ve mühimmat ile örgütsel doküman ele geçirildi.

Ayrıca sokaklara kurulan barikatların kaldırılması işlemlerine de devam edildi.

”ARTIK MAHALLEMDE FUTBOL OYNAMAK İSTİYORUM”

Bu arada operasyonlar kapsamında Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde tahliye edilen vatandaşlar, evlerine dönmek istediklerini bildirdi.

Bölgeden tahliye edilen yaşlı bir vatandaş “40 gündür evlerimizi bırakmışız, gelmişiz buraya akrabalarımızın evine. Evlerimizden haber alamıyoruz, yakmışlar, hiçbir şey bilmiyoruz. Nerede kalacağımızı bilmiyoruz, kalacak yerimiz yok. Evlerimize gitmek istiyoruz, evlerimiz yapılsın istiyoruz. Evlerimizin önüne hendek kazdılar, kazmayın dedik, yine de kazdılar, biz de kaçmak zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.

Y.E. adlı çocuk ise terör yüzünden okulların kapandığını belirterek, şunları kaydetti:

“Kimse evlerine dönemedi. Evler yıkıldı, hepsi yıkılıyor. Ben mahalleme dönmek istiyorum, terör yüzünden dönemiyoruz. Yani okula gidip oyun oynamak, ders çalışmak istiyorum ve mahallemde futbol oynamak istiyorum

PKK örgütünde çözülme hızlandı

Terör örgütü PKK elebaşılarından Cemil Bayık’ın, il ve ilçelerdeki teröristlere kırsala çekilme, il ve ilçeleri de YPS’ye bırakmaları yönünde telsizden verdiği talimatın ardından örgütteki çözülme hızlandı.Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, terör örgütü mensuplarına yönelik operasyonların sürdüğü Mardin’in Nusaybin ilçesinde köşeye sıkışan çok sayıda terörist, Bayık’ın talimatını da fırsat bilerek canlarını kurtarmak için kırsala kaçmaya başladı. Teröristler, güvenlik kuvvetlerini yanıltıp yer değiştirmek için sis bombaları kullanıyor. İlçede bu nedenle yoğun duman bulutu göze çarpıyor. Kaçmaya çalışan teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalarda dün geceden beri Nusaybin’de 24 terörist etkisiz hale getirildi.

Kaçmaya çalışan teröristlerin örgütün dağ kadrosundan, PYD/YPG mensubu oldukları, arkada bıraktıkları YPS mensubu teröristlerin güvenlik güçleriyle çatışmasından faydalanarak kaçmak için zaman kazanmaya çalıştıkları tespit edildi. Dağ kadrosundaki örgüt mensuplarının bu tutumunun, YPS’li teröristler arasında ciddi sorunlara yol açtığını belirten güvenlik güçleri, Cemil Bayık’ın telsizdeki talimatlarından sonra, YPS’li teröristlerin, “Bizi üvey çocuklar olarak görüyorlar. Bizi yem olarak görüyorlar” değerlendirmeleri ve teslim olmaya yönelik ifadelerinin telsiz konuşmalarına yansıdığını kaydetti.

İŞTE TELSİZ KONUŞMALARI

 Güvenlik kaynakları, Mardin’in Nusaybin ilçesinde operasyon devam ederken “walki tolki” telsizinden elde edilen görüşmeleri paylaştı. Terör örgütü mensuplarının telsiz konuşmaları şöyle:

“Saat 21.34

AGİT: Arkadaşlar öldük öldük öldük.

CUDİ: Şoraj’a ulaşamıyoruz. O da mı öldü yoksa?

AGİT: Atış direkt üstümüze geliyor (panik halde konuşuyor). Yaa acil destek gönderin, Cudi bize destek gönderin, acele edin Cudi.

CUDİ: Tamam tamam da, burası da cehennem gibi. Dayanın bakacağız çaresine.

AGİT: Cudi beni görüyor musun?

CUDİ: Hayır, nasıl göreyim, kafamı çıkaramıyorum ki. Biri de bana yardım etse.

Saat 21.42

CUDİ: Şoraj’a ulaşmaya çalışıyorum, ama ses yok. Sanırım öldü veya cevap verecek durumda değil.

AGİT: Öldü hevaller, öldü hevaller. Çok kayıp veriyoruz. 3 şerefsiz de kaçtı. Nereye gittiler bilmiyorum.

CUDİ: Dayan, dayan, gözetlemeye devam edin Agit. Şoraj’a ulaşırsam durum değişebilir…

Saat 22.18’de büyük telsizden tüm telsizlere Kürtçe çağrı yapılıyor:

Kod adı belli değil: Hevaller belki yarın öbür gün öldüğümüzde bizim bir mezar taşımız bile olmayacak. Ailelerimiz bizim mezarımızı bile bilemeyecek. Yüksekova’daki, Sur’daki, Cizre’deki arkadaşlarımız gibi olmayalım. Aileleri şu an onları arıyor, sonumuzun ne olacağını bilemiyoruz hevaller iyi düşünün. Ya burada öleceğiz, ya da teslim olup yaşayacağız. Bence her şeye rağmen yaşamak diyorum. Bizi gözden çıkarmışlar. Kandil bizi bırakmış, biz neye burada savaşıyoruz. Rojava’dan gelenler nerede? Burası Kobani gibi değil dediler, anladılar, kaçıyorlar. Halkınız için dediler, halk yok, herkes gitti. Düşünün neye savaşıyoruz? Karar verelim. Bana destek verenler, çağrı bekliyorum.”

Terörün halka zulmünü açık açık anlattı

Yüksekova ilçesinde teslim olan 7 teröristten üçünün daha itiraf görüntülerine ulaşıldı. Teröristler, hainlerin genç yaştaki çocukları nasıl ölüme sürüklediğini, Kürt vatandaşların evlerini tahrip etmeleri için aldıkları talimatları, terör örgütü tarafından insan canının nasıl hiçe sayıldığını ve uğradıkları ihanetleri tek tek sıraladı.

“GİTTİKLERİ YOL İYİ BİR YOL DEĞİL, BU YOL KÜRT DAVASI DEĞİL”
15 yaşındaki çocukların, bölücü terör örgütü tarafından acımadan ölüme sürüklendiğini dile getiren itirafçı bir terörist, “Halk bizden kaçtı, evlerini terk edip gittiler. Evlerin duvarlarını deldik, evlerin altlarında tüneller kazdık. Kaçtığımız evleri yaktık, çok fazla zarar verdik Kürt halkına ve bölge halkına. Milletin göç etmesine sebep olduk. Milletin evlerini talan ettiler, millete zarar verdiler. Bize vaat ettikleri hiçbir şeyi yapmadılar. Bizi direkt ölüme sürdüler. Bize ‘değerli olan eşyaları alın, duvarları delin, işiniz bittiğinde evleri yakın’ dediler. Pişmanım, ben devletin adaletine sığındım. Teslim olmaya geldik, bizi aldılar, bize direkt yemek ve içecek verdiler. Bizi iyi ağırladılar. 16,17 yaşında, 15 yaşındaki genç çocuklar vardı, hepsi telef oldu. En kısa zamanda gelip devlete sığınsınlar, bunun başka bir çaresi yok. Gittikleri yol iyi bir yol değil, bu yol Kürt davası değil. Bunlar kin kusuyor, gencecik çocukları resmen ölüme sürüklüyorlar” diye konuştu.

“EĞER BU BARİKATLARIN HALKA BİR FAYDASI OLSAYDI, HALK BURADA OLURDU”
Teslim olmadan önce tereddütleri olduğunu belirten bir terörist, teslim olduktan sonra çok iyi muamele gördüğünü belirtti. Halkın terör örgütüne destek vermediğini, aksine terör yüzünden memleketlerini terk ettiğini anlatan itirafçı, “Eğer bu barikatların halka bir faydası olsaydı, halk burada olurdu, hendekleri, barikatları bırakıp gitmezdi. Teslim olmaya karar vermiştim ama korkum vardı. Yanlış anlaşılıp vurulma korkum vardı, biraz tereddütlerim vardı. Bir evden diğer bir eve geçmek için duvarlar deliniyordu, bir nevi tüneller açılıyordu. Mevziler yapılmıştı önceden. Önceden örgütün yerleştirdiği patlayıcılar vardı, evlerde patlama sonucu yıkım oluyordu” ifadelerini kullandı.

“YARALANDIĞIM GÜN BENİ BIRAKIP GİTTİLER AMA BU HASTANEDE BANA ÇOK İYİ DAVRANDILAR”
Terör örgütünün kendisini yaralı olduğu halde ölüme terk ettiğini, devletin ise kendisine kucak açıp tedavi ettiğini anlatan bir itirafçı ise, şunları kaydetti:
“Yanımda bir patlama oldu. Oradaki doktor sözde beni muayene etti ama herhalde etim çürüdü. Doğru dürüst muayene etmediği için gittikçe kötüleşmeye başladım. Beni tek başıma bir evde bıraktılar, orada epey zorlandım, epey kan kaybettim. Bu yüzden şimdi buradayım, arkadaşlar yardımcı oluyor, beni tedavi ettiler. Gençleri, cahil çocukları, yaşları küçük olan bütün insanları kandırıp bu hale getiriyorlar. Benim yaralandığım gün beni bırakıp gittiler ama burada hastanede bana çok iyi davrandılar, hiçbir şekilde sorun yaşamadım. Bana her türlü yardımda bulundular.”

Asker didik didik terörist arıyor

Mardin’in Nusaybin ilçesinde dün Suriye tarafındaki Kamışlı’ya kaçmaya çalışan 2’si üst düzey 18 PKK’lının etkisiz hale getirilmesinin ardından güvenlik güçlerinin bölgedeki operasyonları sürüyor.

PKK’LILAR YER DEĞİŞTİRMEK İÇİN SİS BOMBALARI KULLANIYORLAR

Gündüz operasyonlar sürerken Nusaybin tarafından yükselen yoğun dumanın, PKK’lı teröristlerin çatışmalar esnasında yer değiştirmek ve güvenlik güçlerini yanıltmak maksadıyla kullandığı sis bombalarından kaynaklandığı belirtildi.

Asker didik didik terörist arıyor
24 PKK’LI ÖLDÜRÜLDÜ

Ayrıca Nusaybin ilçesinde dün düzenlenen ayrı bir operasyonda da 6 PKK’lının etkisiz hale getirildiği belirtildi. İlçede dün her iki operasyonda toplam 24 PKK’lı etkisiz hale getirildi.

Asker didik didik terörist arıyor
Asker didik didik terörist arıyor

Asker didik didik terörist arıyor
Asker didik didik terörist arıyor

Asker didik didik terörist arıyor
Asker didik didik terörist arıyor